“Çaresizliğin hiçbir duyguya evrilmediğini, ona hiçbir şey yapılamayacağını o an anlıyorum. Mutsuzluk güldürebilir, mutluluk ağlatılabilir ama çaresizlik çaresizliktir. Hiçbir şeye dönüşemez.”

İlk kitaplar korkutur beni. Büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağımdan, eleştiri tırpanını haddini aşan bir hiddetle savuracağımdan korkarım. Metnin aksaklıklarını, zayıflığını yazarla aramda – yalnızca benim muhatabı olduğum – bir kavgaya dökeceğimden korkarım.

Evet, kimi zaman da çok beğenmekten, içimde saklandığına inandığım cümlelerin başkasının kaleminde can bulması karşısında onulmaz bir kıskançlığa düşeceğimden korkarım.

Ezgi Polat’ın Susulacak Ne Çok Şey Var Aramızda’da topladığı öyküleri bu kadar sevmeseydim, içime bu kadar işlemeseydi satırları eminim kıskanırdım. Ama iyi öyküler, iyi metinler kıskançlığa yer bırakmadan kaplıyor insanın içini. “Keşke bunu ben yazmış olsaydım” yerini, “Ne güzel yazmış, iyi ki yazmış”a bırakıyor.

“Beklediği cevap bu değil sanki. Bize dair bir şeylerin beni daha iyi yapacağını duymak istiyor. Bense aramızdaki şeyin gizemini yitirmesinden, biçim değiştirmesinden korkuyorum. Herhangi bir şeye dönüşmesinden.”

Polat’ın engin bir hayal gücü ve insana yönelik sağlam içgörülerle bezeli zengin bir bahçesi var. Bu bahçede yetişen her şey ayrı bir lezzet barındırıyor, her birinin kökü başka bir karanlığa iniyor. Derin ve dirimli. Her dalda yetişen meyve kendi tadında, kendi kokusunda ısrarlı. Güçlü ve kendine has.

“İnsan birini çok iyi tanıyınca ısrarcı ve aceleci olmayı bırakıyor. Gelecek olan felaketler silsilesini sabırla beklemeyi öğreniyor.”

Öyküleri bir duyguya, bir karaktere sıkışmamış; insan olmanın tasası her haliyle gösteriyor kendini. Bin bir çeşitliliği, bin bir çıkmazı ve bin bir deliliğiyle. Bitmez kıyımı ve olanca gerçekliğiyle.

“İnsanın sevdiğine kıyması kolay mı? Ben kıydım mı? Ne bileyim, Git, dedim sadece. Gitmesi lazımdı. Birini öylece göndermek kıyım değil de ne.”

Susulacak Ne Çok Şey Var Aramızda, şimdiden hakkında çok şey söylenebilecek iyi bir öykücünün müjdesini veriyor.

Belli ki susulacak her yerde dillendirilmeyi bekleyen nice öykü var…

Anıl Ceren Altunkanat

Kültür Mafyası Editörü

ceren@kulturmafyasi.com

Latest posts by Anıl Ceren Altunkanat (see all)

Paylaş