2016 yılında Kurban Bayramı’nda 3 milyon 550 bin hayvan kesildi. Bu rakam birçok ülkede yaşayan büyük ve küçükbaş hayvan sayısından kat kat fazla. Örneğin Norveç’te 839 bin, Macaristan’da 782 bin, Malezya’da 761 bin, nüfusu 70 milyonu bulan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde 755 bin, Litvanya’da 713 bin, Ermenistan’da 677 bin, Tunus’ta 671 bin, Yunanistan’da 659 bin, Bulgaristan’da 576 bin, Kuzey Kore’de 575 bin, 30 milyonluk Suudi Arabistan’da 520 bin, Arnavutluk’ta 500 bin, Slovakya’da 468 bin, İsrail’de 461 bin, Slovenya’da 460 bin, Letonya’da 406 bin, Estonya’da 261 bin, Libya’da 200 bin, Tayvan’da 145 bin baş büyükbaş hayvan var. Kısacası, bu rakamlar bir katliamı işaret ediyor.

“Bayrama Evet, Kurbana Hayır!” Vegan Özgürlük Hareketi’nin bir sloganı, birkaç sene öncesine kadar bu sloganla Kurban Bayramı’nda yürüyüş de yapıyorlardı. Son yıllarda OHAL nedeniyle böyle bir yürüyüş olmuyor, bu nedenle kurban kesimine karşı olanların haberleri artık medyada küçücük de olsa yer almıyor.

Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü ve Kurban Bayramı. Bugün barış mesajları verilirken, bir yandan da binlerce hayvan katlediliyor…

Ülkemizde “adalet”, uğruna yürüyüşler yapılacak kadar popüler bir kavram bugünlerde. Peki bu adalet algımız diğer canlıları ve doğayı neden kapsamıyor? Adalet insanlar arasında kimin diğerini ezeceğini belirleyen bir sistem değil; adalet bir vicdan meselesi. Eğer Nuriye ve Semih’e destek veriyor, zeytin ağaçlarının kesilmesine karşı çıkıyor ama hayvanların katledilmesine ses çıkarmıyorsak, vicdanımızı sorgulamanın tam zamanı…

Barış; yalnızca insanlar arasında değil, insanlarla diğer canlılar ve doğa arasında da sağlanmalı. Doğa ile uyumlu, birbiriyle ve diğer canlılarla barış içerisinde yaşayan bir toplum mümkün!

 

 

 

Paylaş