Bir Şikemperverin Gastro-Seyahat Notları: Merhaba Cancağızım adıyla ve Mylos Kitap etiketiyle basılan kitap, yazarı Ufuk Kaan Altın‘ın yıllardır gidip geldiği Yunan Adaları‘na dair notlarından oluşuyor.

Tek tek bütün adalara dair (Girit, Kalimnos, Kos, Leros, Meis, Mikonos, Naksos, Nisiros, Paros, Patmos, Rodos, Sakız, Santorini, Simi, Siros) tarihleri, kültürel ve sosyal yapıları, nerede kalınacağı, neler yemek gerektiği ve nasıl gidileceğine kadar oldukça ayrıntılı ve kendi deneyimlerinden oluşan bilgiler veriyor. Burnumuzun dibinde, aynı denizi aynı havayı paylaştığımız, ancak samimiyet, lezzet ve huzur anlamında bizden birkaç adım ileride olan bu yerleri daha yakından tanımak isteyenler için Merhaba Cancağızım kaçırılmaması gereken bir rehber.

13319967_1224757677569640_1642413128431802629_n


Merhaba Cancağızım, Ufuk Kaan Altın, Mylos Kitap, Haziran 2016, 201 sayfa


Satın Al

 

Kitaptan tadımlık bir bölüm:

Beni en çok etkileyen, “Türkiye’de niye olmuyor? Olanı neden bu kadar az?” diye hyıflandığım, o topraklardaki hırstan arınmış, sessiz sakin yaşayıp giden insanlar oldu. Eminim ki 10 sene sonra gitsem de her birini bıraktığım gibi bulacağım. İlerlemeye karşı değilim, yanlış anlaşılmasın ama mevcut olan zaten iyi ve güzelse, değiştirmeye çalışmak niye?

Hiçbiri, “Bu yaz ikinci katı çıkayım, bahçemi büyüteyim, 8-10 masa daha ekleyeyim de parayı vurayım,” diye düşünmüyor. Yemek yediğim hemen her taverna-lokanta, aile işletmesiydi bir kere. Mutfakta anne ya da baba, serviste oğullar ya da kızları. İşini dürüstçe yapan, bozulmamış, basit, samimi, candan, sevecen insanlar…

Popülerleşmiş, tamamen turistik olmuş adalardan bahsetmiyorum tabii. Onları çok sevmediğimi kitabı okuyunca hissedeceksiniz zaten. Popülerlik artıp ölçüler büyüdükçe bozulma da çoğalıyor ister istemez. Bu durumda tavsiyem, illa o adalara gidecekseniz en azından iç kesimlerine doğru yol alıp turistik mekanlardan uzak durmanız.

Benim en sevdiğim adalara gelince: İlk sıraya Meis’i koyuyorum. En küçükleri o. En şirin olanı da… Usta bir ressamın fırçasından çıkmışcasına büyüleyici Simi’yi de ayrı bir yere koyuyorum.

 

Paylaş