Ölüm, geride bıraktığı her canlının hayatında unutulmayacak izler bırakır. Travmalardan ya da benzeri psikolojik olgulardan bahsetmiyorum, aslında tam olarak bir “yokluk”, bir “boşluk”, anlatmaya çalıştığım şey. Ölen kişi ya da canlı, onu hayatına dahil eden insanlar için bir “yokluk” biçiminde var olmaya devam eder. Örneğin kaybettiğiniz ebeveyniniz ya da köpeğiniz halen sizin hayatınızdadır, onunla kurduğunuz yakınlığa göre, ölüme alışma, ya da o canlının sizin hayatınızdan tamamen çıkması mümkün değildir. Tam tersine ebeveyniniz ya da köpeğiniz “yok” oluşuyla sizin hayatınızda bir yer kaplamaya devam eder. Elbette bu “yok” oluş, bu birliktelik sizin açınızdan duygusal ve maddi anlamda bir dönüşüme uğramış, daha çok acı ve üzüntü veren bir biçime bürünmüştür.

“Neredeyse bir ritmi vardı; çarpıp duran dalgalar gibi, soğuk ve tuzlu, merhametsiz bir medcezir.”

Yakınımızdaki her ölümle ilgili mutlaka bir suçluluk duygusu hissederiz, hatta başkalarını da bu konuda suçlarız. Ama söz konusu kaybımız bir cinayet sonucu gerçekleşmişse bu suç bulma hissiyatına bir de intikam duygusu eklenir ister istemez. Ve o “boşluk” daha geniş ve rahatsız edici bir yer kaplar.

Kızımın Katiline Mektuplar‘da Ruth, öldürülen kızının katiline yazdığı mektuplarla içinde yer eden bu boşluğu tanımaya çalışıyor. Cath Staincliffe‘in yazmış olduğu Kızımın Katiline Mektuplar, polisiye türüne dahil edebileceğimiz, ama dramatik yapısı çok daha kuvvetli bir roman. Hem Cath’in kızının ölümüyle yüzleşmesi ve bu ölümün ardından ailede yaşanan gelişmeleri bize tüm içtenliğiyle anlatmakta, hem de cinayetin ayrıntıları ile bizi yavaş yavaş karşı karşıya getirmekte.

Kızının neden ve nasıl öldürüldüğünü öğrenmek isteyen, bu şekilde de içindeki boşlukla yüzleşmeye çalışan Ruth, bu yüzleşmede kendisine dert ortağı olarak kızının katilini seçiyor ve içini ona yazdığı mektuplarla döküyor.

Suç ve cezanın, adalet kavramının sorgulandığı ama aynı zamanda bir cinayet soruşturmasının ve davasının ayrıntılarını da aktaran Kızımın Katiline Mektuplar, etkili kurgusu ve akıcı diliyle akılda kalıcı bir roman.


Kızımın Katiline Mektuplar, Cath Staincliffe, Çeviren Ceren Alkan, Yabancı Yayınları, 2015, 312 sayfa


arka kapak

Vahşi bir suçun sıradan bir aile için sonuçlarını ortaya koyarken suç, ceza ve oldukça insani bir duygu olan intikam arzusu üzerine temel soruları da keşfe çıkıyor.

Büyükanne Ruth Sutton gezegendeki herkesten daha çok nefret ettiği adama, dört yıl önce kızını öldüren adama mektuplar yazıyor. Ruth’un acısının yükü ve nefreti geçen zaman içerisinde yalnızca daha da büyümüş, intikam almak için duyduğu arzu daha da güçlenmiştir. Ruth kızının katili olduğunu düşündüğü adama yazarak, kendisini kemirip hayatını mahveden duyguları içinden atmak, hakikati öğrenip huzur ve bir çıkış bulmayı umut etmekte, okur da onun gözünden bu cinayetin sırlarını öğrenmektedir.

Paylaş