NTV Yayınları’nın hazırladığı Dünya klasiklerinin çizgi roman uyarlamalarından ikincisi olan Dava, orijinal eserden bağımsız bir şekilde değerlendirildiği zaman oldukça başarılı bir kitap. Fakat çizgi romanın, Franz Kafka’nın Dava’sından daha farklı bir etki yarattığını da belirtmek gerekir.

Esasında kitabın atmosferi çizgi romanda çok iyi yansıtılmış, Franz Kafka’nın “Kafkaesk” olarak tanımlanan üslubu, gotik ve dışavurumcu çizgilerle harmanlanarak başarılı bir şekilde resmedilmiş. Ancak yine de, çizgi romanın, romanla aynı tadı, aynı etkiyi bırakmadığı da ortada. Bunun nedeni belki çizgi romanın doğasından kaynaklanan bir problem de olabilir ama kitabın politik alt metninin çizgi romanda yumuşatıldığını söyleyebiliriz. Politik göndermeleri olan bir hikayeden ziyade, Film Noir tadında bir anlatı türüne daha yakın duran bir özellik kazanmış. Aslında uyarlamanın kendisinin böyle bir başkalaşımı mecbur kıldığı da söylenebilir. Bir formda ortaya konmuş bir sanat eserini başka bir form içerisinde yeniden şekillendirmek, kuşkusuz bunu yapan aynı sanatçı bile olsa aynı etkiyi uyandırmayacaktır. Belki daha başarılı olacak ama sonuçta farklı olacaktır.

Çizgi romanda, üslup olarak öne çıkan unsur absürtlük. Gerek çizimlerin şekli itibariyle, gerekse de öykünün uyarlanma biçimi itibariyle, Kafka’nın tarzının daha çok bu yönü ön plana çıkartılmış. Kitap bu haliyle Tim Burton’ın sinema dilini hatırlatıyor. Ancak Kafka, bu absürtlüğü aynı zamanda hikayesinin çıkışsızlığı, umutsuzluğu içerisine yedirerek ifade ediyor kendi metninde.

Kitap, Joseph K.’nın bir sabah uyandığında tutuklandığını öğrenmesiyle başlıyor. Ne için dava açıldığını, kimin dava açtığını, kısaca davaya dair hiçbir şey bilmeyen Joseph K. kendisini bu tekinsiz hikayenin kahramanı olarak buluyor. Davayı anlamaya çalıştıkça daha çok davanın içine giren Joseph K. bilinmezliklerle dolu bu süreçte masum olduğunu kanıtlama uğraşı veriyor.

Dava, otoriter rejimi ve bürokrasiyi alegorik bir anlatımla eleştiriyor. Yabancılaşmaya ve yalnızlaşmaya dair hikayeler anlatan Kafka, hayatı boyunca bir sigorta şirketinde çalışmış. Hayata ve kendine dair tek eylemi geceleri yazmak olan Kafka’nın baskıcı bir ailede yetiştiğini de düşünürsek, yazdıklarının kendi hayatına dair izler taşıdığını söyleyebiliriz.

Kitabı daha önce okumuş olanlar için, çizgi roman uyarlaması oldukça farklı ama bir yandan da zevkli gelecektir. Okumamış olanlar içinse, kafalarında daha farklı bir Kafka izlenimi uyandıracaktır. Kitapta da belirtildiği gibi:

“Bir konuyu doğru yorumlamakla, o konuyu yanlış anlamak tamamen birbirini dışlayan durumlar değildir.” 

(Bu yazı www.tersninja.com sitesinde yayınlanmıştır)

Paylaş