Ancak en tatlı sevinç anında yine bir şüphenin varlığını, neredeyse bir hastalığın kendisine dokunduğunu hissetti.”

Bernard Malamud’un etkileyici romanı, Çırak, Seda Çıngay Mellor çevirisiyle ve Kafka etiketiyle şubat ayında okurla buluştu.

Amerikan-Yahudi edebiyatının önde gelen yazarlarından olan Malamud, Çırak romanında yeni bir ülkenin kırılgan ve zayıf düşmüş insanlarını, her yerde eksik, her yerde fazla kalan göçmenlerini, ırkçılığın ve güvensizliğin yaşamlara yansımasını; ve yitmeye yazgılı bir aşkı anlatıyor.

Malamud’un açık ve temiz anlatımıyla bir solukta okunan roman ardında buruk bir tat, kolay silinmez bir iz bırakıyor.

İnsanların çaresizliği, kötülüğün kaçınılmazlığı, sevginin ve bağışlamanın olanaksızlığı… Her yerde ve her zaman yabancı olmak; hep korkmak, kaçamamak… Asla kaçamamak… Kendinden ve nefretten…

Çırak dili, konusu, derinliği ve kavrayıcılığıyla şimdiden 2017’nin iyi kitapları arasında yerini almış gibi…

Açıklamak, incittiğiniz birine yakınlaşmanın yoluydu, sanki onları inciterek sizi sevmeleri için ellerine bir sebep vermişsiniz gibi.”

arka kapak

“Kendimi neye saklıyorum ben, hangi kahırlı yazgıya?”

Saul Bellow ve Philip Roth’la birlikte Amerikan-Yahudi romanının en önemli üç yazarından biri olarak gösterilen, Pulitzer Edebiyat Ödülü ve Ulusal Kitap Ödülü sahibi Bernard Malamud’un ikinci romanı Çırak, II. Dünya Savaşı sonrasında Brooklyn’de bakkallık yapan ve hem kendisi hem de ailesi için “daha iyisini” isteyen Morris Bober’ın hikâyesini anlatır.

Ticari açıdan zor günler geçiren ve ailesini geçindirmekte zorlanan iyi niyetli Bober, bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de iki soyguncu tarafından kendi dükkânında gasp edilir, fakat kırık burunlu Frank Alpine’ın çıkagelip ona çıraklık etmeye başlamasıyla yaşlı bakkalın kötü talihi ve işleri düzelir gibi olur. Yine de birtakım pürüzler yok değildir: Yahudilere karşı ikircikli bir tavrı olan Frank, Morris’in kızı Helen’a âşık olur; aynı zamanda da kasadan para çalmaya başlar.

Unutulmaz hikâyelerinde olduğu gibi bu ikinci romanında da Malamud, hayatın zorluklarıyla ve büyük ümitlerle örülü göçmen dünyasını muazzam bir duygusal yoğunlukla aktarmayı başarıyor. Amerikan göçmen romanları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Çırak, hâlâ emekleme dönemini yaşayan bir ülkenin toplumsal ve ırksal bölünmelerine yakından bakan bir klasik.

“Malamud’un en iyi romanı… Çırak  düzyazı şiir gibi sıkı örülmüş bir roman.”

—Morris Dickstein.

Paylaş
Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Linkedin
Share On Pinterest
Contact us