Das Kapital, sol literatürün başucu kitaplarından biri. Ancak okunması çok kolay değil. Manga olarak anlatılması, Das Kapital’i okuma kitapları çıkması da bundan. Yılmaz Okumuş’un “Laz Kapital”i de Das Kapital’i anlamaya yönelik kitaplardan biri. Üstelik şimdi “Laz Kapital 2” de yayımlandı. Hamsiyle, Trabzanspor’la, Fadime’yle Das Kapital nasıl mı anlatılır? Yanıtı yazarından…

Sizin Kapital’le ilk ilişkiniz ne zaman kuruldu?

80’li yılların ilk yarısıydı… Yaşadığımız kapitalist üretim ilişkisinin bütün defolarını anlatan en önemli kitabın adını öğrenmiştim; Das Kapital. Ancak gerekli donanımı sağlamadan okumaya kalkıştım, sindiremedim. Gerçi Marks bu kitabı işçiler için yazmıştı ama Das Kapital’i okurken felsefeden bilime, sanattan ekonomiye, tıptan teolojiye bir sürü bilmediğiniz yeni kelimelerle karşılaşıyorsunuz. En azından benim için böyleydi. İlk karşılaşmam pek mutlu sona ermemişti yani.

Laz Kapital fikrini doğuran bu mutsuzluk oldu.

Evet, o mutsuz karşılaşmadan sonra 3-5 yıl beni Das Kapital’e taşıyacak, daha kolay anlaşılır kitaplar okudum. Marksist ekonomi politiği çizgiyle-karikatürle anlatanlar da vardı. Hayattan örneklerle anlatılan şeyler aklımda kaldıyordu. Karadenizli oluşumun verdiği avantajla Karl Marks, Trier’de değil de Trabzon’da doğsaydı ne olurdu, diye düşündüm. İsim için ses uyumundan faydalandım; Das Kapital – Laz Kapital.

Marx’ın kapitalist üretim sürecini Karadenizli mantığıyla yorumlayan Laz Kapital 1’den sonra, daha güncel sorunları anlatan Kapital 2 çıktı. Marksist terminolojinin bu açıdan anlatılması sizce nasıl bir yarar sağlıyor?

Bu yararı ölçebilecek bir aygıt yok. Ancak zaten Marksizmi bilenleri dışında tutarsak, sola ilgi duyan ya da yaşadığı hayatın daha iyi bir alternatifi olabileceğini düşünenler için eğlenceli bir ön hazırlık olabilir. Laz Kapital kitaplarına ve ilk kitaptan uyarlanan Laz Marks oyununa gelen eleştiriler de buna cevap sayılabilir. Yaklaşık 15 yıldır, “Emek sermaye çatışması kalmadı, tarihin sonu geldi, ideolojiler öldü” diye bombardımana tutulan bir çalışan sınıf var. Kitabı okuyan ve oyunu seyredenlere şunu söylüyoruz, “Evet, ilk yarıyı yenik kapattık ama bu maçın ilk yarısının sonucudur. Bir de maçın ikinci yarısı var. Şimdi çıkacağız sahaya ve bu maçı alacağız.” Çünkü kapitalist meta üretimi sürdükçe emek ve sermaye arasındaki maç devam edecektir. Ya bu maça sırtımızı döneceğiz ya da tribündeki yerimizi alacağız.

Laz Marks oyununun Avrupa turnesinde, yetişkinler; ağabeylerini, babalarını suçluyorlardı, “Yıllardır size sömürüyü, kapitalist üretim ilişkilerini sorar, anlayacağımız bir cevap alamayız. Adam hamsiyle, Fadime’yle, takayla, Trabzonspor’la her şeyi anlattı işte” diye.

Niye Karadenizli mantığını seçtiniz anlatmak için, neden sadece Karadenizli olmanız değil herhalde?

Karadenizli Rizeli oluşum, Marks’ı Karadenizli olarak düşünmemde çok belirleyici tabii. 30 yıllık profesyonel mizah yazarı, karikatüristlik mesleğimde 10 binlerce ürün verdim. Ama 80’lerin başında Gırgır’da yarattığım Tursun’un İskelesi, 90’larda televizyon için yazdığım Hamsiye ve 2000’lerde Küstah mizah dergisinde yazdığım Laz Kapital’in birbiriyle bağlantısı var. Üçü de Karadenizli, Trabzonlu. Birbirlerinin biraz daha gelişmiş hali. Marks’tan bir mizah kahramanı yaratacaksam, bu en iyi bildiğim dili, yani Karadeniz mizahını kullanarak olacaktı.

Laz Kapital’den yola çıkarak, Laz Marks oyununu da sahneye koydunuz. Nasıl gidiyor oyun?

Leman Dergisi yöneticisi arkadaşım Tuncay Akgün bir gün beni arayıp, “Laz Kapital kitabını sahnelemek isteyen bir hemşerin var” dedi. Bahsettiği Rizeli, usta tiyatrocu Haldun Açıksözlü’ydü. Buluştuk, konuştuk ve Haldun’un bu işin altından ideolojik olarak da kalkacağına inanıp kitabı teslim ettim. Bugün Avrupa’da 200. oyunu gerçekleştiren uzun bir yolculuk başladı.

Kitaplar nedeniyle hakkınızda açılmış davalar var. Hangi gerekçelerle hakkınızda dava açıldı, şu anda durum nedir?

Rize’de, Rizeli yazarın yazdığı, Rizeli oyuncunun oynadığı, Rizeli Başbakan’ın açtığı soruşturma nur topu gibi bir davaya dönüştü. Şubatta Rize’de bir duruşmamız daha var. Bu arada her yerde söylediğim bir şey var; bu oyun bir eylem de aynı zamanda. Türkiye’nin girmediği köşesi, kasabası kalmadı Laz Marks’ın. Nice anlı şanlı politikacının giremediği, nice partinin örgütlenemediği Türkiye’nin her yerinde sahne kuruldu ve Laz Marks Emice sömürüyü, emperyalist kapitalizmi, metanın değişim ve dolaşımını, faşizmi Trabzonspor’la, hamsiyle, Fadime’yle, Fenerbahçe’yle, popüler figürlerle insanlara anlattı. Bu başlı başına bir eylemdir, ödülsüz kalmadı! Rize’de açılan davadan sonra şimdi üç tane daha soruşturmamız var. Ancak Laz Kapital 1, Laz Kapital 2 kitapları da, Laz Marks oyunu da yoluna devam ediyor.

Laz Kapital 3 de gelecek mi?

Yazma disiplinim çok gelişmiş olmadığı için düzenli yazamıyorum ama kafamda tasarladım. İki yıl içinde Das Kapital 1-2-3’te olduğu gibi, Laz Kapital 3’le seriyi bitireceğim.

Paylaş