1983 yılındaki Cannes Film Festivali, her yıl olduğu gibi birbirinden iddialı filmlere ev sahipliği yapar. Bir önceki yıl Yılmaz Güney “Yol” filmiyle en iyi film ödülünü kazanmış, 1983’te de “Duvar” filmiyle tekrar yarışacaktır. Bir önceki yıl kazanılan ödülden dolayı, herkesin merak ettiği filmlerden biridir “Duvar”. “Duvar” ile birlikte yarışacak filmlerden biri de Tarkovski’nin “Nostalghia”sıdır. Festivalden önce yapılan bir röportajda, Le Monde gazetesinden Herve Guibert Tarkovski’ye, Yılmaz Güney ile ilgili bir soru sorar.

Bakın Tarkovski, Yılmaz Güney ile ilgili ne diyor:

Herve GuibertYol’un yönetmeni Yılmaz Güney de sürgünde bir yönetmen. Bu yıl Cannes’da Duvar adlı filmini gösterecek, Fransa taşrasında çekilmiş bir Türk filmi…

Tarkovski: Yanlış bir durum bu. Ülkelerin hayat koşullarındaki farklılıkların insan doğası üzerinde aşırı etkili olduğuna inanmıyorum. Bugün ruhun gelişmesine önem vermiyoruz, geçmişte olduğundan da fazla. Tam tersine, öyle görünüyor ki, ruhu köksüzleştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Bala üşüşen sinekler gibi maddiyata gömülüyoruz. Ve orada kendimizi rahat hissediyoruz. İlerleme bizi doğru yöne götürüyor mu? Engizisyon’a kurban gidenlerin sayısı toplama kamplarına kurban gidenlerin sayısıyla karşılaştırıldığında Engizisyon’un Altın Çağ olduğunu söyleyebiliriz. Zamanımızın en büyük saçmalığı, manen daha düşük karakterde insanların, birleştiklerinde, insanlığın geri kalanına mutluluğu getirebileceğini düşünmek. Yine insanlar başkalarını kurtarmayı düşünüyorlar. Ama başkalarını kurtarmak için, insanın önce kendisini kurtarması lazım. Manevi güce sahip olmak önemli. Bu olmazsa eğer, yardım olarak istenen şey dayatmaya, şiddete dönüşür. Herkes kendini kurtarabilseydi eğer, başkalarını kurtarmaya gerek kalmazdı. Tavsiyede bulunmayı, öğretmeyi seviyoruz, öte yandan bizimle ilgili olduğu sürece en ağır günahları görmezden geliyoruz.”

Kaynak: “Şiirsel Sinema, Andrey Tarkovski”, Agora Kitaplığı, 2009

Paylaş