Yönetmen: James Cameron
Senaryo: James Cameron
Tür: Tarih, dram, macera
Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Kate Winslet, Billy Zane
Yapım: ABD, 1997, 194′

Numan Serteli  

 ★★★½☆ 

3D falan hikâye; ancak, tekrar ve büyük perdede izleyince, kanaat getirdim ki James Cameron -yeni teknolojilerle falan- tekrar çekilmesi tamamen anlamsız kalacak ölçüde, tekniği görkemli ve de kalitesi mükemmel bir iş çıkarmış.. Öte yandan, zaten ‘kendinden trajik’ bir olayı anlatırken, ajitasyonu sonuna kadar kökleyerek, seyirciyi adeta perişan etmeye yeltenmesi, bünyeyi yeterince bunaltmışken; dünyanın en meşhur aşk hikâyelerini yavan kılacak gözü karalıkta ve ağdalı bir sevdayı ballandıra ballandıra anlatmaya çalışması -bencileyin hassas kişilerde- ‘iç şişmesi’ adı verilen bir semptom oluşturabilir ki “Aman dikkat” diyorum! Titanic’i, on beş yıl sonra, beyaz perdede yeniden ve hem de 3D olarak batırmak için, buyrun sinemalara..

Magnifica Presenza

Yönetmen: Ferzan Özpetek
Senaryo: Ferzan Özpetek, Federica Pontremoli
Tür: Dram
Oyuncular: Elio Germano, Paola Minaccioni, Beppe Fiorello, Cem Yılmaz
Yapım: İtalya, 2012, 105′

Numan Serteli  

 ★★★☆☆ 

Kendi dünyasında, kendi halinde yaşayan, yalnız ve ‘hayalci’ bir gencin, biraz ortamın uygunluğu, biraz da özel hayatındaki sorunların bastırmasıyla, hemen yakınında beliren ‘hayal alemi’ne umarsızca dalışı.. Ele alınması ve gerçekleştirilmesi hem ustalık, hem de büyük cesaret isteyen bu ‘fantezi’ deneme, hayal gücünü -gerektiği yerlerde- dizginleyememekten kaynaklanan abartıdan, bir çok ayrıntıya dağılıp da asıl konuya odaklanamamaktan mütevellit, kaçırılmış bir fırsat gibi duruyor.. Ve film daha çok -başta Elio Germano olmak üzere- oyuncuların sempatikliği ve başarılı performanslarıyla yol alıyor.. Bizi özel olarak etkileyenler ise -elbette- Cem Yılmaz’ın oyunculuğu ve Sezen Aksu’nun şarkıları oluyor..

American Reunion

Yönetmen: Jon Hurwitz, Hayden Schlossberg
Senaryo: Adam Herz, Jon Hurwitz
Tür: Komedi
Oyuncular: Jason Biggs, Alyson Hannigan, Seann William Scott
Yapım: ABD, 2012, 113′

Numan Serteli  

 ★★½☆☆ 

Pastamız Amerikan, konumuz seks.. Toplamda kaç film olduğunu saymamayı tercih ettiğim serinin ilk filminin üzerinden -eğer hesaplarım doğruysa- 13 yıl geçmiştir.. Az çılgından çok çılgına, hatta fazlasıyla fırlamaya kadar muhtelif karakterden eski ‘abazan’ dostlar yeniden buluşurlar.. Bu türden Hollywood yapımlarının şablonu olan, ‘Yiyelim, içelim, her türlü çılgınlığı, hatta terbiyesizliği yapalım; ama, çok da geç olmadan, ya hiçbir şey olmamış gibi yaparak, ya da bütün bunların ne kadar yanlış işler olduğunun farkına varmış birer örnek yurttaş gibi davranarak, medeni ve muhafazakâr kabuğumuza çekilelim..’ mealindeki riyakâr düstura aynen sadık kalan film, oldukça eğlenceli ama vasat bir komedi..

