“Bir patikadayken yürümek, izlemek demektir. Patikada yürümek, secde etmek ya da çıraklık gibi belli bir alçakgönüllülük gerektirir ve bunu da yavaş yavaş aşılar.” (s. 22)

Alçakgönüllülük; nostalji rüzgârıyla dinlenen eski bir şarkının ismi gibi. Bugüne, modern zamanlara, hele ki kentli insana ait bir özellik değil. Radyo gibi, 45’lik gibi, siyah beyaz filmler gibi; “nerede o eski bayramlar?” gibi. