Mart ayının başında Bilim ve Gelecek Kitaplığı’ndan yeni ve heyecan verici bir grafik roman çıktı: Piri Reis, Endülüs Macerası. Enis Temizel’in üçüncü grafik romanı olan Piri Reis tarihsellikle bilim kurgu, fantazya ve macerayı bir araya getiren çarpıcı bir çalışma. Grafik romanın görsel zenginliğiyle birleşen bu anlatı hem günümüze hem geçmişe dair okumaların kapısını açıyor. Titizlikle hazırlanmış, emekle zenginleşmiş, keyifle okunan bir kitap…

Enis Temizel ile çalışmalarını, Piri Reis’i ve sıradaki projelerini konuştuk.

hardcopy

Merhabalar Enis Temizel. Özgeçmişinizi incelediğimizde üniversite yıllarının ardından hep çizdiğinizi; grafik romanla, karikatürle, çizimle iç içe olduğunuzu görüyoruz. Peki ya öncesi? Çocukluk yıllarında çizgi romanla, karikatürle aranız nasıldı? Sizi çok etkileyen, belki kariyerinizi şekillendiren bir çalışmadan (yahut kahramandan) söz edilebilir mi?

Evet. Sezgin Burak’ın Tarkan’ı muhteşemdi. Hun kralı Attila’nın savaşçısı. Romalılardan Vikinglere, Kafkaslardan Akdeniz’e uzanan geniş bir yelpazede geçen serüvenleriyle büyüleyiciydi. Tarkan gerek konuları gerekse çizgileriyle dünya görüşümü bile şekillendirdi diyebilirim. Gençlere şiddetle tavsiye ediyorum.

Marvel Comics’in Conan’ından bile önceydi. (Bu arada Conan the Barbarian filmi her zaman ilk 3 sırama girer.)

Tarkan’ın eski filmlerini bile hala seyrediyorum. İptidai olduğuna bakmayın, çok farklı bir frekans. Hem de o yılların ruhunu, saflığını hatırlatıyor.

Karikatürle ise 70’lerde yayınlanan Çarşaf dergisiyle tanıştım. Güzel sanatlarda okurken Oğuz Aral karikatürlerimi Gırgır’da yayınlamaya başladı. Çizgi roman-karikatür sentezi bir çizgim oluşmaya başladı o yıllarda.

me

Piri Reis de dâhil kitaplarınız gerçeklikten ve gerçek kişilerden yola çıkıyor, ardından hayal gücüyle bambaşka mecralara akıyor. Gerçekliği çıkış noktası kabul etmenizin ardında yatanlardan söz etsek biraz…

Algıladığımız, her gün deneyimlediğimiz gerçekliğin dışında bir de zamanın ve mekanın işlemediği bir rezonans boyutu var. Burada Newton fiziği çalışmaz.

İnsanlık var olduğundan beri var olan yaşanmışlıklar, düşünceler bilgi olarak doğanın belleğine kaydediliyor. Yaşadığımız her şey bu sıfır noktasına yansıyor ve orada düşüncelerimize göre süptil şekiller alıyor. Evren bir hologramsa, efsaneler de hologram içinde hologram, gibi bir sonuç çıkıyor.

Düşünce de bir enerji titreşimi olduğu için farklı titreşimler, birbirine benzer ama farklı evrenler doğuruyor. Daha doğrusu her şeyin olabilir olduğu sonsuz olasılıklar okyanusundan odaklandığımız gerçeği biz hepimiz seçip gerçek yapıyoruz. Diğer potansiyeller de paralel gerçeklik olarak aynı oran da varlar ama onları göremiyoruz. Ancak ışık hızını aşan bir araç yaparsak görebiliyoruz.

Dünyamızı canlı bir organizma olarak düşünürsek, bütün metafizik fenomenlere dünyanın hayalleri diyebiliriz.

Bunları ben söylemiyorum. Bu gün CERN’de çalışan dünya çapındaki bilim adamları söylüyor. Ben de bu holografik deryada bilimsel buluşlardan kopmadan sörf yapmaya bayılıyorum. Yani tarihi vakalar yaşanırken, görünmeyen ama kolektif bilinçaltının vizyonlarında var olan olayları resmederek simüle ediyorum da denilebilir.

045

Piri Reis’te kadim ve kaçınılmaz “aydınlık-karanlık” savaşı karşımıza çıkıyor. Peki, bu savaşın çıkış noktası nedir? Piri Reis’i böyle bir bağlamda okura sunma fikrini esinleyen nedir?

Maceranın yaşandığı 1400’ler, insanlığın çoğunluğu karanlıkla geçen yüzlerce yıllık bir karanlıktan yani ortaçağdan çıktığı ve ardından aydınlanma yani Rönesans’ın başladığı döneme denk düşüyor. Karanlık güçler ortaçağın karanlığının bitmesini istemiyorlar, kanla besleniyorlar çünkü. Piri reis aydınlık savaşçıları tarafında yer alarak dünyaya bilgi ışığının gelmesi için mücadele veriyor.

