15 Ocak’ta 116. yaşına giren Nâzım Hikmet‘in adı ne yazık ki halen sansürle anılmaya devam ediyor. Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nden Nâzım Hikmet Kolektifi geçtiğimiz aylarda, yapmış oldukları bir araştırmayı açıklayarak Nazım Hikmet’in “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” romanının sansürlendiğini ve halen bu sansürlü halinin Yapı Kredi Yayınları tarafından basıldığını iddia etti ve sansürün kaldırılmasıyla ilgili YKY’ye çağrı yaptı. YKY bunun üzerine Nâzım Hikmet eserlerinin gözden geçirilmesi ile ilgili bir kurul oluşturulduğunu ve romanın 1964 tarihli Sofya basımını temel alarak romanı tekrar basacaklarını açıkladı. Romanın yeni baskısı Aralık 2017’de yapıldı, ancak Nâzım Hikmet Kolektifi’ne göre yeni baskı hala sorunlu, üstelik özensiz.

Bu sansür öyküsünün ortaya çıkışını ve konuyla ilgili gelişmeleri Nazım Hikmet Kolektifi ile konuştuk.

YKY tarafından basılan Nâzım Hikmet’in “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” romanının sansürlendiğini iddia ediyorsunuz ve bu konuda araştırmalar, deliller ve örnekler sundunuz. Bu sansür iddiasının tarafınızdan tespit edilme sürecini öğrenebilir miyiz?

Nâzım Hikmet Kolektifi: YKY’nin uyguladığı sansürü, romanın 1964 tarihli Sofya (Narodna Prosveta) basımını incelememiz ve YKY basımı ile arasındaki farklarını tespit etmemiz üzerine ortaya çıkardık.

Açıklamalarınızdan okuduğumuz kadarıyla sadece tek bir noktada sansür yapıldığını iddia etmiyorsunuz, birçok bölümde bu durum mevcut?

Roman, metnin sonunda yer alan, Nâzım’ın özgün yazımında “Komünistim” dizesi ile başlayan şiiri başta olmak üzere, pek çok yerinde sansürlenmişti.

Sadece YKY baskısında mı söz konusu sansür var? Daha önceki baskılarda durum nedir? Yani Türkiye’de roman sansürsüz şekilde hiç basılabilmiş mi?

Hayır, romanın Türkiye’de bugüne kadar yapılmış olan bütün basımları sansürlü. YKY’den önceki diğer basımlar da sansürlü. Nâzım’ın romanı Türkiye’de ilk kez 1966 yılında yayımlanıyor. Bundan önce, 1964 yılında Sofya’da yapılan Türkçe ve sansürsüz bir basım var. Türkiye’deki basım için Sofya’daki bu basım kullanılıyor. Ancak, komünizmi kriminalize etmeyi amaçlayan ve suç sayan anti-komünist 141-142. maddelerin varlığı yayıncıların romanı sansürleyerek yayımlamasına neden oluyor. 1991’de 141-142. maddeler kaldırılınca romanın sansürsüz yayımlanma imkânı ortaya çıkıyor. Buna karşın roman sansürlü yayımlanmaya devam ediyor.

Öte yandan, Nâzım’ın eserleri 1987’den itibaren, Memet Fuat’ın editörlüğünde, Adam Yayınları ile Nâzım’ın vârisi Mehmet Hikmet arasından yapılan sözleşme gereğince, bir tekelleşme sürecine girmeye başlıyor. 1991’de Memet Fuat romandaki onlarca sansürden çok azını, birkaç tanesini kaldırıyor ve bu sansürlenmiş yerlerin yerine özgün romandaki içerikleri koyuyor. Bu da, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlıyor ki, Memet Fuat’ta romanın özgün içeriği mevcut (Bu çerçevede Nâzım Hikmet Kolektifi olarak Memet Fuat’ın ailesi ile yazıştık. Kendilerine, Memet Fuat’ın arşivinde romanın sansürsüz Sofya basımının olması gerektiğini belirttik ve bunu teyit etmelerini rica ettik. Ailesi, bize yazılı olarak, romanın özgün, sansürsüz Sofya basımının Memet Fuat’ın çalışma dosyaları arasında bulunduğunu teyit etti). Ancak, Memet Fuat, romanda, 1966 yılından itibaren uygulanmakta olan sansürlerin tamamına yakınını Adam Yayınları’nın YKY’ye devrolan bütün basımlarında uygulamaya, dolayısıyla romanı sansürlemeye devam ediyor. Ve romanı, Nâzım’ın diğer eserleriyle birlikte, 2002 yılında YKY’ye devrediyor. YKY de 2002 yılından itibaren romanı aynı Adam Yayınları’nın yaptığı gibi sansürleyerek yayımlamaya devam ediyor. Dolayısıyla, 2017 yılı Ağustos ayında yapılan 21. baskı dahil, romanın Türkiye’deki bütün basımları sansürlü.

nazim_hikmet_heykel

Sizin örnek olarak aldığınız ve doğru olduğunu düşündüğünüz baskılar hangi ülkelere ait?

