İnsan sesine en yakın enstrüman ney. Çalması meşakkatli, dinlemesi yürek isteyen bir müzik aleti. Kars’ta elindeki ney’le sahneye çıktığında, pür dikkat onu izliyor insanlar. Bu sefer ney’in arkasında bir kadın oturuyor: Burcu Karadağ. Yıllarını vermiş ney’e, ondan çok şey öğrenmiş. Kars’a ilk defa geliyor, ilgiden memnun. Onu bu uzak şehre getirense, Cemal Süreya’nın şiirinden adını alan, Kars Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen, Hilal Doğanay’ın sanat yönetmenliğini yaptığı “Beyaz, Uykusuz, Uzakta… Kars Kültür ve Sanat Festivali”. Kimler yoktu ki festivalde; Kardeş Türküler ve BGST dans topluluğu, Cihat Aşkın, Kubat, Mehru Ensari, Mesut Özgen gibi müzisyenler, yazarlar Ferhat Uludere, Murat Uyurkulak, Sadık Yalsızuçanlar ve Bejan Matur, ressam Balkan Naci İslimyeli, oyuncular Buket Dereoğlu, Orhan Alkaya ve Özgür Özgülgün… Dört gün boyunca süren konserler, atölye çalışmaları, söyleşiler Karslıları sanatla buluşturdu. Karadağ ise kadın bir neyzen de olabileceğini gösterdi onlara, Kars’ın en önemli okullarından biri olan konservatuvarda yakında kadın neyzenler de kendini gösterir belki. Peki kim mi o? Dinleyin…

Müzikle ilişkiniz 12 yaşınızda başlamış, babanızın hediye ettiği bir org sayesinde. Konservatuvar sınavına girdiğinizde, “Senden iyi bir neyzen olur” diyerek ney’e yönlendirmiş hocalarınız. Bir röportajınızda “Her ele alışta ney’den ses çıkarmak için bir hafta devamlı üflemek lazım” diyorsunuz. Gerçekten de ney, en çok emek isteyen enstrümanlardan biri. 1990’dan beri ney’e ses veriyorsunuz, kim bilir ne gibi zorluklarla karşılaştınız. Neden vazgeçmediniz, sizi zorluklara rağmen ney’de tutan neydi?

Eğer ney üflemeye çocuk yaşta başlamasaydım ilerleyen yaşlarda bu kadar sabredebilir miydim, bilemiyorum. “İnanç” denen olgunun insanın karşısına çıkabilecek her zorluğu yenebileceğini bana ney öğretti… Ayrıca “bir kamış parçası”nın insanları bir araya getirmekte, ortak dili kullanmada ve kalplerindeki katılaşmış yerleri yumuşatmada ne kadar kudretli olabileceğini gösterdi.

Neyzenlik hep erkeklikle bağdaştırılıyor. Bu anlamda ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?

İlk başlarda beni en çok zorlayan şey “Kadından neyzen olmaz” imajının hafızalarda fazlasıyla yer etmesi ve bunun sonucunda yaptığım hiçbir işin takdir görmemesiydi. Takdir edilmemek beni çok zorlayan bir davranıştır. Bu durumu kendi lehime çevirmeliyim, diye düşündüm ve hırs derecesine varan bir azimle doğru olduğunu bildiğim yolda birçok olumsuzluğa kulaklarımı tıkayarak yürüdüm…

Neyzen dendiğinde insanların aklına hâlâ ak sakallı bir dede imajı gelse de artık bu ciddi bir değişim yaşıyor. Kadın-erkek, genç-yaşlı her kesimden insan ney üflemek istiyor. Erkeklerin bu alanda daha iyi olmalarının bir sebebi, bu sazın fiziksel anlamda gerçekten güç gerektiriyor olması. Ben herhangi bir erkek meslektaşım kadar uzun süre ney üfleyemem. Her ne kadar spor yapıyor olsam da bu durum maalesef değişmiyor. Beşeri münasebetlerdeki dışlanmalardan fiziksel zorluklara kadar birçok anlamda zorluk yaşasam da Allah’ın bana verdiği yeteneği akılla, çalışarak, kendimi sürekli yenileyerek sanatımı ve kültürümü bütün dünyada temsil etmeye çalışıyorum.

Kars Kültür ve Sanat Festivali’nde bir konser verdiniz. Karslıları neyle buluşturmak sizin için ne ifade etti?

Şimdiye kadar maalesef Urfa dışında Ankara’nın doğusunda konser verememiştim. Bu yüzden çok heyecanlıydım. Ney çok fazla solo konser verilebilecek bir enstrüman olmadığı için açıkçası nasıl bir ilgiyle karşılaşacağımdan emin değildim. Ama konser çok kalabalıktı, bu beni mutlu etti. Hepsi konser sonuna kadar pür dikkat dinlediler.

Varmak istediğiniz yer, hedefiniz nedir?

Dünyanın dört bir tarafında hem Türk müziğini, hem ney sazını, hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin modern kadınının yüzünü tüm dünyada temsil etmek. Geçen ay Alman bir gazeteci “Yaptığınız işlerde ülkenizi dünyanın birçok ülkesinde temsil ediyorsunuz. Kendinizi bir kültür elçisi gibi görüyor olmalısınız, bu nasıl bir duygu” diye sormuştu. Bu soru adeta yaptığım ve amaçladığım şeylerin bir ödülü gibiydi bana. Hayatta hiçbir soru beni bunun kadar mutlu etmemişti. (Cumhuriyet Dergi, 01.04.2012)

 

Paylaş