Yönetmen: Ali Levent Üngör
Senaryo: Ali Levent Üngör
Tür: Dram
Oyuncular: Turgay Tanülkü, Mehtap Bayrı, Onur Şan, Feriha Ecem Çalık
Yapım: Türkiye, 2012, 110

Numan Serteli  

 ★☆☆☆☆ 

Kocalarından düzenli olarak dayak yiyen kadınların Almanya şubesi olan Çiçek, küçücük ve biricik kızı Mevsim’le birlikte alabildiğine şiddet görmektedir.. Tabii orası Almanya olduğundan, polisin harekete geçmesi için, kadının ölmesi şart değildir.. Devlet, mağdur ana-kızı, himayesi altına alır ve -nedense!- tamamı Türk kadınlardan oluşan bir sığınma evine yerleştirir.. Sonrasında ortalık öyle bi karışacaktır ki kısaca özetlersem eğer: Olaylar, olaylar! Tamam, hareket noktası gayet anlamlı ve sonuna kadar da ‘sosyal sorumlu’; lakin gelgelelim, sineması da hepten sorunlu.. Televizyon tarihimizin en dandik efsanesi olan, Sarı Bıyık’lı ‘Gerçek Kesit’ programının sinemaya uyarlan(ama)mış halini akla getiren bu çalışma öyle acemice ki..

Yönetmen: Bilal Kalyoncu, Halil Sarı
Tür: Belgesel
Yapım: Türkiye, 2012

Numan Serteli  

 ½☆☆☆☆ 

Beklendiği üzre, belgeden çok, bol miktarda propaganda sunan film, öncesi ve sonrasına fazla değinmeyerek, bütün ağırlığını 1980 Darbesi üzerine vermiş.. Tutuklanmalar, işkenceler ve idamlarla, mağduriyet edebiyatına gayet uygun bu fırsat hiç kaçırılmadığı gibi, sündüre sündüre de uzatılmış.. Devlet’in, ilk anda doğrudan yapamayacağı pis bir işi, yani ‘solcuların kökünü kazıma’ ihalesini üstlenerek zevkle icra ettiklerinde problem yoktur; ancak, aynı Kutsal Devlet -elaleme karşı- adil davrandığını gösteren bir denge politikası uygulamaya karar verip de birazcık canlarını yakmaya kalkıştığında, “Of aman nalan!” Yapımın içeriği, belgesel film şartlarını asgariden bulunduruyorsa da, teknik anlamda ve her açıdan, yerlerde sürünen bir ‘sinemasal ilkellik’ söz konusu.. Hele, müsamereden de beter o ‘canlandırma’ sahneleri..

Turgay Özçelik  

 ½☆☆☆☆ 

Belgesele hakkını veren belgeselcilerin alınacağını bile bile hadi bu Ülkücüler’e belgesel diyelim. Peki ne anlatıyor bu belgesel? Şöyle özetlenebilir “Solcular dinsizdir, haindir. Ülkücüler Allah’ını, milletini sever. Bu sevgiye karşılık devlet tarafından işkence ve zulüm görürler”… Film boyunca görüşlerine başvurulan insanların incir kabuğunu doldurmayacak konuşmalarla, konuşmalara eşlik eden canlandırma görüntülerin komikliğinin uyumlu, anlatılanların büyük bir kısmının eksik, geriye kalanlarının da yalan olduğu bir belgesel “Ülkücüler”. İnsan sormadan edemiyor, aklı başında, doğru düzgün kelam eden bir tane adam yok mu ülkücüleri anlatacak, neden onlarla konuşmadınız. Ülkücülüğün propagandasını yapmak niyetiyle hazırlanmış bu garabet, farkındalar mı bilmiyorum ama, tam tersi bir duruma hizmet ediyor… Anlatılanlara inanacak olursak melek gibi adamlarmış bu ülkücüler, katleden, öldüren onlar değil, solcularmış. Hadi oradan!

Paylaş