Anıl Ceren Altunkanat

Kültür Mafyası Editörü

ceren@kulturmafyasi.com

Latest posts by Anıl Ceren Altunkanat (see all)

Saplantıları ve kendi yalnızlığı içinde kavrulmuş ihtiyar bir delikanlı!”

Saplantılarına âşık bir adam Flaviéres. Yalnızlığı ve korkuları o denli ele geçirmiş ki onu, gerçekliğe açılan tüm kapıları kapanmış. Alışkanlıkları yardımıyla, el yordamıyla sürdürüyor gündelik yaşamını. Ve saplantılarına taze kan sağlayacak bir imge, bir hayal belirdiği an sapıyor gündeliğin güvenli kollarından. Madeleine. Gerçek ama değil. Kadın ama hayal. Yaşıyor ama ölü. Var ama yok. En gizemli tabloların paletinde can bulan bir saplantı Madeleine. Flaviéres’in yaşamı boyunca beklediği saplantı.

Gerçekte hepsi Flaviéres gibiydi; sonu boşluğa açılan bir yokuşta sendeleyerek ilerliyorlardı. Gülüyor, sevişiyorlardı ama korku içindeydiler.”

***

Boileau-Narcejac ikilisinin Vertigo, Ölüler Arasında romanı – Hitchcock’un Vertigo’sunu doğuran roman – en az filmi kadar büyük bir yapıt. Baş döndürüyor. Yüreğe salıyor vertigoyu; oynuyor insanın tüm iç dengeleriyle.

Gerilim öğelerinin zenginliği denli savaşın, içsel mücadelelerin, yalnızlık ve ölümün derin izlerini taşıyan Vertigo, temelde yaşamımızın yalnızlığı karşısında sığınmayı seçtiğimiz yanılsamaları ele alıyor. İster aşk deyin buna, ister saplantı. İster korku deyin, ister kaçış. Sonunda deliliğe açılan, gerçeklikten kaçarken kendi acımasız gerçekliğini yaratan bir çaresizlik.

Ancak hepsi gerçekti, hem de başka bir şekilde, başka bir düzlemde, kaybedilmiş, bulunmuş, gizemli bir apaçıklığın ağırlığı gibi gerçekti.”

Kaybedilmiş ve bulunmuş olan her zaman yeniden kaybedilmeye yazgılıdır. Budur saplantının doğasını besleyen. Kaybetmenin doğasıdır ölü doğmuş aşkları yeniden ve yeniden kumar masasına süren. Saplantının tam da kendisidir saplantıdan vazgeçmeyi engelleyen.

Büyülü, gizemli, yıkım ve ölümle çevrili…

Büyülü bir duvar halısına benzeyen bir aşk bu: Karşıdan bakınca olağanüstü bir efsaneyi anlatıyor… ters çevirince… bilmiyorum… bilmek istemiyorum.”

***

Vertigo’nun çevirisi iyi bir çeviri. Ancak büyük bir sorunu var: çevirmen dipnotları. Genel olarak edebi metinlerde son derece kaçınılmaz durumlar dışında çevirmen dipnotu beni çok rahatsız eder. Vertigo’da ise çevirmen notları okuma keyfini bozacak yoğunlukta. Ve dipnotların birçoğu o denli gereksiz ki insan okur olarak kendi algılama yeteneğine güvenilmediğini hissediyor. Çevirmen dipnotları (bence gereği olmayan) açıklamalardan (kesinlikle gereksiz) yorumlamalara kayıyor. Bu metne de okura da ayıp. Tabii yazarlara da (zira adeta onlardan ve romandan sahne çalınıyor).

Keşke bu notlara harcanan zaman metnin kontrol okumasına harcansaymış. Zira Vertigo, Alakarga Yayınları’nda pek rastlamadığımız yoğunlukta tashih hatası içeriyor.

Alakarga’nın sadeliğiyle gönül çelen kapakları Vertigo’da da kendini gösteriyor. Mizanpaj okunaklı, temiz.

Paylaş