Isaac Asimov‘un bu yazısı Doruk Yayınları etiketiyle basılan Carl B. Boyer‘in Matematiğin Tarihi kitabına önsöz olarak yazılmıştır.


Matematik insan düşüncesinin eşsiz bir ürünüdür ve tarihçesi de diğer bilimlerinkinden oldukça farklıdır.

Zaman içinde insanlık hemen her alanda değişim yaşamıştır. Bu olgunun hataları düzeltme ve ilerleme çabalarının bir sonucu olduğu açıktır. Ancak politik ve askeri olaylara ilişkin insanlık tarihinin tam bir kargaşa biçiminde olduğu da bir gerçektir. Örneğin Cengiz Han’ın yükselişini, ya da kısacık bir ömrü olan Moğol İmparatorluğu’nun yol açacağı değişimleri önceden tahmin edebilme olanağı yoktu. Bunun gibi, diğer bazı tarihi değişimler de zamana bağlı eğilimlerin ve öznel düşüncenin bir sonucudur. 25.000 yıl önceki mağara resimleri büyük birer sanat ürünü olarak lanse edilmişlerdir; oysa sanat, karmaşa içerse bile süreklilik gösterir ve birbirini izleyen yüzyıllar içinde modayı belirleyen bir unsur olmuştur. Benzer biçimde, diğer toplumlara tuhaf, gülünç, ya da itici gelse de her toplum, kendine özgü doğal ve mantıksal yaşam biçimleri yaratmıştır.

Ne var ki, gerçek gelişme yalnızca bilim alanında olmuştur; yalnız bilim tarihi, giderek artan bir biçimde süreklilik ve gelişme gösterir.

Buna karşın bilimin birçok dalında gelişim süreci, sürekli bir düzeltme ve düzeltilerek ilerleme olgusu içerir. Fizik yasaları konusunda en büyük beyinlerden biri olarak kabul edilen Aristo’nun çekim yasası, 1590’da Galileo tarafından düzeltilinceye dek büyük yanlışlar içeriyordu. Antik Çağ fizikçilerinin en önemlilerinden biri olan Galen, insan kadavrası üzerinde çalışmasına izin verilmeyişinden dolayı anatomik ve fizyolojik çıkarımlarında büyük hatalar yapmıştır. Çalışmalarının 1543 yılında Vesalius, 1628 yılında  da Harvey tarafından düzeltilmesi gerekmiştir. Tüm bilim adamlarının tartışmasız en büyüğü olan Newton bile, ışığın yapısı ile merceklerin renksizliği üzerinde yaptığı çalışmalarda hatalıydı ve ışık tayfıyla görülebilen spektral çizgileri gözden kaçırmıştı. Başyapıtı olarak nitelendirilen hareket fiziği ile gezegenler arası çekim kanunları ise 1916’da Einstein tarafından düzeltilmiştir.

Şimdi matematiği tek ve eşsiz yapan şeyin ne olduğuna bir göz atalım. Bir tek matematikte belirgin bir düzeltme yoktur – yalnızca büyüme ve gelişme vardır. Bir zamanlar Yunanlılar tümdengelimli çıkarsamayı bulmuşlardı; yaptıkları doğrudur ve her zaman da doğru olarak kabul edilmiştir. Öklid, teorisini tamamına erdirememiştir ve başlangıca oranla müthiş geliştirilmiştir ama düzeltilmesi gerekmemiştir; denklemlerinin her biri bugün de geçerlidir.

Ptolemeus güneş sistemindeki gezegenler konusunda hatalı bir resim çizmiş olabilir, ancak bu resmi oluşturabilmek için yine kendisinin yarattığı ve çalışmalarında kullandığı trigonometrik sistem doğrudur ve sonsuza dek doğru olarak kalacaktır.

Her büyük matematikçi, kendisinden önce yapılanlara bir şeyler katmıştır ama hiçbir şeyi kökten değiştirmesi gerekmemiştir. Matematiğin Tarihi gibi bir kitabı okurken önümüzde giderek yükselip incelerek zarif bir biçim alan koskocaman bir dağ kitlesi görüyoruz. Bu dağ en ulu dağlardan daha yüksek, daha geniş, daha güzel, çok daha muhteşem ve bütün bunların ötesinde tam 26 yüzyıl önce Tales’in ilk geometri kuramlarını geliştirdiği zamanlardan beri hiç bozzulmamış ve o zamanki kadar işlevsel kalmış bir temelin üzerinde yükselmektedir.

Matematik kadar insanlığa yakışan, insan elinden çıkmış hiçbir şey yoktur. Orada -yalnızca orada- insan zekâsının zirvesini görebiliyoruz.

Isaac Asimov

Paylaş