Michel Pastoureau‘nun kaleme aldığı Siyah – Bir Rengin Tarihi, siyahın toplumsal yaşamdaki tarihini inceleyip, bu renge yüklenen çeşitli anlamların izini sürüyor. Sel Yayıncılık tarafından Türkçe’ye kazandırılan Siyah – Bir Rengin Tarihi’nin çevirisi Mesut Tufan’a ait.

Zaman zaman bir renk olarak bile sayılmayan siyaha, insanlık tarihi boyunca çeşitli anlamlar yüklenmiş. Zaman zaman karanlığın, zaman zaman şeytanın rengi olmuş; zaman zamansa şövalyelerin armasında yer alarak cesaretin rengi olmuş.

14331013_10154332422735485_2045756840_n


Siyah – Bir Rengin Tarihi, Michel Pastoureau, Çeviren Mesut Tufan, Sel Yayıncılık, Haziran 2016, 220 sayfa


Kitaptan tadımlık bir bölüm:

Siyah modası, gerçekten de, sadece tüccar burjuvazinin ve uzun giysililerin hoşuna gitmekle kalmıyordu. Diğer sınıflar da -önce üst sınıftan patrisyenler, sonra da özellikle prensler- hızla onları taklit etmeye başladılar. 14. yüzyılın sonlarından itibaren çok önemli kişilerin gardıroplarında siyah kıyafetlerin bulunduğuna şahit olundu: Milano Dükü, Savoie Kontu, Mantova, Ferrera, Rimini, Urbino senyörleri. Yeni yüzyıla girerken bu yeni moda İtalya’nın sınırlarını aştı: Krallar ve yabancı prensler de siyah giyinmeye başladılar. Örneğin Fransa sarayında, 1392’den sonra, VI. Charles’ın delirdiği sırada, bu renk kralın amcaları tarafından ve özellikle de kardeşi Louis d’Orleans tarafından giyilmeye başladı; Louis d’Orleans şüphesiz Milano sarayının adetlerini beraberinde getiren karısı Valentine Visconti’den etkilenmişti.

 

Paylaş