Gündelik yaşamımızın bir parçası haline gelen Facebook, son yılların hem en kârlı, hem de en dâhiyane buluşu olarak değerlendiriliyor. Ben Mezrich’in yazmış olduğu Kazara Milyarder isimli kitap, hem bu buluşun nasıl ortaya çıktığını anlatıyor, hem de Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in bir dâhi mi, yoksa bir hain mi olduğuna dair tarafsız olmaya çalışan bir öykü sunuyor okuyucularına. Seven, Fight Club gibi unutulmaz filmlerin yönetmeni David Fincher’ın da, bu kitabı The Social Network (2010) ismiyle sinemaya uyarladığını da hatırlatmak gerekir. Film ülkemizde bu ay vizyona girecek, ancak filmin uyarlandığı Kazara Milyarder, Doğan Kitap tarafından geçtiğimiz ay yayınlandı.

Facebook’un kurucusu olan Mark Zuckerberg, bilgisayar dâhisi asosyal bir Harward öğrencisi. Kızlarla arası hiç iyi olmayan, odasında beraber kaldığı onun gibi bilgisayar meraklısı arkadaşları dışında pek dostu olmayan tutuk bir genç. Kendisini en huzurlu ve mutlu hissettiği yer, bilgisayar ekranının karşısı. Bir gün başarısız geçen bir kız ayarlama serüveninden sonra, söz konusu kıza sinirlenip bir site kuruyor. Sitede Harward’da okuyan kızların fotoğrafları var, ve ziyaretçiler bu kızların fotoğraflarını karşılaştırıp puan veriyorlar. Site 24 saat içerisinde okulda patlama yapıyor ve binlerce hit alıyor. Bu site sayesinde Mark bütün okul tarafından tanınan biri oluyor ve fotoğrafları okulun sistemini hackleyip çaldığı için yönetimle başı belaya giriyor. Siteyi aynı gün içinde kapatmak zorunda kalıyor. Facebook’un hikâyesi de tam da burada başlıyor, yani Facebook’un temeli, Mark’ın bir kızdan intikam almak istemesi.

O dönem(2003), Harward’da kafası bilgisayar işlerine basan her öğrencinin hayali, bir site kurup zengin olmak. Ve genelde kurulmak istenen siteler arkadaş bulma, tanışma siteleri. Yine böyle bir planları olan, ama programcılıktan anlamayan üç arkadaş (Tyler, Divya ve Cameron), Zuckerberg’i bulup ondan bu siteyi programlamalarını istiyor, o da kabul ediyor. Kendisinden kurulması istenilen site bir arkadaşlık sitesi, Facebook ile benzerlikleri de oldukça fazla. İşi kabul eden Zuckerberg bir süre sonra işi savsaklayıp, sonradan tanışıp arkadaş olduğu kendisi gibi asosyal Eduardo Saverin ile kendi sitesini kuruyor: The Facebook.

İlk kurulduğu zaman bugünkü gelişmiş özelliklerini henüz barındırmayan site, insanların gerçek hayattaki sosyal ağlarını sanal ortama taşıdığı ve bu yönüyle diğer arkadaşlık sitelerinden farklı olduğu için kısa zamanda popüler oluyor ve üye sayısı her geçen gün artıyor. Bu arada sitenin ilk adı Facemash, daha sonra TheFacebook adını alıyor, son olarak da “the” kaldırılarak bugünkü haline geliyor. Kendilerine site yapacağını beklerken, Mark’ın kendi sitesini açtığını gören Tyler, Divya ve Cameron fikirlerinin çalındığını öne sürerek dava açıyorlar. Yani son zamanların en önemli buluşuna, bir şaibe bulaşmış oluyor. Tabii, olaydaki tek şaibe bu da değil. Facebook’un kurucu ortaklarından olan Eduardo Saverin, başlangıçta sitenin bütün masraflarını kendisi karşılıyor ve bunun karşılığında şirketin %40’lık bir hissesine sahip oluyor. Ancak aradan zaman geçtikten ve Facebook iyice büyüyüp yatırımcıların iştahını kabarttıktan sonra, Eduardo kendisini şirketin dışında buluyor. Hem arkadaş olarak, hem de ortak olarak güvendiği Mark Zuckerberg, Facebook’un geleceği için Eduardo’yu safdışı bırakıyor.

