Beş alt markasıyla 2015’de okura merhaba diyen Mylos Yayın Grubu Genel Müdürü Özlem Özdemir’le uzun uzun söyleştik; ülkenin boğucu ve baskıcı ortamında direnmekten; kitapla, sanatla, kültürle direnmekten söz ettik. 221 B ve Pulbiber’den; kitapların serüveninden ve elbette yeni projelerden de bahsettik.

Yayınevinizi kısa ama kapsayıcı birkaç cümleyle anlatsanız?

Mylos Yayın Grubu, 2015 Eylül’ünde kuruldu, 5 alt markamız var. Birkaç gün sonra 9. sayısı yayımlanacak aylık kültür sanat hayat dergisi Pulbiber; 3. sayısı raflarda olan, Türkiye’nin tek polisiye kültür dergisi 221B; çizgi roman, şiir, roman, öykü, araştırma-inceleme, gastronomi, seyahat, dünya edebiyatı kategorilerindeki kitapları listesine ekleyen Mylos Kitap; Türkiye’nin tek polisiye yayınevi Labirent Yayınları; yazarlara ve yayınevlerine danışmanlık ve editörlük hizmetleri sağlayan Yayıncılık Laboratuvarı. Kısaca iki dergi, iki yayınevi ve bir yayıncılık ajansından oluşuyor diyebiliriz.

Foto 1

Ülke olarak krizlere alışkınız; ancak bu kez daha boğucu bir kuşatma ile karşı karşıyayız. Ekonomik kriz, yönetememe krizi ile birleşiyor, bombalamalar toplumumuzu paranoyak davranmaya itiyor. Yayıncılık zaten zahmetli ve problemlerle dolu bir alanken, bu süreç sizi nasıl etkiliyor?

Mylos Yayın Grubu’nu, iki seçim arasındaki gergin, boğucu ve insanların alanlarda katledildiği bir dönemde kurduk. Bizi tanıyan, seven dostlarımızın “riskli bir dönem, emin misiniz, erteleseniz daha iyi olur” telkinlerini sık sık duyduğumuz bir dönemdi. Fakat yayıncılığı, kültürü, sanatı yaşamın ve her koşuldaki direnişin önemli bir parçası olarak gördüğümüz için dostlarımızı da kendi heyecanımıza ortak ettik, doğru zaman denilen şeyin bizim ülkemizde ve nitelikli kültür yayıncılığı alanında çok nadir denk gelebileceğini biliyorduk. Yani doğumumuz da, ilk işlerimiz de ekonomik ve siyasi krizin tam ortasında başladı denilebilir. Sektör, geçtiğimiz yazdan beri atlatamadığı bir durağanlık içinde; kitap fuarları, geniş kitlelerce beklenen yazarların kitaplarının çıkışı biraz ivme kazandırmış gibi görünse de nesnel durum, elbette okurların da yayıncıların da reflekslerini fazlasıyla etkiliyor. Dergilerimizde umutlu, dirençli dosyalar, yazılar hazırlamaya çalışıyoruz bu dönemde. İnsanların zaten içe kapandığı, umutsuzluğun, arabesk kültürün ve edilgenliğin ikili sohbetlerde bile yeniden ve yeniden üretilebildiği bir dönemde, periyodik yayınlarda bunun asla yapılmaması, aksine direnişin, hayatın her alanındaki mücadelenin ve bu mücadelenin kazandıracağı umudun aktarılması gerektiğini düşünüyorum. Kitaplardaysa çok çeşitli kategorilerde telif ve çeviri eserler yayımlıyoruz. İlkelerimizin başında, iyi-nitelikli, arkasında duracağımız kitaplar yayımlamak geliyor. Burada “arkasında durmak” ifadesi bizim için önemli; kitapların editöryel açıdan iyi yayımlanması, okuruna ve eleştirmenlere ulaştırılabilmesi yayınevi olarak bizim görevimiz. Fakat bu tür gergin ve sektörün genel düşüş yaşadığı dönemlerde, bunları yapmak biraz daha zorlaşabiliyor. Yine de ekip olarak tüm bu zorlukları aşabilmenin yollarını arıyoruz, bu anlamda yoğun bir emek veriyoruz.

Kitap seçkilerinizi hazırlarken bu süreci değerlendirmek zorunda kalıyor musunuz? Basmaktan vazgeçtiğiniz ya da bu sürece uygun olur dediğiniz kitaplar var mı?

Dergilerde güncel cevaplar üretmek nispeten daha kolay. Pulbiber’in Mayıs sayısında tüm okurlarımızı sokağa çağırdık mesela, sokaklar patlayan bombalar nedeniyle haftalar boyunca boşalmıştı ve sokaklarda olmaktan korktuğumuzda aslında pek çok şeyi kaybedebileceğimizi anlatmaya, sokaklarda birlikte olmanın güzelliklerini hatırlatmaya ihtiyaç duyduk. Haziran sayısı çıkmak üzere, yeni sayımızda da yazı, Haziran’ın, tiyatronun, edebiyatın, müziğin gücüyle karşıladığımızı göstermek istiyoruz. 221B’nin ikinci sayısında kadın dedektifleri, kadın yazarları; 3. sayısındaysa ülkelerin politik durumlarının edebiyatlarını nasıl belirlediğini anlatmaya çalıştık.

