Dünyada hakkında en çok ön yargıya sahip olunan ama buna rağmen dünyanın en çok ziyaret edilen kenti Paris. Yani hem hakkında sürekli olumsuz konuşuyor, ama yine de onu görmeden edemiyoruz. Peki hakkında söylenen şeyler doğru mu?

Önce ön yargılara bir göz atalım..

  • Demir yığını görüp ne yapacağım?
  • Paris pis bir memleket, her yeri kokuyor.
  • Fransızlar çok soğuk insanlar, turistlere kötü davranıyor ve İngilizce konuşmuyorlar.
  • Çok kalabalık, insan gezemiyor.
  • Suç oranı çok yüksek, ben korkarım…
  • Fransa vize vermiyor.

Şimdi ise kendi tecrübelerimle, bu ön yargılardan biraz bahsedeyim..

paris-1293747_640

Bazılarının “demir yığını” dedikleri Eiffel Kulesi:

Fransız Devrimi’nin 100. yılında Paris’te düzenlenen EXPO 1889 için, fuar alanının giriş kapısı olarak inşa edilmiştir. Amaç, 5 yıl boyunca sergileyip sonra yıkmaktır. 2 senede inşa edilen, 19. yüzyıl şartlarına ve 3.000 işçinin 26 ay boyunca çalışmasına rağmen hiçbir işçi ölümü gerçekleşmemiştir. Tepesindeki anteniyle birlikte 324 metre uzunluğa sahip Eiffel Kulesi, bir çok meteorolojik deneye öncülük etmiş ve çok geniş bir kapsama alanına sahip radyo vericisi olarak da kullanılmıştır. Günümüz bilgi ve teknolojilerine katkısı büyüktür.
Eiffel Kulesi’ne en çok karşı olanlardan biri olan ünlü Fransız yazar Guy de Maupassant, Eiffel Kulesi ziyarete açıldıktan sonra vaktinin çoğunu kulede ve civarında geçirince insanlar merakla kendisine bu durumu sormuştur. Maupassant, bu mahcubiyetinden ötürü “Bu lanet kulenin şehirden görünmediği tek yer, kulenin kendisi olduğu için geliyorum” diyerek alaycı bir şekilde cevaplamıştır. 🙂

Paris gerçekten pis mi kokuyor mu?

Paris’in ortasından geçen Seine Nehri’nin çamur renginde bir görüntüsü olsa da tekne turu sırasında bile hiçbir kötü almazsınız. Fransa’nın kanalizasyon sistemi çok eskidir ama hala günümüzdeki birçok kanalizasyon sisteminden çok daha fazla gelişmiştir. Tüm Paris’in sokaklarını, yer altından yani kanalizasyon kanallarından gezmeniz mümkündür. Bütün cadde ve sokaklarının altında, aynı genişlikte kanalizasyon kanalları mevcuttur. Bu kanalların dolması halinde ise yükü paylaşacak yan kollar ve ek depolarla lağımın Seine Nehri’ne karışmaması sağlanmıştır. Banliyölere yakın birkaç metro durağı dışında kötü kokan hiçbir nokta veya metro durağı yoktur.

paris-112220_640

Soğuk Fransızlar ve İngilizce konuşmamaları.

Dünyanın en çok turist alan bölgelerinden biri olan Paris, turistlere çok alışıktır ve adres tarif etme konusunda yardımsever olduklarını bile söyleyebiliriz. Merkezdeki hemen hemen her dükkanda da İngilizce konuşulmaktadır. Hatta, “Mona Lisa” tablosuna ev sahipliği yapan Louvre Müzesi’nin etrafındaki parfümeri dükkanlarının çoğunda Türkçe konuşan, Türk asıllı personel bile çalıştırılmaktadır.

Kalabalıktan ötürü rahat rahat gezilemiyor mu?

Paris’in trafiği yoğundur. Ama turistik bölgeleri birbirine çok yakındır. Bu nedenle, trafik yoğun olsa bile kısa sürede her yere araçla ulaşabilirsiniz. Metrosunun kullanışlı olması ve her noktaya ulaşım sağladığı gerçeği ise bu sorunu zaten tamamen ortadan kaldırmaktadır. En kalabalık olduğu zamanlarda bile popüler birkaç müzeye, Eiffel Kulesi’ne giriş yapmak 1-1,5 saatten fazla sürmeyecektir. (Sezonun zirvede olmadığı zamanlarda, 5-10 dakikada bile her yere giriş yapılabilir.)

Suç oranı yüksek mi?

Evet, Paris’te suç oranı biraz yüksek. Hırsızlık, gasp olaylarıyla ilgili sık sık tatsız olaylar yaşanabiliyor. Ama biraz dikkatli olarak bunun önüne geçmek kolay. Fransa, turistik noktalarda yoğun güvenlik önlemleri almaktadır. Daha çok banliyö bölgelerine yaklaştıkça suç oranı yükselmektedir. Gece otele dönüş saatlerini çok abartmadıkça, geç saatlerde yalnız başınıza karanlık yerlerde dolaşmadıkça ve genel güvenlik önlemlerinizi aldığınız sürece korkmanıza gerek yok.

Fransa vizesi almak zor mu?

Genel olarak Schengen vizesi almak çok kolay değildir. Ama Fransa, birçok ülkeye göre daha kolay vize vermektedir. Hele ki Almanya veya Benelüx ülkeleri ile kıyaslanacak olursa…

louvre-museum-738112_640

Biraz da genel olarak Paris’ten bahsedelim:

Paris, “ızgara sistemi” denen şehir planlamasına sahiptir. Bu sistem sayesinde yazın serin olmakla birlikte, hava sirkülasyonu da yoğun olduğundan şehirde her zaman taze bir hava hakim olur. Birbirini kesen cadde ve sokaklarıyla şehirde gezmek hem keyifli hem de kolaydır. Her sokağının-caddesinin adeta ayrı bir konsepti vardır ve bazen çok romantik bir yerde, bazen de çılgın bir barlar sokağında olduğunuzu görebilirsiniz..

Fiyatlar, tabi ki pek de ucuz değildir. Menüleri incelemek, Champs-Élysées’den bir parça uzak yerlerde yemek-içmek daha karlı olacaktır.

Sadece klasik noktalara odaklanmak, Paris geziniz açısından bir kayıp olabilir. Nehrin güneyindeki Luxembourg Sarayı-Bahçeleri, Montparnasse ve St. Germain Mahallesi de görmenizi kesinlikle tavsiye ettiğim yerler arasında..
Notre Dame Katedrali’ni gezmek yetmez, St.Michel’de kahve de içmelisiniz..

Eiffel Kulesi’ni gezdiyseniz, kulenin önündeki Champ de Mars Bahçesi’nde top oynayıp çimlere de uzanmalısınız..
Sokak aralarındaki küçük, Lübnan yemekleri yapan dükkanlarda dürüm yemeli ve ayran içmelisiniz..

Paris anlatmakla bitmez, bence mutlaka gitmelisiniz..

Emre Akad

Paylaş