“İçimde, coşkulu gençlere has, belki de sadece illüzyondan ibaret bir şey taşıyorum ancak gün gelir de bazı ideallerime ulaşacak kadar şanslı olursam, bunu bütün insanlık adına yapmış olacağım,” diyordu 1892 yılında Nicola Tesla.

1984 yılında, bugün saygın gazetecilik ödülü olarak bilinen armağana adını veren Pulitzer’in sahibi olduğu gazetenin muhabiri Arthur Brisbane yeni hikâyeye koşuyordu. Karındeşen Jack, Homestead Grevi, Simng Sing’de elektrikli sandalye ile yapılan ilk idam gibi sarsıcı haberler yapan hatta İspanya Amerika savaşının başlamasında rol oynayan, bir bakıma magazin gazeteciliğinin de geleceğini biçimlendiren Arthur Brisbane papalar, devlet adamları, artistleri öz yaşam öyküleriyle köşesine taşımıştı. Sık sık kulağına üflenen bir ad vardı: Nicola Tesla. Brisbane kendisine elektrik verdikten sonra sayısız alevin parlak görkemiyle sarmalanan mucidi yakından tanımak için onu izlemeye başladı.

Arthur Brisbane, bir zamanlar İstanbul’da yaşayan, Osmanlı toplum yapısını araştıran Amerikalı ütopik sosyalist, ABD’de yeni ütopyacılığın yılmaz savaşçısı Arthur Brisbane’nın 10 çocuğundan biriydi. Babası Yeni dünyada Fourier’in görüşlerine uygun bir toplumsal düzen kurma mücadelesini verenlerin başında geliyordu. Zengin bir toprak sahibinin oğlu olan ve çalışma koşullarını yakından bilmeyen baba Brisbane, 18 yaşında Avrupa’ya giderek eğitimini orada sürdürdü. Avrupa’da Guizot, Hegel ve Savigny gibi kişilerden ders alan Brisbane, bir ara Osmanlı toplum düzenini incelemek üzere İstanbul’da da bulundu. Brisbane, 1840’da ABD’ye döndüğünde, Fourierciliği tanıtmak amacıyla İnsanın Toplumsal Kaderi adlı bir kitap yazdı. Bu kitabın basılmasıyla birlikte ABD’de birdenbire Fourier’in görüşleri phalanx diye adlandırılan ve daha eşit bir servet dağılımını sağlamak üzere kurulan işbirliğine dayalı tarım toplulukları tartışılmaya başlandı. Brisbane‘in en önemli taraftarı liberal gazeteci Horace Greely oldu. Greely, gazetesi New York Tribune’ün sayfalarını Brisbane’e açtı. 1843 yılında Fourierci hareket kendi yayınlarını çıkarmaya başladı. Tüm kötülüklerin kaynağında, toplumun iyi örgütlenmemiş̧ olmasının yattığını ileri süren ve fabrika çalışma sistemini eleştiren bu hareketin düşleri, özellikle gelişen fabrika sisteminden zarar gören usta isçilere çekici geldi. Hareket kısa zamanda binlerce taraftar buldu. 1843-53 arasında Amerika’da 40 dolayında Fourier topluluğu kuruldu. Bunların hepsi bir-iki yıl içinde yok oldu. Yalnızca Kuzey Amerika phalanx‘i on üç yıl daha direndi.

Babasının toplumsal anlamda yapmak istediğini bilim ve teknikle başaramaya çalışan bir insanla, Tesla ile karşı karşıyaydı oğul Brisbane. Babasının sosyalist dostları onun ise Ford, Rockfeller gibi kapitalist dostları vardı. Babası kılıklı Tesla’yı yakından tanımak için izledi ve sonra görüşmeler yaptı. Gazetede ilk sayfada, 1894 yılında, haber yayımladığında Tesla adını dünyaya duyurdu. Brisbane ise ABD’nin en önemli gazetesinin editörü oldu.

W. Bernard Carlson’un Tesla: Elektrik Çağının Mucidi adlı yapıtı işte bu öyküyü öncesi ve sonrasıyla anlatan bir kitap. ABD’de 2013’ün en iyi popüler bilim kitaplarından biri olarak seçilen kitabın yazarı W. Bernard Carlson seçkin bir bilim tarihçisi ve sosyoloğu. Mucitlerin, mühendislerin, teknikerlerin yeni bir dünyanın kapılarını nasıl araladıklarının izini süren Carlson yöneticilerin, halkın ve basının yaklaşımlarını da eş zamanlı inceliyor. Bilim, teknoloji, icatlar, mucitler tarihini işleyen cilt cilt yapıtlar hazırlayan Carlson’un bilim ve teknolojinin kanatlanmasını ya da motorlarının çalışması için gereken gücü verecek olan iş, ticaret, kuruluş, hükûmet ve devlet kesimine de seslenen çalışmaları var. Bir arkeolog titizliği ve özeniyle Tesla’yı, çalışmalarını bütün dünyaya anlatıyor.