Romanın Türkçedeki en doğru basımı, ilk önce 1964 yılında Sofya’da, Narodna Prosveta Yayınevi’nden yapılan basım. Bu basım, romanın tamamen sansürsüz Türkçe basımı. 1964 SSCB ve 1964 Fransa basımları, bir diğer deyişle Rusçaya ve Fransızcaya çevirileri sansürsüz. Bunlar dışında, 1965’de Alfredo Varela’nın İspanyolcaya, 1978’de Kostas Kotzias’ın Yunancaya, 1985’de José Saramago’nun Portekizceye çevirileri sansürsüz. Bütün bu dillerdeki çeviriler, sansürsüz Fransızca çeviriden yapılıyor.

YKY’den tarafınıza herhangi bir açıklama yapıldı mı?

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Kasım ayında YKY’ye ve Nâzım’ın vârislerine açık bir mektup göndererek bu sansüre derhal son verilmesini ve bir açıklama yapılmasını talep etti. Ayrıca, bir grup yazar, sanatçı ve aydın da YKY’nin Nâzım’ın romanını sansürlemesinin utanç verici olduğunu belirten bir açıklama yayımladılar. YKY romanı sansürleyerek yayımlamalarına ilişkin bir açıklama yapmaktan kaçındı. Ardından, aradan henüz birkaç gün geçmişken, romanın 1964 tarihli Sofya Narodna Prosveta basımını yapacaklarını açıkladılar.

Bundan sonra süreç nasıl gelişti?

YKY, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin ve aydın sorumluluklarının gereğini yerine getiren yazar ve sanatçıların ısrarı ve zorlamasıyla, romandaki sansürleri kaldıran bir baskıyı Aralık ayı başında yapmak zorunda kaldı. Bu, romanın YKY’deki 22. baskısı.

Ancak bu basımın da okunmayı hak eden nitelikte olduğunu söyleyemiyoruz. Romanın bir yerinde “komünist” sözcüğü hâlâ sansürlü. Ayrıca, bazı pasajlarda sansürlü basımlar ile sansürsüz basımın garip bir karışımına ulaşılmış. Romanın bir cümlesi eksik. Özetle YKY’nin, sansürlerin kaldırıldığı 22. basımda da titiz bir çalışma ile romanın doğru bir basımını yapamadığını görüyoruz. Okurların tam olarak sansürsüz ve doğru bir basıma ne zaman ulaşacaklarını bilemiyoruz. Romanın YKY’de tam olarak doğru ve eksiksiz basılması beklenecek olursa, bu özensiz çalışma tarzı ile belki daha birçok baskı okurların eline yanlışlarla ve eksiklerle dolu olarak geçecek. Emekçilerin sınırlı ücretleri, öğrencilerin de ücretleriyle ve harçlıklarıyla satın alacakları romanın baskıları, hatasız ve tam olarak sansürsüz bir baskı olamayacak.

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Burada, Nâzım’a uygulanan bu kaba, bayağı ve barbarca sansürün Ortaçağ’a ait olduğu düşünülebilir. Bu kısmen doğrudur da. Ama bir eklemeyle: Ortaçağ’a ait, ama o tarihe özgü, o tarihle sınırlı değil. Türkiye’de de tüm dünyada da kapitalizm, en barbarca uygulamaları içermeye yöneliyor. Bu da tabii kapitalizmin krizinden kaynaklanıyor.

