İnsan olmak ne çok hayvan istiyor

dalımdan inmemişken daha bir baykuşun gamı

dikenli ruhuyla geziyorum kirpinin

ve bir sokak iti gibi yaslı yaşlı bakarken

güzel ve yalnız insanlarına ülkemin

(yalnızlık: ülkenin ve insanların uyağı)

Sur’da güzel ve yalnız ve kirli bir kedi

sekiz canını yitirmiş, bir canı kendi

öyle yanık, öyle yıkık, öyle kederli…”

Haydar Ergülen’in yeni kitabı, sen güneş kokuyorsun daha! adıyla tam anlamıyla bütünleşen bir kitap. Farklı yıllardaki çalışmalarından derlenmesine karşın kitabın genel tonu sıcak bir sarı. Okşayıcı, yatıştırıcı, göz yaşartan bir hüzne sarılı. Sevecen ama kimi yerde alaycı. Sıcak ama yakmaktan değil, kuşatmaktan yana.

Babaannem derdi ki: İnsan kısadır oğlum

ve bilmezden gelir kısalığını, bilseydi

yarışmazdı yollarla, göğe evler yükseltmezdi”

Haydar Ergülen şiirinin aşina özellikleri kendini koruyor elbette: Kendi kendine fısıldar gibi içe süzülen şiirler. Kendi kendine gülümser gibi insanı hüzünlendiren şiirler. Giden sevgilinin eline dokunur gibi. Biten bir şeyle vedalaşır gibi. Kalbine bakıp dünyanın acısını görür gibi. İnsanın kısalığını bilir gibi. Kabullenmiş, yatışmış ama unutmamış gibi.

unutalım unutalım unutmazsak eskir çünkü

hatırlamak ilk defa gibidir hep ve her şeyi

hatırlayalım, hatırlamak eski yazlar gibi

hep yeni ve hep seni sevmek gibi iyi…”

Altı bölüme ayrılmış şiirlerin içinde Firuzan’ın unutulmaz Parasız Yatılı’sıdan yola çıkan, hem yazara hem esere bir saygı duruşu olan bölüm özellikle öne çıkıyor. İnce, kırılgan bir güç barındıran bu şiirler edebiyatın türler arası geçirgenliğine enfes bir örnek.

Umuda göç edilir umutsuzluğa değil

yoksa neden göçmen olur kişi”

Ergülen şiirlerinde kendini hep hissettiren o yalın ve derin ruh burada da ortaya çıkıyor elbet: Kendiyle çelişir ama kendini affeder; kendini ayırır ama ayrılığa küser; yaza sığınır ama yurdunu sonbahardan seçer; yarayı okşar, suçu itiraf eder; kavrulur, küle döner ama şarkısını söylemeye devam eder.

fakat iki kişidir yoldaki insan, biri gitmek ister hep,

biri durdurmak ister onu durmadan, yoldur giden sadece.”

sen güneş kokuyorsun daha!, zarif, narin ama güçlü şiirlerden oluşuyor. Adeta akşam güneşinin vurduğu, yoğun ve sıcak sarıya boğulmuş bir odada geçiyor. Yaz kokusu hâkim oysa sonbahar. Sevda hüznün paltosunu giyiyor. Uzun bir kış kapıda. Ama ardından bahar göz kırpıyor. Ve serçe sesleri…

İçinde ne çok hayvan

varsa insan o kadar insan”


sen güneş kokuyorsun daha!, mizanpaj ve bölümlerin düzenlenişi açısından çok derli toplu bir kitap. Kapak çalışması sade ama yaratıcı. Şiir alıntısı konmasa daha çarpıcı olabilirdi doğrusu ama şu haliyle de ortalamanın üstünde.

Anıl Ceren Altunkanat

Kültür Mafyası Editörü

ceren@kulturmafyasi.com

Latest posts by Anıl Ceren Altunkanat (see all)

Paylaş