Bereketli toprakların anaç tanrıçalarını andıran, isyanın güzelliğiyle, şükranın inceliğini tek nefeste birleştiren Mercedes Sosa (1935-2009), ilk şarkı söylemeye başladığı andan itibaren yeryüzüne umudu üfledi. Sürgünler, baskılar ve faşizmin gölgesinde, başını güneşe dönmekten başkasını içinde taşımayan günebakanlar gibi, yüzünü özgürlüğe ve barışa döndü.

Direniş kültürüne adını altın harflerle yazdıran Latin Amerika’da dünyaya gözlerini açan Sosa, henüz ilkokulda edindiği müzisyen kimliğini La Nueva Cancion’a (Yeni Şarkı Hareketi) dahil olarak taçlandırdı. Şiirsel, politik, folklorik ve yeni bir akımdı bu… Kapitalizmin desteğini alan sabun köpüğü melodik formlarla üzeri örtülmeye çalışılan her şeyi içeriyordu: Yoksulluk, emperyalizm, insan hakları, adalet isteği ve umut. Atahualpa Yupanqui, Victor Jara, İnti İllimani gibi isimlerin sırtında yükselen Yyeni Şarkı’ya, bir omuz da Sosa verdi.

Ülkece pek bir benzediğimiz iddia edilen Arjantin’in, tarihe “kirli savaş” olarak geçen 1976-1982 yılları arasındaki döneminde, “Hristiyan değerleri korumak ve komünizmi engellemek” amacıyla ülkeyi faşizme boğmuş “prezentabl diktatör” General Jorge Rafael Videla, işkenceden cinayete, adam kaçırmadan tecavüze kadar birçok insanlık suçu işlerken, susmanın suça ortaklık olacağını tokat gibi cuntanın yüzüne çarpanlar arasında Sosa da vardı. General Videla ile yandaşlarının emekçilere, aydınlara ve öğrencilere uyguladığı (pek yakından tanıdığımız) baskı, sansür ve yıldırma politikasından nasibini belki de en çok alan isimlerden biriydi. Bahsetmeden geçmek olmaz, 1990’lı yıllara tanıklık edenlerin vicdanlarında unutulmaz izler bırakan Cumartesi Anneleri’nin “uzak akrabaları” Plaza de Mayo (Mayıs Meydanı) Anneleri, 1977’den itibaren “iki kişinin yan yana gelmesinin suç ilan edildiği” Arjantin’de, tam da hükümet binasının karşısında “evladımız nerede?” diyordu.

Adalet isteğinin her geçen gün ütopik bir hayale dönüştüğü ülkede, devrimci ve özgürlükçü duruşundan taviz vermeyen Mercedes Sosa, 1979’da La Plata şehrinde verdiği konserde izleyicileriyle birlikte gözaltına alındı. Cunta, artık şarkı söylemesini yasaklamıştı. Ardından, Paris’te başlayıp Madrid’ten geçen ve nihayet üç yılın sonunda dolan zorunlu sürgün, Sosa’nın sesine bir de memleket özlemini işlemişti. Gözünü karartıp Arjantin’e döndüğünden kısa bir süre sonra askeri cunta devrildi. Geride 30 binden fazla kayıp insan bırakarak…

Anadili ne olursa olsun, dünyanın tüm baskı görmüş halklarının anlayabileceği bir lisanla şarkılarını söyleyen Sosa, müziğin gücü, direnişin onuruyla her zaman umudu işaret etti. Her şeye rağmen hayata teşekkür ederek ama başka türlü bir dünyanın mümkün olduğunu da bilerek…

 

Meltem Sanlav Küpeli

Deniz Börülcesini Sevme ve Yaşatma Derneği Eşbaşkanı/ Her daim Mimar Sinanlı - Μην σταματήσεις, ας κοιτάξουμε τον ουρανό
Meltem Sanlav Küpeli

Latest posts by Meltem Sanlav Küpeli (see all)

Paylaş