Mafya ve çeteler, yeraltı ilişkileri, sinemaya bir kez daha konu oluyor Gomorra (2008) ile birlikte, ama bu durum Gomorra’yı mafya filmleri statüsüne koymamıza yeterli olmuyor. Film İtalya’nın en büyük suç örgütü Camorra çetesini anlatıyor anlatmasına fakat, çetenin ilişkileri piyasanın ve dolayısıyla toplumsal yaşamın işleyişine öyle bir yerleşmiş ki, anlatılanın kendisi Camorra olmaktan çıkıyor ya da Camorra yalnızca bir çete olma durumundan çıkıyor.

Film bir hesaplaşma sahnesiyle başlıyor. Bir solarium merkezinde bronzlaşmakta olan bir grup, başka bir grup tarafından cezalandırılıyor. Sağa sola dağılan kanlar, kafaya sıkılan kurşunlarla Gomorra’nın yönetmeni Matteo Garrone filmin başında ters köşeye yatırıyor izleyiciyi. Çünkü bu açılıştan sonra bol kanlı ve aksiyonlu bir gidişat beklerken, Gomorra bizi İtalya’nın varoşlarındaki suçla ve cezayla iç içe olan hayatın içine sokarak, belgesel nitelikte gerçekçi bir anlatım ortaya koyuyor.

Orhan Pamuk vs. Camorra

Gomorra filmi aynı isimli Roberto Saviano’nun kitabından uyarlama, kitabın Türkçe baskısının kapağında şöyle bir yazı var:

DİKKAT! İtalyan mafyası öldürmek için bu kitabın yazarını arıyor…
Bu cümlenin ortaya koyduğu gerçeğin verdiği dehşet duygusundan çok, böyle bir gerçeklik üzerinden pazarlama yapan yayınevinin verdiği dehşet daha fazla oldu bende. Roberto Saviano hala ölüm tehditleri alıyor ve İtalya’da gizli bir bölgede ikamet ediyor. Geçen haftalarda tehditler üzerine ülkesini terk edebileceğini açıkladığında Orhan Pamuk’un da dahil olduğu Nobel ödüllü 6 yazar bu durum karşısında yeterince önlem almayan İtalya Hükümeti’ni uyaran, ve mafyaya karşı daha fazla etkin olmasını isteyen bir açıklama yapmışlardı.
Camorra Çetesi her biri farklı bölgelerde hüküm süren otonom çetelerin koordinasyonu aslında, alışageldiğimiz biçimde hiyerarşik bir yapısı yok, ilişkiler yatay bir şekilde kurulmuş. Bu da Camorra’nın iktidarını güçlendiren bir yöntem. Çünkü bu durum çetenin daha dinamik ve etkin olabilmesini sağlıyor. Ayrıca çocuklar doğrudan bu hayat biçimi üzerinden sosyalleşiyorlar. Bu bölgelerde birey olmak, güçlü olmak ile eş anlamda. Güçlü olmanın da yolu üye olanların Sistem dediği çetenin bir parçası olmak.

gomorra 2

Camorra Çetesi’ne girmek için kurşun yemek şart

Filmde çocukların çeteye girişlerinde geçtikleri sınavı gösteren sahnede, çocukların üzerine çelik yelek takılarak teker teker yakından ateş ediliyor. Ateş edilmeye alışmalarını, bu durumdan korkmamalarını ve gerektiğinde ölünebileceğini bilerek yaşamalarını sağlayabilmek için yapılan bir test bu. Testten geçen çocuklar çeteye alınıyor ve ilk önce ufak görevler veriliyor. Filmde Sistem’e dahil olmaya çalışan Toto isimli çocuk, bu testi geçtikten sonra erketelik mertebesiyle Sistem’in bir parçası haline geliyor. Toto’nun ayna karşısına geçtiği sahne Sistem’in insanlar üzerinde gerçekleştirdiği değişimi anlatması açısından çok önemli. Toto’yu ayna karşısında 2 defa görüyoruz. İlkinde kaşlarını almakta ve bedenine hayranlıkla bakmaktadır. İkincisinde yine bedenine hayranlıkla bakar, ama bu bakışın odak noktasında olan testteki kurşunun göğsünde oluşturduğu morluktur. İlkinde vücudundaki fazlalıkları temizleyerek biçimlendirmeye çalışan Toto bu morluğu, Sistem’in de dediği gibi erkekliğe adım atmasının bir kanıtı olarak kabullenmiştir. Bedenini Sistem şekillendirmiştir ve artık Sistem yönlendirecektir. Bedenlerin kontrolü, her iktidarda olduğu gibi Sistem için de, iktidarının devamlılığı açısından önemlidir.

Camorra basit bir mafya organizasyonu değil

Mafya denilince akla zor yoluyla haraç toplayan, uyuşturucu satan, kadın satan, kaçakçılık yapan bir organizasyon akla gelir. Camorra çetesi bunları da yapmakla birlikte üretim sektörüne de el atıyor. Kaçak tekstil atölyeleri İtalya ve Avrupa moda dünyasının önemli bir kısmını besliyor. Ünlü markaların taklitleri burada dikiliyor. Usta bir terzi olan Pasquale’ın televizyonda Oscar Törenleri’nde Scarlet Johansson (kitapta Angelina Jolie)’ın üzerinde kendi diktiği kıyafeti gördüğü sahneden de anladığımız üzere, Sistem’in tekstil piyasasındaki etkinliği oldukça fazla. Hatta bir sahnede bir marka temsilcisi gizli bir ihale düzenleyerek, modellerini en ucuza ve en kısa sürede hangi firmanın üreteceğini belirliyor. Camorra’nın piyasa içindeki etkinliği piyasa kuralları ile İdare kurallarının örtüşmesine neden oluyor. Çinlilere ders veren Pasquale’yi taşıyan arabaya Sistem bir saldırı düzenliyor çünkü Çinlilerin işi öğrenerek sektöre girmelerini istemiyor.

gomorra 3

Kitabın dili filmde hakim, fakat film konuya pek hakim değil

Filmde kullanılan hareketli omuz kamerası film boyunca bizimde orada olduğumuz etkisini uyandırıyor, bu da kitabın diliyle doğru orantılı çünkü yazar araştırmalarını bire bir sokakta Sistem mensuplarıyla beraber vakit geçirerek yapıyor. Dediğine göre onun zararsız olduğunu anladıklarında o yokmuş gibi, o nötrmüş gibi davranmışlar. Filmde tercih edilen kamera yöntemi de aynı hissi uyandırıyor ve gerçeklik duygusunu önemli ölçüde etkiliyor. Açıkçası Gomorra kitabın üslubunu ve dilini güzel bir şekilde sinemaya aktarıyor ama olaylar arasındaki bağlantıları kurmak, genel bir fotoğraf elde etmek noktasında sıkıntıları var. Filmdeki bir çok kısmı, kitabı okuduktan sonra anlayabildim. Ama buna rağmen Gomorra, izleyenlere sinemanın tadını veren, etkileyici ve önemli bir film.
Paylaş