Yaşadığı dönem gereği bu mücadeleyi savaşarak veriyor başlarda. Ama sonraları bir aydınlanma yaşıyor ve tek gayesinin savaşmak değil de, öğrenmek ve keşfetmek olduğunu anlıyor.

Piri Reis ve arkadaşları karanlıkla savaşmak için paralel evrene geçip “sorunun” kaynağına yöneliyorlar. Bizlerin de karanlıkla savaştığını not düşerek soruyorum; Piri Reis bu evrende kalarak nasıl savaşabilirdi? Yahut döneminin karanlığıyla nasıl savaşmıştı?

Bu noktada günümüzde yaşananlarla da paralellik kurmak istedim. Doğu kültürünün dünyanın üvey evladı olarak ve hep kötülüklerin geldiği yer olarak gösterilmesi ve hatta bizden aydınların bile bunun çığırtkanlığını yapmaları çok rahatsız edici. Uzun yıllar yurtdışında yaşadım. Psikopatlığın evrensel bir hastalık olduğunu gördüm. Bunun dinle, kültürle bir ilgisi yok. Modern insanın sorunu.

Bu evrende kalarak savaşsaydı, Piri reis Hıristiyanlığın karşısında bir Müslüman kılıcı olarak görünebilirdi. Şu andaki gündemde zaten böyle bir algı operasyonu var. Piri Reis paralel bir evrene geçince bu dünyadaki medeniyetler savaşını devre dışı bırakıyor. Piri Reis bu evrende kalarak ta savaşabilirdi ama bulduğu bu yöntemle dinlerle değil salt kötülükle savaşarak yapıyor. Asıl amacı evrensel barış yani.

Bir de paralel evrene geçiş hem iyi bir beyin jimnastiği oluyor, hem de görsel olarak zenginlik katıyor.

086

Piri Reis’in alt başlığı Endülüs Macerası. Bu Piri Reis’in maceralarının devam edeceğini müjdeleyen bir başlık mı? Hemen bunun ardından varsa farklı yeni tasarılarınızdan da biraz söz etsek…

Piri Reis’i 3 kitap şeklinde tasarladım. 2. kitapta Barbaroslarla olan maceraları ağırlıkta olacak. Ve Rönesans’ın Venedik ve Floransa’sına gidecek.3.kitap’ta ise haritalarını çizdiği olgunluk yıllarını anlatacağım. Ama yine fantastik anlatımlarla destekleyeceğim.

Bu projenin dışında Avrupa için de tasarladığım Antik Anadolu medeniyetleri projemi de hayata geçireceğim. Ayrıca gelecekte geçen bir İstanbul serisi de yeni çalışmalarımdan olacak.

124

Piri Reis çok yönlü okumalar yaptığınızı, farklı kanallardan beslendiğinizi ortaya koyuyor. Bu okumaları neye göre derliyorsunuz? Çalışma hazırlığınızdan biraz söz edip alanın meraklılarına ve yeni başlayanlarına ipuçları verseniz…

Evet, farklı disiplinlerle bol bol çapraz okuma yapıyorum. Her şeyi okuyorum ama ağırlıklı olarak; dünya tarihi, arkeoloji, mitoloji, parapsikoloji, kuantum fiziği gibi konuları yakından, popüler bilim boyutundan takip ediyorum. Bunun yanında İtalyan, Fransız ve Amerikan çizgi-romanları da okuma programımdan hiç eksik olmuyor.

Bütün bunları bir potada eriterek en çok yapmak istediğim projeden başlıyorum. Farklı doneleri bir kitapta nasıl birleştirebilirim diye taslaklar karalıyorum. Sonra hikâyeyi kaç sayfada anlatmak istiyorsam duyguyu sistematik olarak karelere yayıyorum. Mesela 120 sayfalık bir macera için 30-60-30 şeklinde bir plan yapıyorum. İlk 30 sayfa tanıtım,60 sayfa gelişme, son 30 finale yükseliş gibi.

Ayrıca usta çizerlerin işlerine bakmak tabii ki çok önemli ama çizerken hepsini unutup samimi bir şekilde kendiniz gibi çizmeye çalışmalısınız.

Daha da ötesi meslek sırrı.

Son olarak şunu söyleyebilirim ki, bu iş haftada bir masa başına oturarak olmaz. Gece gündüz düşünerek çizmeniz, çizerek düşünmeniz ve çok çalışmanız gerekiyor. Sevmiyorsanız bırakın.

Ancak yorgunluklarınıza değiyor. Kitap bitince çok iyi hissediyorsunuz.


Piri Reis – Endülüs Macerası, Enis Temizel, Bilim ve Gelecek kitaplığı, 2016, 136 sayfa


Anıl Ceren Altunkanat

Kültür Mafyası Editörü

ceren@kulturmafyasi.com

Latest posts by Anıl Ceren Altunkanat (see all)

Paylaş