Halil Altındere‘nin son üç yıldaki üretimlerinden bir seçkinin sergileneceği Welcome to Homeland sergisinin mekanı Cihangir’de bulunan tarihi Sadık Paşa Konağı. 14 Eylül’de açılacak olan sergi 21 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek.

Küratörlüğünü DAS Art Project.’in üstlendiği “Welcome to Homeland” sergisinde, Altındere’nin Türkiye’de hiç sergilenmemiş video, yağlıboya, yerleştirme ve heykel gibi farklı mecralardaki işleri gösterilecek. 19. yüzyıldan kalma tarihi konağın iki katına yayılacak sergi yersiz yurtsuzluğa dair sorular soracak. Ziyaretçiler, “Welcome to Homeland”de Halil Altındere’nin kendine has evrenine girerken, onun karanlık bir neşe ve doğrudanlıkla göğüslediği “mülteci” krizine, daha genel ifadeyle “yurtsuzlaştırılmış”lara odaklanan üretimlerini izleyebilecek.

Konu ettiği meseleleri birincil tanıklar vasıtasıyla anlatan, onların hikayelerine aracı olan sanatçı, bu sergi için de farklı kimliklerden insanlarla çalıştı, onların “göç” hikayelerine odaklandı. New York ve Berlin’de gösterilmiş olan “Space Refugee”’ başlıklı yirmiden fazla eserin biraraya geldiği yerleştirmesi, Türkiye’de mülteci statüsünde yaşayan Suriyeli astronot Muhammed Faris üzerinden, günümüz dünyasının en derin meselesi olan mülteciliğe dair can alıcı bir soru soruyor: “Dünyada hiç kimse mültecileri istemiyorsa, onları Marsa mı yollayalım?”.

Son dönemde video çalışmalarına ağırlık veren Altındere, geçen yıl Berlin Bienali’nin en çok ses getiren çalışması olan ve ardından Japonya ve Yeni Zelanda dahil olmak üzere 20 farklı ülkede gösterilen “Homeland” videosunda da mülteci krizine değiniyor. Berlin’de yaşayan Suriyeli hip hop sanatçısı Abu Hajar’ın yazıp söylediği rap şarkısının eşliğinde mültecilerin Suriye üzerinden Türkiye, Akdeniz, Balkanlar ve Almanya’ya göç güzergahı takip ediliyor. Berlin’deki HAU Tiyatrosu’nda sergilemek üzere ürettiği fotoğraf çalışması Köfte Airlines ise, mültecilerin serbest dolaşım hakkına dikkat çekiyor.

Sergi, yalnızca Halil Altındere’nin sanat pratiğindeki son birkaç yılın tema dahilindeki bir özeti değil; günümüz dünyasının en vahim konusunun da bir özeti olarak da görülebilir. Beckett oyunlarından alışık olduğumuz tekrarlara, seyirciyi de oyunun bir parçası kılan absürtlüğe Halil Altındere’nin evreninde de rastlarız. Onun oyuncuları gerçek kişilerdir. Uzaya çıkan bir astronotun mülteciye dönüşmesi, bir Halil Altındere kurgusu gibi görünse de, izlediğimiz her şey can alıcı şekilde gerçektir.

Paylaş