“Şu evrensel olarak kabul edilen bir gerçektir ki, beyin sahibi bir zombinin mutlaka daha çok beyne ihtiyacı vardır.”

Jane Austen’ın mezarında kemiklerini sızlatacak… veya kollarını uzatarak doğrulmasına yol açacak bir giriş cümlesi bu.

Çünkü yazar Seth Grahame-Smith, Austen’ın kraliyet dönemi klasiğini alıp Aşk ve Gurur ve Zombiler’e dönüştürdü. Austen’ın orijinal metninin büyük bir kısmının kullanıldığı roman, ilk popüler ‘karma’ edebi eser olarak övgü topluyor. Türlerin tuhaf bir karışımı olan kitapta Elizabeth Bennet, sakin Meryton kasabasını zombi tehdidinden kurtarmakta kararlı olan bir kung-fu ustası.

Domingo Yayınları‘ndan çıkan Aşk ve Gurur ve Zombiler’in yazarı Seth-Grahame-Smith kitabı ve zombi kaosunu anlatıyor:

ask_ve_gurur_ve_zombiler

Aşk ve Gurur’dan uzak durmayı hep başarmıştım, ama artık beni gizli gizli okumaya zorladınız. Bu iyi bir şey, değil mi?

Umarım bu yaygınlaşır. Umarım hayatlarında o kitabı hiç ellerine almamış insanlar bu kitabı alırlar.

Edebiyat çevrelerinden gelen tepkiler nasıldı?

Açıkçası suretlerimin yakılmasını bekliyordum. Oysa şimdiye kadar tepkilerin çoğu olumluydu. Çoğu insan bu romanı çok eğlenceli buluyor, özellikle de “Jane hayranları”, Bay Darcy’nin mahrem düşüncelerini içeren ve sanki her sene bir yenisi çıkan altmış yetmiş kitaba yeğliyorlar sanırım.

Peki bu iki türü harmanlamayı nasıl başardınız?

Kitabın ismini Quirk Books yayınevindeki editörüme borçluyum. Ortaya bir tür edebiyat karışımı ya da karması çıkarmak istiyordu ve olası kitapların listelerini hazırlamıştı. Uğultulu Tepeler, Sağduyu ve Duyarlılık gibi kitaplara korsanları, robotları ve vampirleri katmak istiyordu. Bir gün beni heyecanla arada ve bana sadece bir kitap ismi verebileceğini söyledi: Aşk ve Gurur ve Zombiler. Bunu yazmaya hemen başlamam gerektiğini hissettim.

Neden İngiliz edebiyatından bir başka eser değil de Aşk ve Gurur?

Aşk ve Gurur edebi bilinçaltımıza kazınmıştır -belki Jane Austen’ın diğer kitaplarından daha fazla-. Ayrıca orijinal kitabı okursanız, Jane Austen’ın orijinal eserinde ölçüsüz şiddet içeren zombi kaosuna şaşırtıcı ve biraz tuhaf bir şekilde ne kadar uygun bir zemin hazırladığını görürsünüz. Elizabeth Bennet sivri dilli bir karakter… eline bir kılıç tutuşturup onu bir zombi avcısına dönüştürmek çok zor olmadı. Ayrıca kitapta Longbourn civarında görünürde bir sebep olmadan kamp kurmuş bir asker alayı var, dolayısıyla “ağza alınmaz tehdidiyle savaşmaya gelmişlerdi” demek de çok zor değildi.

Telifsiz pek çok metin var… bu yeni bir yayınevi trendi mi?

Sanırım ufak çaplı bir karma edebiyat trendi başlattık. Bu kitaptan sonra Sağduyu ve Duyarlılık ve Vampirler diye bir kitap yazmak ister miyim bilmiyorum, çünkü yeni karma edebiyatçı yaftası yiyebilirim kolaylıkla.

Bu kitabın kazandığı başarıyı diğer yayınevlerinin fark etmesi kaçınılmaz.

Eminim ki şimdi biz konuşurken birileri Uğultulu Tepeleri karıştırıp içine kaos ekleme fırsatı arıyorlardır.

Kitabınızın metninin %85’i Jane Austen’a ait. Zombileri eklemek çeşitli tutarlılık sorunlarına yol açmış olsa gerek. Bunlarla nasıl başa çıktınız?

İlk işim kitabı baştan sona iki kez okumak oldu… en son 14 yaşımda okumuştum ve hoşuma gitmemişti. Tekrar okuyunca hoşuma gitti. Esprileri ve kurgunun muhteşemliğini fark ettim ve ikinci okumada not tutarak, bölümlerde yapacağım değişikliklerin kitabın genelini nasıl etkileyeceğini düşündüm. Jane Austen’ın karakterlerinin zombiye benzediklerini hep söylemişimdir, çünkü muazzam bir servet ve imtiyaz kabarcığının içinde yaşarlar ve çevrelerinde ne olursa olsun hedefleri konumlarını korumak ve başkalarını etkilemektir.

seth-grahame-smith

Hangi tür zombiler en iyisidir? Koşanlar mı, sendeleyenler mi?

28 Gün Sonra filmine bayılsam da, asıl 1960’larda ve 1970’lerde çekilmiş George A. Romero filmlerindeki zombileri severim. Yavaş ve aptal zombileri severim.

Son olarak, Jane Austen bütün bunlar hakkında ne düşünürdü sizce?

Bence eğlenceli bulurdu. Bence insan onu tekrar okuyunca alaycılığından ve içinde yaşadığı toplumun geleneklerine vahşice saldırabilmesinden etkileniyor. Mezarında kemiklerinin sızlayacağını… veya oradan çıkmaya çalışacağını sanmıyorum. Bence gülümserdi… sonra da bana bir milyar dolarlık tazminat davası açardı.

Kaynak: BBC

Paylaş