İnsanı insan yapan nedir?

Öfke mi? İntikam arzusu mu? Akıl mı? Stratejik beceriler ve donanım mı? Aşk mı? Vicdan mı?

Gully Foyle’un destansı intikam serüvenini okurken bu soruları akılda tutmak gerek. Zira adım adım ilerliyor Foyle. Kendini yontarak, öfkesini besleyerek; benliğini yeniden ve yeniden şekillendirerek.

“Geleceğimi yok ettiğim şey belirleyecek.”

Kaplan yüzlü adam, Foyle, kendini ve her şeyi yok ederken bu karanlık bilimkurgu başka sorular da atıyor ortaya.

Yöneten güçlü azınlıkla yönetilen halk arasındaki fark nerede başlar, nerede biter? (Elbette bir yerde bittiğine inanabilirsek…) Kontrolün onların elinde olması ne demektir? Halk bir çocuk gibi korunmaya ve dahası, her zaman kandırılmaya muhtaç mıdır? Kimin kimi koruyacağını, kimin kimi kandıracağını belirleyen nedir? Kandırılan hep kandırılacak mıdır?

Halktan biri olan Foyle böylesi güçlenip, böylesi geliştiriyorsa kendini, umutlanmalı mı toplum adına? Yoksa Foyle da o canavarlardan biri mi oluyor sığınmadan önce vicdan uykusuna?

Kaplan! Kaplan! sorular doğuran bir roman. Karışık ve yorucu bir metin; çoğu nokta açıklanmadan, hatta kedinin elinden çıkmış yün yumağı gibi kalıyor. Ama yine de Alfred Bester’in sorularını duyabiliyor insan. Tanıdık sorular. Olanaksız yanıtlar.

“İnsanın başına gelen en lanet şey. Vicdan adı verilen nadir bulunan bir hastalığa yakalandım.”

arka kapak

Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında

Işıl ışıl yanan parlak yalaza,

Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,

Kurabldi o korkunç simetrini?

William Blake

Bilimkurgunun Monte Kristo Kontu olarak tanımlanan Alfred Bester’in kaleme aldığı “Kaplan! Kaplan!”, kendi türü içinde en önemli romanlardan biri olarak kabul ediliyor. 24. yüzyılda geçen hikâye, ‘Gully Foyle’ adındaki karakterin uzayda ölüme terk edilmesiyle başlayıp, onun intikam almak için çıktığı macerayı anlatıyor. Eser, bu anlamda, intikamı en iyi çerçevede ve olabilecek en sıradışı şekilde anlatan roman olarak da görülüyor.

Gully Foyle, uzayda ölüme terk edilmiştir. O güne kadar etliye sütlüye karışmadan kendi sıradan dünyasında yaşayan, basit bir adamdır oysa. İnsanlardan yüzyıllardır uzak kalmış bir halk tarafından yüzüne korkunç bir kaplan dövmesi yapılsa da onların elinden de kurtulmayı başarır. Dövmeleri sildirmeyi başarır ama sinirlendiğinde ne yaparsa yapsın kaplanın silueti suratında parıldamaya devam eder. İsmini William Blake’in ünlü şiirinden alan “Kaplan! Kaplan!”, sıradan bir adamın intikam güdüsüyle nasıl bir canavara dönüşebileceğini anlatan sıradışı bir roman.

ABD’li yazar Alfred Bester’in, ‘Yıkıma Giden Adam’la başladığı yazı serüveninde ‘siberpunk’ akımının kurucusu olduğu kabul edilir. Kullandığı efekt ve sesler, matbu yazıya getirdiği farklı bakış açısı da, ardılları için örnek teşkil etmiştir. Bilimkurgunun gizli ustası olarak bilinen Bester, tabiri caizse “gazdan ayağını hiç çekmeden” yazan adam olarak ün salmıştır.

İlk basımı 1956’da yapılan bu sıradışı romanla tanışmak, tüm bilimkurgu hayranlarına ve kitapseverlere iyi gelecek…

Paylaş