“Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor
(…)”
Turgut Uyar, “Acıyor”dan

Ne sık düşünürüz mutluluğu saçından tutup yakalamanın yollarını. Ne sık yineleriz ayna karşısında ve kalabalık masalarda mutluluğumuzu, mutluluk için yapmayacağımız yoktur hani. Mutsuz insanlar hastalıklıdır – “Negatif yayıyor şekerim!” – uzak durmak gerekir, sırıtışı yüzüne yapışmamış olandan. Şimdi hal böyleyken, tut sen Mutsuz Olmak adlı bir kitap oku… Okumakla kalma, bir de satır satır mutluluklara gark ol bu kitapla… Çünkü alt başlığı Bir Yüreklendirme olan Mutsuz Olmak, hem mutluluk hem mutsuzluk hakkında, özünde insan olmanın koşulu hakkında çok şey söylüyor insana. (Bu konuda çalışmak, okumak isteyen arkadaşlara diğer önerim, E yayınlarından çıkan, Darrin M. McMahon imzalı, Mutluluk kitabıdır.)

Schmid metnin başında bizi mutluluk tiranlığı hakkında uyarıyor: “Ne kadar çok insan, sırf mutlu olmaları gerektiğine inandıkları için mutsuz oluyordur acaba? Peki ya mutsuz olan ve sadece bununla değil bir de tüm toplumun mutluluktan mest olmuş görünmesiyle baş etmek zorunda olan onca insana ne demeli?” Ve devamında, “Mutsuz kişi, modern bir vebaya yakalanmış demektir, cüzamlı gibi davranılır ona, insanlar ondan uzak durmayı tercih ederler.” Çünkü mutlu olmak bir zorunluluktur artık; içini neyle doldurursanız doldurun, mutlu olun da. Mutluluk en büyük ganimettir, bu ganimetten payını almayan/alamayan kişi ya sakattır ya yitik. Toplumun artıklarındandır; değil mi ya, gücü yetmemiş şunca yüzeysel ama sorgulanmayan bir mutluluk kurmaya?

Bu satırlara Schmid’in yanıt: “Mutluluk önemlidir ama anlam daha önemlidir.” Ve anlam, yüzeysel – ki mutsuzluktan arındırılmış bir mutluluk her zaman yüzeysel kalmaya mahkûmdur – mutluluğun bulutsu kollarında erilen bir şey değildir; anlam, yaşama karşı bir “kemale erme” durumuyla ortaya çıkar. Anlam, mutluluk kadar mutsuzluğun da renkli ve yaşam dolu bir kaynak olduğunu görünce, hatta çoğu durumda mutluluktan daha verimli bir kaynak olduğunu keşfedince ortaya çıkar. “(…) hoşnutluk ve kendinden hoşnutluk her türlü gelişmeye sekte vurur.”

Yazarımızın derdi elbette mutluluğu mutsuzlukla savaştırmak değil; bir mutluluk maratonunun karşısına mutsuz olabilme seçeneğini ve bunun savunulacak yanlarını koymak. Çünkü omurgasız bir mutluluktansa kılçıklı, battığı yerde anlamı/anlam arayışını zorlayan bir mutsuzluk yeğdir. Anlamından ve mutsuzlukla olan diyalektiğinden boşaltılmış mutluluk, bir pazarlama stratejisinden ötesi değildir. Mutlu ol ve hep ileri bak, yaşadığına ikna ol: “ ‘Hep ileri bak’ – geride kalanlardan bir şey öğrenmeye niyeti olmayanların şiârı budur.”

1946 MUTSUZOLMAK.indd

Geriye bakmaya, geçmişle – ve elbette şimdiki zamanla – yüzleşmeye korkan insanın mutluluğu içte yankılanmaz; bu mutluluk bir sahne performansından öte değildir. Ancak yüzleşmeyi – ve mutsuzluğu, insan olmanın bu diyalektik koşulunu – göze alan kişi içi doldurulmuş bir mutluluk yaşayabilir. Has mutluluğun koşulu mutsuzluğu da can-ı gönülden kabul etmek, derinliğiyle yaşamayı becerebilmektir. Aksi durumda, elde kalan güdük bir duygu yetersizliği, bedeli ödenmemiş, haliyle sindirilmemiş hazlar ve anlamdan yoksun bir yaşamın çoğu hissedilmeyen ama bitmez bir huzursuzluk ve boşluk duygusuyla kendini gösteren ‘mutluluğudur.’

