Kadınların kurtuluşu yönündeki ilk adımlar, Marx ve Engels’in kadınların kurtuluşuna yönelik tutum ve görüşleri, Ekim Devrimi’nde kadınların yeri, kapitalizmin ataerkil yapıyı yeniden üretmesi… Sibel Özbudun‘un yazmış olduğu Marksizm ve Kadın, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine yönelik Marksizm başlığındaki görüşleri ve tarihsel verileri bir araya getiriyor.

Tekin Yayınevi etiketiyle raflarda yerini alan Marksizm ve Kadın, kadınları salt ucuz, ağır çalışma koşulları altındaki “üreticiler” konumuyla değil, aynı zamanda “yeniden üreticiler” olarak ele alıyor. Yani aile, cinsellik, annelik, ev kadınlığı, aşk vb. konulardaki konumlarını da “işçi” konumlarıyla birlikte sorunsallaştırmak gerektiğini iddia ediyor.

Sibel Özbudun’a göre toplumsal cinsiyet salt kültürel bir düzlemde, ya da salt ekonomi politik bir düzlemde tanımlanamaz. Ona göre en doğrusu ekonomi politik ile kültürü, üretim ve yeniden üretim aşamalarını birlikte değerlendirerek farklı bir düzlemde ele almak gerekmekte.

Marksizm ve Kadın, böylesi bir yaklaşıma girizgah ya da kenar notları olmayı hedefliyor.

marksizm_ve_kadin


Marksizm ve Kadın – Emek, Aşk, Aile, Sibel Özbudun, Tekin Yayınevi, Nisan 2015, 215 sayfa


Satın Al

 

Kitaptan tadımlık bir bölüm:

“Kadınların kurtuluşu” ya da “kadın-erkek eşitliği” fikri, yaygın olarak inanıldığı üzere, bir 19. yüzyıl Avrupa mamulü değildir. Düşüncenin Batı dünyasındaki izi, Zablocki’ye (1980) bakılırsa, İ.Ö. 2-İ.S. 1. yüzyıllar arasında Filistin-Mısır arasında Ortodoks Ferisilere köklü eleştiriler yönelten eşitlikçi Yahudi tarikatı Essene’lere dek sürülebilir. Zablocki Essene geleneğini İsa Peygamber çevresinde toplanan gruplar ve ilk Hristiyanların sürdürdüğü, kadın ile erkeklerin eşitlikçi bir konumu paylaştıkları ilk Hristiyanların devraldığından söz etmektedir. Bu eşitlikçi gelenekler, 10-13. yüzyıllarda Avrupa’da hızla yayılan rafızi tarikatlarda (Catharlar, Waldensler, Beguin ve Begardlar, Lollardlar, ve Hussitler) yeniden su yüzüne çıkacaktır. (Poldervaalt, 2001: 3)

Ne ki, kadınların eşitliği ve özgürlüğüne/kurtuluşuna ilişkin sosyalist perspektifler, ağırlıklı olarak 19. yüzyıl ütopyacı sosyalistleri tarafından biçimlendirilmiş, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, onları eleştirel bir tarzda temellük eden Marksist gelenekçe geliştirilmiştir.

Paylaş