“Annem okumamıştı, köydeki okullarına sadece iki ay gidebilmişti. Harfleri tanıyor ama okuyamıyordu. Çoğu insanı tanıdığımızı zannetmemiz gibi bir durum bu da. İnsanları tanıyoruz ama bilmiyoruz. Çünkü bilmek, tanımaktan daha uzun bir kelime. Annem zamanla okuyabilir, biz insanları zaman geçse de bilemeyiz. İnsan dediğin dipsiz kuyu. Kuyu ve insanın ortak özellikleri nedir, biliyor musunuz? İkisinin de içi karanlıktır.”

Bir ilk kitap. Öykü. Kırgın Anlatıcı. Caner Almaz. Okunmalı, Almaz yazmalı.

Alakargadan çıkan Kırgın Anlatıcı, adı üstünde kırgın ve karanlık öykülerden derlenmiş, son derece başarılı bir ilk kitap. Öykülerde yaratıcılık ve yalınlık kol kola. Özentisiz, duru yazılmış hikâyeler.

Almaz öykülere donanımını başarılı şekilde yedirmiş; öykülerinin yanı sıra kitap incelemeleriyle de tanıdığımız Almaz’ın iyi bir okur olduğunu anlamak için birkaç öyküyü incelemek yeterli.

İlk kitaplara kaçınılmazlıkla sinen bir ürkeklik yok değil; kendi sesini inşa eden bir yazar adayını ürkekliği. Bu kimi yerde çocuksu bir naiflik olarak gösteriyor kendini, kimi yerde metin sakınıyor sözünü – ve tepkisini.

Buna karşın Almaz iyi bir anlatıcının en önemli özelliklerinden birine sahip: cesur bir iç bakış. Bu bakışın eleştirel yırtıcılığı acımasız ama konuşkan bir karamsarlıkla birleşince ortaya bir solukta okunan öyküler çıkıyor.

“Bizi, yani insanları, unutamadıklarımız ilgilendiriyor çoğunlukla.”

arka kapak

“Ben bu geceden çok daha eski bir zamanda ölmüştüm. Siz bunu bilmezsiniz. Ben de bilmezdim. İnsan öldüğünü bilmez mi halbuki, değil mi? Bilmezmiş. Zaman, insanı zamanla çürütürmüş. Bazı yaşananlar, hiç bitmezmiş havsalada. Gece uyumadan önce akla çöreklenir, her gece bir önceki geceye nazaran daha da şiddetli çizermiş aklın odalarını. Aklın kazınmalarla parça pinçik olurmuş. Aklın kalmayışı, ölüme eşdeğermiş meğerse. Bilmezmişim.”

Yeni neslin dikkat çeken öykücülerinden Caner Almaz, ilk kitabı Kırgın Anlatıcı’yla okur karşısına çıkıyor. Farklı hayatlardan karakterlerin bir araya geldiği bu kitap, taze bir soluk getiriyor öykücülüğe. Bilinç akışı tekniğinin sıkça kullanıldığı öyküler, okuru zaman ve mekân geçişleriyle keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Gerçekle hayal, uykuyla uyanıklık arasında kurulan Kırgın Anlatıcı, kurmaca anlatının öne çıkan örneklerinden olmaya aday.

Anıl Ceren Altunkanat

Kültür Mafyası Editörü

ceren@kulturmafyasi.com

Latest posts by Anıl Ceren Altunkanat (see all)

Paylaş