“Beyaz uykusuz uzakta” demişti Cemal Süreya onu anlatmak için. Daha hiç Kars’ı görmemişti oysa, kilometrelerce uzaktan, Paris’ten, böyle seslenirken şehre. Gün oldu, Türkiye’ye geri döndü Süreya, kader bu ki maliye müfettişi olarak Kars’a atandı. “Kars” diyordu şiirin devamında, “çocukların da Kars’ı / Ölüleri yağan karda / Donmuş gözlerimin arası.”

Onun anlattığı gibi karşılıyor Kars bizi; beyaz, karlı, soğuk. Ama bir noktada yanılıyor Süreya, Kars uzakta değil, çünkü uzaklık ya da yakınlık nereyi merkez aldığınıza göre değişiyor. Kars, artık kendi çekiminin merkezinde. Kendi ayakları üzerinde durmanın yolunu arıyor. Kars Kültür ve Sanat Festivali de bu amaçla yola çıktı. “Uzak”takilere Kars’ı hatırlatırken, Karslılar’a da ekranların ardından gördükleri müzisyenlerle, edebiyatçılarla tanışma fırsatı sunuyor. İşte bu yüzden Şevval Sam, Pinhani, Aynur, Yeni Türkü gibi müzisyenler, Özgür Özgülgün gibi oyuncular, Hüseyin Alemdar, Hüseyin Peker, Ferhat Uludere gibi edebiyatçılar, Rodi Yüzbaşı gibi belgeselciler Kars’taydı. Kars Belediyesi’nce gerçekleştirilen festivalin mimarlarından Erkan Doğanay, gazeteci, ressam ve Karslı. Soyağacının bir dalı Rusya’ya uzanıyor, yıllar yıllar önce dedesi Rusya’dan kalkıp Kars’a, yedi ay kış yaşayan bu küçük şehre göç ediyor. Rusların, Ermenilerin, Kürtlerin, Türklerin bir arada yaşadığı bir Kars var onun çocukluk anılarında. “Bakkalımız Ganuş abla vardı mesela” diyor, “Zengin bir kültürdü, insanlar birbirine saygılıydı. Köklü bir tarihe sahip Kars. Burada bir cumhuriyet kurulmuş, Cenubi Garbi Kafkas Cumhuriyeti 1912’de kurulup, 1915’te fes olmuş. Kültür, sanat açısından öyle gelişmiş bir kentmiş ki, opera varmış.”

Foto: Türkü Turan

Bütün bunları 12 Eylül değiştiriyor… 1980’den sonra yoğun bir göç oluyor, kültür, sanat etkinlikleri de duruyor. Gelen öğretmenler, bir ay ders verip, sonra tayin istiyor. Kars’ta Doğu ile Batı arasındaki uçurum derin. Bu yoksunluk içinde ressam olma kararını sürdürüyor Doğanay. Oysa üniversite sınavına nasıl gireceğini bile bilmiyor. “İstanbul’da bir arkadaş beni bir ay sınava hazırladı. Samsun’da resim eğitimi aldım. Okul bitince hayata pek çok gençten, çok çok geride başladığımızı anladım. Yaşama dair pratikleri bile bilmiyordum, büyük bir şehirde nasıl yaşanır, yol nasıl bulunur… Bu gördüklerim bana, acaba benden sonraki çocuklara bir yardımda bulunabilir miyim, diye düşündürttü” diyor. Bu yüzden ilk sergisini Kars’ta açıyor, buraya başka sergilerin gelmesine yardımcı oluyor. Tıpkı bu Kars Belediyesi Kültür ve Sanat Festivali gibi… İlkini 2004’te yaptıkları festival, meyvelerini veriyor, şimdi 20 genç Türkiye’nin pek çok yerinde Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okuyor. Ancak festivalin devamlılığı sağlanamıyor. Bu yıl yeniden festivalle, Kars’taki gençler, halk seyirci olmaktan çıkıp, kültür ve sanatın bir parçası haline geliyor. Konserler, sergiler, hat, ebru, resim, edebiyat atölyeleri… Güzel sanatlar lisesi öğrencilerine workshoplar yapıldı. Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da ödül alırken söylediği “Yalnız ve yoksul ülkem için” lafı, Doğanay’a göre Kars’ı anlatan en iyi söz. “Kars, çok kaderine bırakılmış” diyor, “Tarihin her döneminde belli travmalar yaşamış. Buranın Rusya’ya yakın olması, Ermenistan’la sınırı bulunması, 12 Eylül’ün baskısı… İşte bu yüzden bu festivaller Kars’ı hatırlamak ve Karslılara nefes aldırmak adına önemli”.

Doğanay’ın bundan sonrasına dair dileği Kültür Bakanlığı’nın kültür sanat festivalleri için fon ayırması. Böylece Doğu, Batı’nın kültür hayatına sadece “seyirci” kalmaktan kurtulmuş olacak…

 

Foto: Türkü Turan

 

 

Foto: Türkü Turan

 

Foto: Türkü Turan

Foto: Türkü Turan

Foto: Türkü Turan

Foto: Türkü Turan

Foto: Türkü Turan

Paylaş