Yani Mark Zuckerberg hem bir dâhi olarak tanınıyor, ama bazıları tarafından da bir hain olarak suçlanıyor. Kitabın yazılış aşamasında, yazar Ben Mezrich’in görüşme taleplerini geri çevirmiş. Bu yüzden onun hakkındaki suçlamalarla ilgili savunması, sadece yazılı kaynaklardan edinilen bilgiler ışığında yazılabilmiş. Bu sebepten hikâye daha çok Eduardo’nun bakış açısından anlatılıyor. Belgesel bir değeri olan kitap, bir roman gibi kurgulanmış ve Facebook’un kuruluşu öykülendirilerek anlatılmış. Ben Mezrich daha önce de 21 isimli filmin uyarlandığı Mekanı Batırmak isimli, yine gerçek olaylara dayanan bir roman yazmıştı.

Kitabın başlarında, kızlarla konuşurken iki kelimeyi bir araya getiremeyen Zuckerberg, kitabın sonlarına doğru Victoria Secret mankenleri ile birlikte olmaya başlıyor. Facebook’u kurmasındaki asıl motivasyon da zaten onun aracılığı ile popüler olup yeni kızlarla tanışmak ve birlikte olmak. Kız ayarlamak ve kendini ispatlamak için kurduğu siteden ilk başlarda ekonomik bir beklenti içerisinde değil Zuckerberg, Eduardo’nun reklam alma çabalarına pek olumlu bakmıyor, ama 2007 yılında Microsoft’a şirketin %1,6 oranındaki hissesini 240 milyon dolara satıyor. Bir yurt odasında, amatör bir çabayla kurulan ve kurucularının anarşizan bir tavırla oluşturdukları Facebook şirketi, bugün dünyanın en çok kazanan şirketlerinden biri. Bir anda bu kadar paraya sahip olunca, henüz hayata yeni atılan Zuckerberg’in de kişiliği değişmeye başlıyor tabii. İlk başlardaki mütevazı çocuğun yerini, bugün kartvizitinde “Ben YKB (Yönetim Kurulu Başkanı)’yım … Sürtük.” yazan şımarık bir playboy alıyor.

Kazara Milyarder belki bir roman olarak değerlendirildiğinde pek başarılı sayılmaz, ancak konusunun popülerliği ve ilginçliği, aynı zamanda belgesel bir nitelik taşıması sayesinde okunmayı hak ediyor. David Fincher’ın bu kitaptan nasıl bir film çıkardığı da ayrı bir merak konusu. Kitabın yazılış aşamasında olduğu gibi, filmin senaryosunun yazılış sürecinde de Mark Zuckerberg görüşme tekliflerini geri çevirmiş. Kazara Milyarder kitabını senaryolaştıran isimse Charlie Wilson’ın Savaşı (Charlie Wilson’s War, 2007) filminin de senaryo yazarı olan Aaron Sorkin. Filmde Mark Zuckerberg’i Jesse Eisenberg, Eduardo Saverin’i ise Andrew Garfield canlandırıyor. Ayrıca Fincher’ın çekeceği Ejderha Dövmeli Kız‘ın remake’inde de oynayacak olan Rooney Mara, Zuckerberg’in kızarkadaşı Erica Albright’ı, Justin Timberlake ise Zuckerberg’e Facebook’un büyük bir şirket haline gelmesinde yardım eden Napster’ın kurucusu Sean Parker’ı oynuyor.

Kazara Milyarder: Facebook’un Kuruluş Hikayesi

Ben Mezrich

Çeviri: Belgin Selen Haktanır

Doğan Kitap, 2010, 208 s.

Not: Bu yazı film vizyona girmeden önce yazılmıştır.

* Bu yazı daha önce Tersninja‘da yayınlanmıştır.

Paylaş