Dorian Gray’in Portresi sanatla ölümün, kötülükle vicdanın, estetikle yaşamın savaşı. Nafile bir savaş. Herkesin kaybetmeye mahkûm olduğu bir savaş.

Oscar Wilde’ın tek romanı olan bu büyük yapıt, gençliğini ve güzelliğini korumak için ruhunu ve vicdanını çürümeye terk eden bir gencin öyküsünü anlatıyor. Didaktik bir ahlak öğretisinden çok daha fazlasını sunan eser, estetikle ölümü, dostlukla aşkı, kötülükle vicdanı farklı inceliklerle ele alarak okura çarpıcı bir dram sunuyor.

Kıyıma varan bir güzellik, gençlik ve kötülük tutkusunun derinliklerine iniyor, her satırında insanı içindeki karanlığı yoklamaya çağırıyor.


Dorian Gray’in Portresi, Oscar Wilde, Çeviren Ezgi Altun, İthaki Yayınları, 2016, 216 sayfa


dorian_grayin_portresi

arka kapak

“İnsanlar, Dorian Gray’in Portresi’ni okuduklarında kendi günahlarını görüyor. Ancak kitapta Dorian Gray’in günahının ne olduğunu kimse bilmiyor. Bu günahı, yalnızca günahı işleyenler fark ediyor.”
-James Joyce-

“Orta sınıf için hiçbir sanatçı, Oscar Wilde kadar çaba göstermemiştir.”
-G.K. Chesterton-

Oscar Wilde’ın tek romanı ve en bilinen eseri olan Dorian Gray’in Portresi, güzelliğiyle herkesi etkileyen ama yozlaşmış bir adamın kötülük, aldatmaca ve skandallarla örülü hikâyesini gözler önüne seriyor.

Kendisi yerine portresinin yaşlanmasını isteyen Dorian’ın bu dileğinin gerçekleşmesi üzerine tüm hayatı değişir. Bu sırrın ağırlığı gün geçtikçe arttığından, Dorian’ın zulümleri ve ahlâksızlığı da aynı derecede artar.

Yazıldığı andan itibaren pek çok tartışmaya sebep olan ve Wilde’ın öz sansür uyguladığı bu sansasyonel roman, insan kötülüğünü estetikle birleştiren, sanatın köklerini irdeleyen, Wilde’a bir sanatçı olarak hak ettiği değeri kazandıran bir başyapıt. Ancak Oscar Wilde’ın da dediği gibi “Sanatkâr güzel şeylerin yaratıcısıdır… Tüm sanatlar oldukça beyhudedir.”

İthaki Yayınları bu eseri, yazar G.K. Chesterton’ın önsözü ve akademisyen James Gifford’ın sonsözüyle okurlara sunuyor.

Anıl Ceren Altunkanat

Kültür Mafyası Editörü

ceren@kulturmafyasi.com

Latest posts by Anıl Ceren Altunkanat (see all)

Paylaş