“Kemale ermenin mutluluğu nefes alıp veren bir mutluluktur, çünkü mutluluğun da nefes alıp verebilmesi gerekir.”

Soluğunu yaşama yettiren bir mutluluk için mutsuzluğun sunduğu olanakları da bağıra basmak, mutsuzluğun içindeki kışkırtıcı anlamı kuşatmak gerekir. “Yeni eylemlerin mahmuzu hoşnutsuzluktur, insan olmaya özgü olan budur.”

Ve melankolikler… Melankoliklere yürek dolusu bir selam yolluyor Schmid; yüreğimiz elde, alıyoruz selamı. Zira melankoliyi, melankolik insanın içinde yaşamaya yazgılı olduğu Araf’ı onun kadar iyi anlatan az yazar var – elbet Dante’ye de bir selam. Yazar bu bağlamda kavranamaz ve teselli edilemez bir acı olarak dünya sancısını öne sürüyor; varoluşun aşılmaz yalnızlığı. Melankolik kişi ise bunu iliklerine dek hisseden ve kaçınılmaz bir isyana baş koyan kişidir. “Melankolik kişi, ruhta, yüzeysel benlikten farklı olarak bir adı olmayan bu derin benlikte insan olmanın özünü hisseder.”  İşte tam de bu yüzden, “Melankolinin zamanı, yeni bir özgürlüğün zamanı da olabilir o vakit.”

Çünkü melankolik kişi atıl olmayan bir hoşnutsuzlukla ödüllendirilmiştir. Acıyı, mutsuzluğu, dünyanın içine yuvarlandığı umutsuzluğu perdesiz görür, boş ümitlerle oyalanmaz. Ama savaşmaktan da kendini alıkoyamaz; melankoli azla yetinmez bir isyan biçimidir. “Cennet olmaya inatla direnen dünyanın” karşısında, Araf’ta yaşayan ve güç aldığı zeminin farkında olandır melankolik. “Melankoli ve depresyonu yaygınlaştıran, sadece kudret sahipleri karşısındaki değil, ondan daha da fazla insanın kendi kendisi karşısındaki çaresizlik tecrübesidir.” Ve bu yüzden umut melankoliklerdedir; melankolik kişi acısını ve çaresizliğini bir silaha dönüştürendir. Anlam arayışında mutsuzluğunu – ve mutluluğunu – masaya yatırıp, başkalarının acısını içine duyan, acıya ve başkasının mutsuzluğuna duyarsız kalamayan, her gün isyana ve direnişe yol alan melankoliğin Schmid tarafından bunca yüceltilmesi elbet boşuna değil. “Otonom modern insana düşen görev, hayatının bilinçli iradesi ve yaşama sanatı sayesinde, bundan öte başka bir şey arzulayacak olsa bile, kendi iradesiyle bir zorunluluğun gereğini yapmasına elverecek anlamlı bir bakış açısına elveren hedef ve erekler üzerine düşünmektir.”

Hedef ve erekler üzerine düşünmek… Bir zorunluluk olarak özgürlüğü ve kendine karşı dürüstlüğü seçmek… Melankoliklerin yazgısı budur, kendileriyle çarpışırken mutluluğu da mutsuzluğu da kutsarlar; kendi mutsuzluklarına sarılırken, başkasının mutluluğu için savaşmaktır yazgıları.

“Başka yerlerde işler yine kötüleşe dursun, onlar iyileşme sağlayacak gayretlere girmeye hazırdırlar. O zaman da daima yapacak bir şeyler vardır. İnsanı mutlu eder mi bu? Muhtemelen, tam da mutsuz olmayı insan olmanın bir imkânı olarak kabullenirseniz, evet.”

Evet!

Savulun ‘her daim mutluluk âşıkları’, melankoliklerin günü geliyor!


Mutsuz Olmak, Wilhelm Schmid, çeviren Tanıl Bora, çizgiler Turgut Demir, İletişim Yayınları, 2014, İstanbul


*Bu yazı ilk olarak Gün Bizim Günümüzdür başlığıyla 21.05.14’te, soL kitap ekinde yayımlanmıştır.

Anıl Ceren Altunkanat

Kültür Mafyası Editörü

ceren@kulturmafyasi.com

Latest posts by Anıl Ceren Altunkanat (see all)

Paylaş