Domingo Yayınevi‘nin 100. kitabı olarak basılan Bin Yıllık Dua, bizleri yeni bir yazar ile tanıştırıyor: Yiyun Li. Bizim için yeni, ancak Yiyun Li dünyada güncel edebiyatın önemli yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. Öyle ki, editörümüz Anıl Ceren Altunkanat‘ın pürüzsüz bir Türkçe ile çevirdiği Bin Yıllık Dua, PEN/Hemingway Ödülü, Guardian İlk Kitap Ödülü, Frank O’Connor Uluslararası Kısa Öykü Ödülü, Whiting Writers’ Ödülü, California İlk Roman Ödülü gibi birçok ödül kazanmış.

Yiyun Li’nin dingin ama vurucu bir dille yazdığı öykülerden oluşan Bin Yıllık Dua, genelde Çin’deki Mao dönemine odaklanıyor ve eleştirel bir bakış açısıyla Çin’in komünist geçmişiyle hesaplaşıyor. Bu anlamda Yiyun Li’nin Çin’e ve komünizme bakışı tahmin edeceğiniz üzere olumsuz. Karakterlerinde Mao öncesi ve sonrası dönemler arasında sıkışıp kalmış, genelde mutsuz ve bu haliyle barışık olmayan tiplemeler hakim. Ancak öykülerinde öyle bir tat var ki, çok naif bir anlatıya sahip olmasına rağmen siz farkında olmadan midenize dev bir yumruk indirip bütün metabolizmanızı alt üst edebiliyor. Bunu yaparken Çin kültürüne dair hiç bilmediğiniz detayları, Mao döneminin ve sonrasının kültürel ve sosyal hayatındaki ilginç gelişmeleri de öykülerinin içine yediriyor. Her bir öyküden sonra, “Neydi bu şimdi?” diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi. Aslında Yiyun Li’nin tarzını “kara mizah” olarak adlandırabiliriz, ama eksik kalır. Ondan daha karanlık ve o karanlığın içerisinde her an sizi yakanızdan sarsıp silkeleyecek bir çift el dolaşmakta…


Bin Yıllık Dua, Yiyun Li, Çeviren Anıl Ceren Altunkanat, Domingo Yayınevi, 2016, 205 sayfa


bin_yillik_dua

arka kapak

Geçmiş artık bugüne referans olmaktan çıktığında ve geleceğe yahut büyük ideallere inanmaya mecaliniz kalmadığında insanın içine düştüğü boşluk… Yiyun Li işte bu sıradan duyguyu, nefes kesen bir yalınlıkta, hatta neredeyse suskun bir dille anlatmayı başarıyor. Bin Yıllık Dua, Mao ve Tiananmen sonrası hızla değişen Çin’de, eskiyle yeni arasında sıkışıp kalmış insanların öyküleri. Günümüz edebiyatının en önemli yazarlarından biri kabul edilen Yiyun Li, ülkesinin geçmişine egemen olmuş sessizlikle yüzleşiyor. Bizi, kaderleri coğrafya, politika ve tarihin kesiştiği yerde çizilmiş insanların derin çaresizliğiyle tanıştırıyor.

“Yiyun Li tek bir kelimeyi bile boşa harcamadan, kısacık öykülere kocaman yaşamları sığdırıyor.”
-Washington Post-

yiyunli2

tadımlık

Fazlalık

Büyükanne Lin bir kasım günü öğleden sonrası, elinde paslanmaz çelikten bir sefertasıyla sokakta yürümektedir. Sefertasında, çalışma biriminden aldığı resmi sertifika var. Sertifikanın üstünde altın harflerle, “Bu belgeeyl Yoldaş Lin Mei’nin Pekin Kızıl Yıldız Tekstik Fabrikası’ndan onurlu biçimde emekli olduğunu tasdik ederiz,” yazıyor.

Belge, Kızıl Yıldız Tekstil Fabrikası’nın iflas ettiğini yahut onurlu biçimde emekli olan Büyükanne Lin’in emekli maaşı almayacağını söylemez. Elbette böyle bilgiler vermez zira bunlar tam anlamıyla doğru değil. Bir kamu kurumu söz konusu olduğunda “iflas” yanlış bir kelime. Belgede de nazikçe belirttiği gibi husus bir “iç düzenleme”. Ve tabii Büyükanne Lin’in emekli maaşının yalnızca geçici bir süre ödenmeyeceğini de unutmamak gerek. Geçici sürenin uzunluğuna dair fabrikanın bilgisi yok.

Büyükanne Lin’in durumundan haberdar olan komşusu Wang Teyze, “Dağa vardın mı bir yol mutlaka bulunur,” der.

“Ve nerede yol varsa orada Toyota da vardır.” Büyükanne farkına varmadan Toyota reklamının ikinci cümlesi dudaklarından dökülür.

“Aynen öyle Büyükanne Lin. İyimser biri olduğunu biliyorum. Böyle olmaya devam et, elbet bir gün kendi Toyota’nı bulacaksın.”

Ama giderek azalan birikimlerini nasıl tekrar yerine koyabilir? Büyükanne birkaç ün toplar, çıkarır, böler ve birikiminin bir yıl içinde biteceğini anlar – arada sırada bir öğün atlarsa, güneş batar batmaz yatarsa ve Kuzey Çin’in uzun kışı boyunca battaniyelere sarınıp sarmalanıp açgözlü sobaya fazladan kömür atmak zorunda kalmazsa iki yıl.

“Endişe etme,” der Wang Teyze bir sonraki karşılaşmalarında; marketteler, Büyükanne Lin’in akşam yemeği için aldığı ve ellerinin arasında bir Buda kadar tombul duran tek turpa küçümseyerek bakar. “Her zaman evlenecek birilerini bulabilirsin.”

“Evlenmek mi?” diye sorar Büyükanne Lin ve kızarır.

“Bu kadar tutucu olma Büyükanne Lin,” der Wang Teyze. “Kaç yaşındasın sen?”

“Elli bir.”

“Benden bile gençsin! Elli sekiz yaşındayım ama senin kadar eski kafalı değilim. Bak ne diyeceğim? Evlilik artık gençlerin tekelinde değil.”

“Benimle dalga geçme,” der Büyükanne Lin.

Paylaş