Bu süreçte YKY’nin romanı bilinçli olarak sansürlemiş olmayabileceğini, söz konusu olanın ihmalkârlık, kolaycılık olabileceğini dile getirerek YKY’yi aklamaya çalışan kişiler oldu. Oysa, romanın Memet Fuat’tan YKY’ye devrinde, Nâzım’ın eserlerinin sansürlü hallerinin sürdürülmesi konusunda aralarında kesin bir mutabakat olduğu çok açık. Romandaki köşeli parantez içindeki üç noktaların varlığını, başta kitabın editörü Güven Turan ve diğer YKY editörleri ve ilgili YKY yöneticileri bilmiyor olamazlar. Bilmiyor iseler, bu daha büyük bir suç. Romanı 15 yıldır yayımlamayı sürdürüyorlar; YKY’nin kasasına tomarla para girdi Nâzım’ın sayesinde. Kitabı açıp içine bakmamış olabilirler mi? Kimi kişiler, akademisyenler, yazarlar, YKY’nin romanın sansürsüz haline ulaşmak için ek bir çaba göstermemiş olması şeklinde yorumladılar bu durumu. Oysa, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi olarak, sansürsüz Sofya basımının YKY’nin Galatasaray’daki Araştırma Kütüphanesi’nde ellerinin altında mevcut olduğunu, NHKM’nin açık mektubundan sonra editörler tarafından buradan alınarak editörlük ofisine aktarıldığını da tespit etmiş bulunuyoruz. Diğer bir deyişle, YKY ve editörleri romanın sansürsüz basımını bildikleri, bu basıma sahip oldukları halde, romanı sansürlü yayımlamayı sürdürdüler. Zaten, aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra “Sofya basımını yapacağız” yönündeki açıklamaları, romanın doğru basımının Sofya basımı olduğu bilgisine ve Sofya basımının kendisine halihazırda sahip olduklarını hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanıtlar nitelikte.

Son olarak, hepsi bir yana YKY, NHKM’nin mektubu sonrasında, romanın yeni baskısı yapılıncaya kadar, halkımıza romanın sansürlü 21. baskısını satmayı sürdürdü kendi satış noktalarından. Romanı satıştan çekmedi. Tomarla para kazandıkları yetmedi, sansürlü baskıyı sürdürerek para kazanmayı sürdürdüler. Dahası YKY, Aralık başında sansürleri kaldırdığı basımı yaptıktan sonra dahi, romanın sansürlü, üstelik bir de değil, iki önceki sansürlü baskısını, 20. ve 21. baskılarını yine Galatasaray’daki satış noktasında halkımıza satmaya devam etti. Bunu ortaya çıkaran da, Türkiye Komünist Gençliği’nden, güzel bir tesadüfle, romanda Nâzım’ı temsil eden karakterdeki gibi, adı Ahmet olan bir gençti. Bu genç komünist YKY satış noktasının yöneticilerinin yüzüne, romanın 22. ve sansürün kaldırıldığı baskısı yapılmışken, sansürlü 20. ve 21. baskıların eritilmek ve para kazanmak amacıyla satılıyor olmasının kabul edilemez bir ahlak yoksunluğu olduğunu söyledi. Sansürlü baskıları raflardan kaldırmalarını talep etti ve bu konunun takipçisi olacaklarını belirtti. Bunun üzerine ne deseler beğenirsiniz: “Bir çalışanımız yanlışlıkla koymuş raflara.” Aydınlarımız haklı çıktılar: YKY’nin tutumu gerçekten utanç verici.

Biz ise, izninizle, YKY’nin satış noktalarında artık satamadığı eski sansürlü baskıları, başka kitapçılara, internet siteleri üzerinden kitap satışı yapan firmalar üzerinden satışa sunduğundan eminiz. Konu, artık, bir “halk sağlığı” konusu haline gelmiş bulunuyor. Halkımızı, konuyla ilgili bilgilenmeleri kapsamında, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi ile soL haber portalını düzenli olarak izlemeye davet ediyoruz.

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi, Nâzım’ın eserlerinin sansürlenmesine, çarpıtılmasına, bu eserlere sıradan bir meta işlemi yapılmasına karşı mücadeleyi önümüzdeki dönemde yoğunlaştırarak sürdürecek.

Nâzım Hikmet Kolektifi, Nâzım Hikmet’in yaşamı ve yapıtları üzerine çalışmalarını Nâzım Hikmet Kültür Merkezi bünyesinde sürdüren bir kolektiftir.

Nâzım’ın romanının sansürlenmesine müdahale edilmesi sürecinin ayrıntıları soL portaldaki şu bağlantıdan okunabilir:

http://haber.sol.org.tr/blog/kent-kultur-sanat/ulvi-icil/nhkm-nazima-uygulanan-sansurun-icerigini-acikladi-iste-madde-madde

 

Paylaş