“Dünyanın gözünde itibarı ne olursa olsun, yazı onu yaratan şeydir sonunda.”

Kendi uğraş alanı ile ilgili konuşan, yazan kişiler çok nadiren mütevazı olabildikleri için, bu tür konuşmalardan ya da metinlerden genelde uzak dururum. İyi niyetli olsalar bile, bir noktadan sonra “bu iş böyle yapılmalı”, “doğrusu budur” gibi ağır cümleler dökülüverir ortalığa. Bu ağırlığın altından, onu söyleyenler ya da yazanlar nasıl kalkabiliyor bilemem ama, benim bu yüke ihtiyacım yok. Hele ki, konu yazmak olunca… Çünkü yazı bütünlüklü ve devingen bir alan; her bir metin, yazarının yaratıcılığının yanında, insanlığın birikiminin bir sonucu. Ve bu birikimin kaynağı da yine yazının kendisi.

Yazmalı Defter, Faruk Duman, Alakarga Yayınları, Kasım 2017, Deneme, 94 sayfa

 

Faruk Duman‘ın Yazmalı Defter‘i, büyük laflar edip, yazarlık dersi vermenin peşinde değil. Oldukça mütevazı, naif; ama her bir cümlesiyle okuyanın zihnini silkeleyecek kadar da güçlü. Mutlak formüller sunmak, beylik cümlelerle onu yönlendirmek yerine, okura, kendi sorularına cevap bulabileceği işaretler, notlar bırakıyor. Üstelik bu notlar, bir solukta bitirmek isteyeceğiniz kadar akıcı, kendinizi kaptırabileceğiniz kadar lezzetli…

“Kendisini, yazmaya çalıştığı kişilerden çok başka bir yerde gören yazarın, yazdığı karakterleri anlama şansı pek yoktur.”

Bir okur olarak, kitabın kendisinin dışına çıkıp, onun yazarı ve yazılma süreci ile ilgili merakımız, ancak söz konusu kitap bizi gerçekten etkilediğinde ortaya çıkar. Sevdiğimiz metnin yazarını tanımak, kitabın neden, hangi koşullarda yazıldığını anlamak isteriz. Bu anlama süreci, kitabın üzerimizdeki etkisini olumlu ya da olumsuz, mutlaka etkiler. Bazen yazarın bir röportajında söylediği bir söz, kitabının üzerimizdeki etkisini iki kat derinleştirir. Bazen de onunla ilgili öğrendiğimiz bir haber ya da sosyal medya hesaplarında yaptığı bir paylaşım kitabını kütüphanemizdeki “değersizler” rafına atıvermemize neden olur.

Elbette her bir metin, yazarından bağımsız bir sanat ürünüdür. Ancak, gerçek bir metin hiçbir zaman sadece bir proje olarak ortaya çıkamaz. Mutlaka yazarından bir iz taşır. Bu yüzden okur, ister istemez yazarı ve yazılma sürecini merak eder. Metinle kurmuş olduğu bağı derinleştirmek ister.

Bunu yapabilmenin olanakları da günümüzde oldukça geniştir. Hatta bazen kitabın kendisinden önce yazarıyla tanışıverir, onunla ilgili haberleri görüveririz. Günümüzdeki bilgi akışında, ihtiyaç duyduklarımızı ayırt edebilmek de pek mümkün değil. Yazarın nereye tatile gittiğini, ilişki durumunu, hangi takımı tuttuğunu, o gün ne yediğini, gündemdeki bir konuyla ilgili ne düşündüğünü öğreniveririz. Bu durum sadece “çok satan” yazarlar için geçerli değil, ana akım medyanın kapsama alanı dışında kalan, ama sosyal medyayı kullanan tüm yazarlar için geçerli. Edindiğimiz bu gerekli/gereksiz bilgi yığını, ister istemez metinle kurmuş olduğumuz bağı da etkiler.

“Öyle ya, belki yazmadan durabilmeyi öğrenmek kimi vasat yazarlar için daha yaşamsal olabilir.”

Faruk Duman, Yazılı Defter‘de ağırlıkla yazmanın nedenleri üzerinde durur. Bu durumda akla gelebilecek tüm nedenleri, konuyla ilgili daha önce söylenmiş sözleri irdeler ve birbirleriyle karşılaştırır. Bunu yaparken sanat ürününün de, insanın da tüm yönlerini hesaba katar ve bu ikilinin birbiriyle olan etkileşimini kitabın ana eksenine oturtur.

“İnsanlar bir gün bir bir ayağa kalkıp Midas’ın kulaklarının eşek kulakları olduğunu söyleyeceklerdir. Neden, çünkü insan anımsar ve hikâye anlatmadan duramaz.”

İnsanın neden yazdığı kadar, neden okuduğu da, üzerine düşünmeyi hak eden bir konu. Bazen bu ikisinin motivasyonları aynı, ya da benzer olabiliyor: Eğlenmek, haz almak, oyalanmak, öğrenmek/öğretmek,  görev icabı vb. Sebebiniz her ne olursa olsun, okumak için “Yazılı Defter” doğru bir tercih olacak.

Kitabın biçimiyle de ilgili birkaç söz söylemem gerek. Alakarga’nın kitaplarında oturttuğu minimal konsepti fazlasıyla beğenmekle birlikte, bazı kitaplar için seçilen görselleri özensiz buluyorum. Yazmalı Defter‘in kapak görseli, hem oldukça sıradan, hem de kitabın kendisiyle alakasız. Ücretsiz stok fotoğraf sitelerinde kolaylıkla rastlanan bu görseli, kitabın ve kapak tasarımının kalitesine yakıştıramadım sadece.

 

 

 

turgay özçelik

Kültür Mafyası Genel Yayın Yönetmeni
turgay@kulturmafyasi.com
Paylaş