Pınar Selek’in “Sürüne Sürüne Erkek Olmak” araştırması şimdi de bir tiyatro oyunu olarak çıkıyor karşımıza. Oyunlaştıran ve yöneten Ülfet Sevdi, dört karakter üzerinden askeri eğitimin topluma yansımasını gösteriyor. Neden, erkek olmak sürünmek ve süründürmek gerekiyor, işte onu anlatıyor.

Erkek olmak için ne mi lazım? Önce ağlamadan yaşamayı öğrenmek gerekiyor, sonra sünnet olmak. İş bu kadarla da bitmiyor, en önemli görevi askerliği unutmamalı. Sonra evlenip, baba, koca olmalı… Uzun lafın kısası erkek olmak için sürünmek şart, en çok da askerde “sürünüyor” erkekler. Pınar Selek de, “Sürüne Sürüne Erkek Olmak” araştırmasında erkekliğin en önemli adımını, askerliği mercek altına alıyordu. Şimdi bu kitap bir tiyatro oyununun konusu. Gerisini, kitabı oyunlaştırıp, yöneten ve oyuncularından olan Ülfet Sevdi anlatıyor.

Pınar Selek’in “Sürüne Sürüne Erkek Olmak” araştırmasını oyunlaştırma fikri nereden çıktı?

“nü.kolektif” olarak sosyal bilimlerin, güzel sanatların ve gösteri sanatlarının, modern ve modern olmayan yaklaşımlarını kullanarak, kendi tarzımızı oluşturacak üretimler yapmaya çalışıyoruz. Bu ilkelerle yola çıktığımızdan bir sosyoloji araştırması bizim için bir oyun olabilirdi. Pınar’ın araştırmasını okuduğumda, 57 erkekliğin anlatısı aslında bir erkek, dedim. Pınar’dan da onay gelince okumalara başladım. Uzun süre erkeklik, militarizm, ulus devlet, düzenli ordu, milliyetçilik hakkında okumalar yaptım.

Oyun sadece kitapla sınırlı değil, ama bize kadınların gözünden de hayatı sunuyor. Neden metine kadınları da eklediniz?

Kitap aklıma pek çok soru getirdi. Böyle bir eğitimden geçen erkek, sivil hayata bizlerin, kadınların arasına geldiğinde ne yapardı? Askerlik dediğimiz şey düşmanını yok etmek üzerine kurulu bir eğitim biçimi değil mi? Askerlik sonrası erkeğin yok etmesi gereken düşmanları kim? Bu sorular beni metne kadınları eklemeye itti. Oyunda, iki kadın ve iki erkek var. Aslında iki erkek, bir kişi olarak da düşünülebilir, çünkü Pınar’ın araştırmada bahsettiği gibi hepsi aynı kabın içinde pişerek, aynı kalıptan çıkıyor. Her erkek özelinde ayrı hikâyesi olsa da askerlikte aynı ideolojik fikirde eğitilerek, devletin tek tip vatandaşları haline getiriliyor. Devletin onlara vatandaş olarak verdikleri görevi nefes almak kadar doğallaştırıp yerine getiriyor. Biz kadınlarsa babalarımızın, kardeşlerimizin, sevgililerimizin, kocalarımızın, komşu çocuklarının, akrabaların yani erkeklerin askerlik anılarını dinleyerek büyüdük. Askerlik onları erkek yapmıştı, onlar da bu erkeklikleri ile övünüyor ve yeri geldikçe de bize gösteriyorlardı. Askerliği erkek yapıyor ama kadının bundan canı yanıyor.

Kadın cinayetlerinin arttığı, şiddetin yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu anlamıyla da kitap önemli bir yerde duruyor, oyun da tabii… Siz oyunun bunlara dair ne gibi ipuçları verdiğini düşünüyorsunuz?

Kadına yönelik şiddette, kadın cinayetlerinde askerliğin de payı var. Askerlikte öldürmeyi, ezmeyi öğrenen erkek sivil hayatta eskisi gibi olmuyor. Erkekliğini karşıtı üzerinde yani kadına göstermesi gerekiyor. Bu gösterme şekli tam da erkekliğe uygun; döverek, öldürerek. Bütün toplumun erkeklerinin askerlikten geçtiği yerde, sivil hayatta şiddetin son bulacağına inanmıyorum.

Bu öğrenilmiş şiddeti deşifre ederken, şarkılardan, marşlardan da çokca yararlanıyorsunuz. Oyun bir müzikal gibi, neden?

Türkiye Cumhuriyeti ordusunu geçmişinden bağımsız düşünmemeliyiz. Tarihsel süreci oyuna nasıl aktarabilirim soruları beni mehteranlara, minyatürlere, fasıllara götürdü. Oyunun eğlenceli başlayan gittikçe eğlenceden uzaklaşarak seyirciyi askerlik konusunda fikirleriyle baş başa bırakan bir yapısı var.

Bu oyun hakkında da bir soruşturma açılmasından kaygı duymuyor musunuz?

Pınar iki kere beraat etti, ama yeniden yargılanıyor. Biz de, onun militarizm ve askerlik deneyiminin iktidar mekanizmalarını ve erkekliği nasıl ürettiğine dair başarılı araştırmasını oyunlaştırarak Pınar Selek’e hâlâ tanığız, diyoruz. Pınar’la eylemlerde ve feminist çevrede birçok kez yolumuz kesişti, ancak bu oyuna kadar derin bir yakınlığımız oluşmadı. Oyunun duyurusu yapıldığı andan itibaren ilgi fazla oldu. Bu beni şaşırttı. Bu kadar ilgi beklemiyordum, zaten bu Pınar’ın başarısı. (Cumhuriyet Pazar, 17.04.2011)

Paylaş