Yaratık: Covenant, serinin bir önceki filmi Prometheus‘da sorulan “peki yaratanları kim yarattı” sorusunun izini sürmeye devam ediyor.

İzleyenler hatırlayacaklardır, ilk filmde insanlığın ortaya çıkışına dair bir hikâye anlatılıyordu. Yaratık: Covenant’ın açılış sahnesi ve filmin kendisi bu hikâyeyi daha da derinleştiriyor. Açılış sahnesinde Prometheus’dan hatırlayacağımız cyborg David kendini yaratan insanla, insan açısından “sahibiyle” konuşuyor. İnsan onu kendisinin yarattığını ve onun ne olduğunu açıklıyor; bunun üzerine David “peki sizi kim yarattı” diye soruyor ve ardından ekliyor. “Şimdi beni sen yarattın ve ben senin kölenim. Ama sen öleceksin, ben yaşamaya devam edeceğim. Öyle mi?”

Bu sahnede piyano çalan David’in seçtiği parça da anlamlıdır. Wagner’den “Entry Of The Gods Into Valhalla”

Bilimkurgunun, gerek edebiyatta, gerek sinemada yerleşmiş senaryolarından biridir: insanların yarattığı makineler gün gelir bir gün kontrolü ellerine alırlar ve insanlığa karşı gelirler… Bu aslında cyborglardan da önce, Frankenstein’a kadar inebileceğimiz bir modernleşme eleştirisinin devamıdır. Ancak bu eleştirinin birkaç adım ötesine geçerek etkili bir iktidar eleştirisine yönelmiştir. Kölelerin efendiye karşı isyanı…

Ridley Scott’ın Prometheus’la başladığı yeni Alien serisi, daha önceki seriye nazaran felsefi ve sosyolojik açıdan daha dolu bir senaryoya ve alt metne sahip şekilde ilerliyor. Bir yandan da klasik Alien olay örgüsü devam ediyor tabii… Bu birlikteliğin seriye inanılmaz bir tat kattığını ve çok kaliteli bir sonucun ortaya çıktığını düşünüyorum.

Türe ilgi duyanlar mutlaka izlemeli…

 

Paylaş