Adını ezberlemenin çok zor olduğu Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız, daha önceden bu tarzına aşina olduğumuz Romain Puértolas‘ın yeni kitabı. Can Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan kitaptan önce, Can Yayınları yazarın Bir IKEA Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri’nin Olağanüstü Yolculuğu kitabını basmıştı.

Konusu:

Tebligat Noktagil, babasından kalan mayonez tarifini mükemmelleştirmekten başka bir hırsı olmayan, altı ayak parmaklı, Parisli genç bir kadın postacıdır. Günün birinde, Marakeş’e yaptığı seyahatte tanıştığı ve evlat edinmek istediği hasta, küçük kız Zehra’yı almak üzere yola çıkmasıyla birlikte tüm hayatı derinden sarsılır. O talihsiz gün, İzlanda’daki kimsenin adını söyleyemediği yanardağ patlar ve kül bulutları Avrupa’da tüm uçuşların iptal olmasına neden olur. Farklı bir ulaşım yolu arayan Tebligat’ın nefes kesen macerası da böylece başlar.Julio Iglesias dinlemeye meraklı Budist rahiplerden devlet başkanlarına, çok farklı insanlarla karşılaştığı bu macera, sürekli daha garip bir hal alır.




Yayımlanır yayımlanmaz büyük bir başarı elde eden,  ve İran asıllı sinemacı Marjane Satrapi tarafından başrollerini Uma Thurman ve Bollywood yıldızı Danush’un üstlendiği bir sinema filmine uyarlanan Bir Ikea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri’nin Olağanüstü Yolculuğu’nun yazarı Romain Puértolas’ın yeni kitabı Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız fantezilerle dolu, duygusal ve bir o kadar da eğlenceli bir peri masalı, sevginin kanatlandırdığı bir kadının hikâyesi.

eyfel kulesi kadar


Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız, Romain Puértolas, Çeviren Ebru Erbaş, Can Yayınları, Ağustos 2016, 231 sayfa


Kitaptan tadımlık bir bölüm:

Yaşlı berberin salonuna girmemle adamın ilk sözü, sert ve keskin bir buyruk oldu, tam bir Nazi subayına yakışır tarzda. Ya da tam bir yaşlı berbere…

“Otur!”

İtaatkârca denileni yaptım; o bunu makasıyla yaptırmadan.

Sonra da salonundan nasıl bir kesimle ayrılmak istediğimi ya da tam da nasıl bir kesimle ayrılmak istemediğimi öğrenmekle hiç zaman kaybetmeden çevremde raksına başladı. Daha önce, hiç bir melezin isyankâr afrosuyla uğraşması gerekmiş miydi en azından? Hayal kırıklığına uğramayacaktı.

“Size inanılmaz bir hikâye anlatayım, ister misiniz?” diye sordum, ortamı ısıtmak ve bir dostluk rüzgârı estirmek adına.

“Siz anlatın, başınızı oynatmayı kesin, yeter. Yoksa kulağınızı keseceğim sonunda.”

Bu “siz anlatın”ı büyük bir adım, insan kardeşleri- miz arasında diyaloğa, toplumsal barışa ve uyuma yönelik bir çağrı olarak değerlendirirken bir yandan da yine bu kardeşlik anlaşması hatırına, işitme organımın kesilmesi tehdidini olabildiğince hızla zihnimden uzaklaştırmaya   gayret ediyordum.

“Öyleyse buyurun; günün birinde bir kadın, aslında çok da hoş bir kadın olan postacım, çalıştığım kontrol kulesine çıkageldi ve şöyle dedi: ‘Bay Zamazingo (adım bu) bana uçuş izni vermeniz gerekiyor. Talebimin size garip gelebileceğinin farkındayım ama böyle. Fazla kurcalamayın. Tüm bunlar başlayalı beri ben de kendimi sorgulamayı kestim. Bana sadece havaalanınızdan kalkış izni verin, rica ederim.’ İsteğini tek başına o kadar da garip bulmamıştım aslında. Civardaki havacılık okullarınca hüsrana uğratılmış ve kendi hesaplarına uçuş saatleri almayı sürdürmek isteyen kişilerin arada bir beni ziyaret ettiği olurdu. Buna karşılık beni asıl şaşırtan, bana daha önce hiç havacılık tutkusundan bahsetmemiş oluşuydu. Doğru; ne uzun uzadıya laflama hatta ne de karşılaşma imkânımız olmuştu (vardiyalarım gece, gündüz dönüşümlü) ama yine de… Genellikle sarı, külüstür posta arabasına atlayıp postalarımı evime ulaştırmakla yetinirdi. Hiç işyerime beni görmeye geldiği olmamıştı. Yazıktı aslında, zira gerçek bir bombaydı bu kız. “Normal bir zamanda sizi böyle bir talep için uçuş planlama ofisine yönlendirirdim hanımefendi. Ama sorun şu ki, şu kahrolası kül bulutu yüzünden bugün hava trafiği altüst olmuş durumda ve özel uçuşlar dikkate alınamayacaktır. Üzgünüm.” Yüzünün asıldığını görünce (çok güzel asılan bir yüzü vardı ve gönlümü de askıya almıştı) durumuyla ilgileniyormuş gibi yaptım: ‘Ne kullanıyorsunuz? Cessna? Piper?’ Bir hayli tereddüt etti. Sıkıldığı, sorumun onu rahatsız ettiği çok belliydi. ‘Tam da bu sebeple benimki garip bir talep. Ben uçak kullanmıyorum. Kendim uçuyorum.’ ‘Anlamıştım, evet, öğretmensiz uçuyorsunuz.’ ‘Hayır, hayır, kendi başıma yani demek istediğim, şöyle bir şey.’ Kollarını başının üzerine kaldırdı ve bir balerin edasıyla kendi çevresinde bir tur attı. Ha, bir de kadının üzerinde bikini olduğunu söylemiş miydim?”

ROMAIN PUÉRTOLAS kimdir?

Fransız ve İspanyol asıllı yazar 1975’te Montpellier’de doğdu. İspanyol dili ve edebiyatı, Fransız dili ve edebiyatı ve İngiliz dili edebiyatı alanlarında öğrenim gördü. İspanyolca, Katalanca, İngilizce ve Ruşça bilen yazar, DJ’lik, yabancı dil öğretmenliği, çevirmenlik ve hosteslik gibi birçok iş yaptı. Bir IKEA Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri’nin Olağanüstü Yolculuğu (2013) adlı romanıyla büyük bir başarı kazanan yazar artık sadece yazıyor.

 

Paylaş