Tesla: Elektrik Çağının Mucidi, W. Bernard Carlson, Çeviren Ilgın B. Yıldız, Say Yayınları, 2017, popüler bilim, 624 sayfa

Nikola Tesla’nın çağdaş uygarlığa en büyük katkılarından biri alternatif akımla (AC) işleyen elektrik motorunu icat etmesiydi. AC motoru elektrik enerjisinin sadece aydınlatma yapmak için değil güç üretmek için de kullanılmasını sağladı. Bugün ev, işyeri ve fabrikalarda işleyen makineler AC motoru sayesinde çalışmaktadır. Tesla’nın diğer önemli buluşu ise kablosuz enerji nakliydi. Bu buluşu sayesinde çok önemli birkaç başka teknoloji üretti: uzaktan kumanda, radar, kablosuz aydınlatma ve kablosuz haberleşme. Fakat Tesla onları ticari ürünlere dönüştürmeyi başaramadığı için bugün bu buluşlar ve teknolojiler onun adıyla anılmaz. Tesla’nın üne kavuşmasında bu icatlar kadar, ortaya attığı büyük fikirler de etkili olmuştur. İnsanlara bedava kablosuz enerji ve haberleşme imkânı sağlamak, “Marslılar” ile iletişim kurmak, bir robot soyu yaratmak, ölüm ışınları saçan bir silahın caydırıcı gücü sayesinde tüm savaşlara son vermek… Böylesi müthiş buluş ve düşüncelerin, onun günümüzde popülerliğini koruyan bir kültür figürü olmasını sağlamasına hiç şaşmamak gerek.

Kuşkusuz Carlson iyi bir öykücü ancak Tesla gibi birini anlatmak için öykücülük yetmiyor. Tesla’nın yaşamı kadar kâğıtlara ve kayıtlara döktüğü kafasındaki düşünceleri de anlamak ve anlatmak son derece önemli. Belgrad’daki Tesla müzesinde birebir yürüttüğü araştırmaların kitaptaki yansımaları bilim teknik sevenlere ve bunu kendine iş edinenlere ışık oluyor. 60 yıldır Tesla ile ilgili malzemeleri bulmak ve korumakla kendini Tesla’yı unutmamaya, unutturmamaya, yaşatmaya adayan Leland Anderson’un da hakkını veriyor Carlson. FBI arşivinden diretme ile aldığı bilgiler de bu yapıta kaynak olmuş. Bu dosyanın elektronik ortamda nasıl elde edileceğinin adresini de veriyor Carlson. Daraldığı yerde çok sayıda dostundan bilimsel ve öğütsel destekler alarak hazırladığı Tesla’ya yakışır yapıt için en büyük teşekkürü de eşine sunuyor: “Bu kitabın yazılmasında ve hayatımda büyük rol oynayan eşim Jane’e adanmıştır. O, bu kitap için teorilerimi dinleyen ilk kişi, araştırma ve seyahatlerimin organizatörü, olağanüstü editörüm oldu. Hayatımda Jane benim için sevginin dayanak noktası ve devam etmesini sağlayan umudum olmuştur ve daima öyle olacaktır. Jane beni yanlış illüzyonlardan daima korumuştur, hayallerim ve ideallerimin peşinden gitmem için yüreklendirmiştir.” İnsan burada Tilda Kemal, Güzin Dino, Halet Çambel gibi eşlerini bayraklaştıran adları anmadan edemiyor.

Kadın eli, yüreği ve desteği olan yapıtta yok yok. Nerdeyse her sözcüğün bir dipnotu hem belgelemek hem de daha fazlasını isteyenlere yardımcı olmak amacıyla eklenmiş. Carlson’un en çok hoşuna giden ise: “Mucitler üzerine yazmanın en zevkli yanlarından biri de aşk mektuplarından günlüklere, not defterlerine, çizimlere modellerden, ticari ve yasal kayıtlara dek çok geniş bir yelpaze oluşturan malzemelerle çalışma fırsatını elde etmektir… en faydalı kaynakları vurgulamak istiyorum; böylece geleceğin Tesla bilginleri araştırmalarına bir sıfır önde başlar…”

Çağdaşları Edison ve Marconi’nin aksine ABD’de doğmamış olduğu; “patentle yap, sat” tezgâhına girmediği için Tesla yakın zamana kadar tarih kitaplarında yer bulamadı. Yüzyıllık Yanılgı’nın öyküsü aslında Carlson’un kitabı.

“Bir kitap okudum hayatım değişti” demenin yerini “Tesla okunursa dünya değişecek” alabilir. Carlson’un emeği de buna ilk adım.

Yaşar Öztürk

Paylaş