Evet, başlangıç iyi olmamıştı albayım: ne evlenirken, ne de bu eve gelirken. Eşyamı buraya taşımadan önce, bir kamyon filan araken, biraz alkol almıştım albayım. Evlendiğim gece de içmiştim yeni akrabaalarımla birlikte. Evlenmeden birkaç gün önce, bütün eski silah arkadaşlarımla bir içki sofrasının çevresinde toplanmıştık. (İnsan birbirine benzeyen bütün yaşantılarını kesintisiz sürdürmeli albayım; çok uzun bir gün boyunca, hayatının bütün içkilerini içmeli mesela.) Evet albayım, ben birkaç gün sonra evlenecektim; bunu kimse bilmiyordu içki sofrasında. Kimseye söylemeğe cesaret edememiştim. Gecekonduya taşındığım zaman da kimsenin haberi olmadı. Birdenbire karar vermiştim. Cebimde birkaç kuruşum vardı. Nazmi’nin evinde toplanmıştık. Paramı hesaplamak zorundaydım. Bir somya elli liraya alınır; yatağıyla birlikte, bilemedin yüz elli liraya çıkar. Bir iki mutfak eşyası, komodin, kitaplık. (Bunları alacak kadar param vardı.) Siz de bir raslantı eseri olacak -herhalde sigaranız bitmişti- kapının önünde duruyordunuz albayım. Hayır, durmuyordunuz; adımınızı, bakkala gitmek üzere kapının dışına doğru atıyordunuz. Ben, tam o sırada kapının önüne ulaşmıştım: Komodini taşıyordum. Kamyon biraz uzakta durmuştu evden. Şoför, daha ileri gidemem bu bozuk yolda beyim, demişti. Bense çok ileri gitmiştim albayım. Evlenmeğe karar vermiştim. Çocuklarla, eski silah arkadaşlarıyla iki şişe konyağı bitirmiştik. (Hiçbir şey yemedik içkinin yanında.) İnsan, arkadaşlarına nasıl haber verir evleneceğini albayım? Sizin orduda, iç hizmet talimatnamesinde yazar mı? Sen askerde benim elime düşecektin de Hikmet… Geçmiş olsun albayım. Evlenme kararımı silah arkadaşlarımla birlikte almadığım için onlara ne diyeceğimi bilemiyordum. Durumda bir gariplik seziliyordu. (Ben seziyordum.) Konuşabilmek için sarhoş olmamı bekliyordum.

Paylaş