Kitaplarda bu kadar hızlı refleksler üretmek biraz daha zor olabiliyor, aylar öncesinden yazıştığınız, haklarını aldığınız kitapları bin bir zahmetle Türkçeye kazandırıyorsunuz yahut bir yazarın dosyası üzerinde aylarca çalışıyorsunuz ve artık basıma hazır hale geldiğinde, ülkedeki durum nedeniyle ertelemek durumunda kalabiliyorsunuz. Basmaktan vazgeçtiğimiz bir kitabımız yok ama yayın tarihini ertelediğimiz, nispeten daha “iyi” bir döneme sakladığımız kitaplar var.

Bu dönemde öne çektiğimiz kitaplar oldu, belki bunlar ilginç örnekler olabilir. Blanqui’nin çizgi biyografisi Ne Tanrı Ne Efendi, daha doğru bir dönemde yayımlanamazdı sanırım. Fransa’nın siyasi olarak en hareketli döneminde yaşayan radikal bir devrimci olan Blanqui’nin hayatından öğreneceğimiz çok şey var. Bu umutsuzluk döneminde, okuyan herkese bambaşka kapılar açacağına inandık ve baskı tarihini öne çektik. Mylos Kitap’ın şiir serisi de bu dönemde özel olarak önem verdiğimiz bir seri, Altay Öktem ve Deniz Durukan’ın yeni kitaplarıyla başladık bu seriye, yakında Kemal Özer’in şiirlerini yayımlayacağız. Böylesi zorlayıcı ve karanlık dönemlerde, iyi şiirlerin de her birimize güç katacağına inanıyorum.

foto 2

Ekonomik olarak yayıncılık dünyasında kısa vadede bir öngörüde bulunabilir misiniz?

Bu, maalesef kolay bir soru. Kısa vadede daha da zorlaşacağını düşünüyorum, bu konuda yanılmak isterim. Ancak yaz dönemi zaten genel bir düşüş dönemi demek yayıncılar için, bir de bu yaza yeni siyasi ve ekonomik krizlerle giriyoruz. Dolayısıyla holding ya da banka yayıncılarını dışarıda tutalım, bağımsız ya da butik yayıncıları yani bizleri, ekonomik açıdan daha zor bir dönemin beklediğini öngörmek mümkün.

Yayınevi olarak ülkedeki gericileşme, totaliterleşme ve yozlaşma için bir tepki, bir duruş, bir tavır içinde misiniz? Almayı düşünüyor musunuz?

Kesinlikle. Yayımladığımız her dergide, her kitapta bu duruşu görmek mümkün diye düşünüyorum. Aksi, bizler açısından mümkün değil. Türkiye’deki gericileşme ve yozlaşmanın kültür sanat, edebiyat ve yayıncılık alanında ciddi ve büyük yansımaları var. “Sol” gösterip “sağ” vuran dergiler, yazarlar, liberalizm dayatmaları, sonunda tüm bunların daha fazla yozlaşma ve gericileşmeye kapı açması gibi… Yayın grubunu kurma nedenlerimizden biri, hayal ettiğimiz işleri gönlümüzce yapmaksa, en az onun kadar önemlisi her geçen gün yozlaşan ve gerileyen kültür sanat alanına nitelikli ürünler katmak, eşitliği ve özgürlüğü savunan sesi yükseltmekti elbette. Henüz yolun başındayız ancak bu anlamda önemli katkılarımız olacağına inanıyorum.

Sosyal medyayı etkili bir şekilde kullanabildiğinizi düşünüyor musunuz? Kullanırken nelere dikkat ediyorsunuz?

Sosyal medyayı etkili kullandığımızı düşünüyorum, çünkü sosyal medya editörümüz edebiyat eleştirmeni ve yazar. Tasarımcılarımız, editörlerimiz, kurumsal iletişim sorumlumuz, dağıtım ve saha sorumlularımız, sosyal medya editörümüz, doğru insanlardan oluşan bir ekibimiz var, şanslı olduğumuzu düşünüyorum bu açıdan. Pulbiber, 221B, Mylos Kitap ve Labirent Yayınları’nın her birinin farklı resmi hesapları var, içerikleri de farklı ve tüm bunları iyi yönetebilmek, okurlarla iyi iletişim kurabilmek, bence zor bir iş fakat editörümüz iyi yönetiyor bu işi. Dergilerin ve kitapların içerikleriyle ilgili ilgi çekici ve doğru bilgiler vermek, yazarlarımızın etkinliklerine dair bilgileri paylaşmak, okurlarımızdan gelen önerilere, eleştirilere hızlıca ulaşmak için doğru mecranın sosyal medya olduğu ortada.

13268551_1177508215616698_9200603538001158962_o

Yayınevi olarak yakın zamanda farklı projeleriniz var mı?

Mylos Kitap’ın Blanqui ile başladığı çizgi biyografi serisi, Einstein, Sartre, Agatha ve Lennon kitaplarıyla devam edecek. Genç yazarların romanlarını hazırlıyoruz sonbahara. Ayrıca müzik tarihi, gastronomi, seyahat, öykü kategorilerinde nitelikli eserler yeni yayın döneminde okurlarıyla buluşacak. Labirent Yayınları’ndan çeviri ve telif önemli polisiye romanlar yayımlamaya devam edeceğiz. Bir çılgınlık yapıp Pulbiber ve 221B’ye kardeş bir dergi çıkartmayı düşünüyoruz. Bu yeni dergiyle ilgili çalışmalarımız, hazırlıklarımız ocak ayından beri devam ediyor. Sonbaharı geçirmeden ilk sayısını yayımlamayı umuyoruz.

Anıl Ceren Altunkanat

Kültür Mafyası Editörü

ceren@kulturmafyasi.com

Latest posts by Anıl Ceren Altunkanat (see all)

Paylaş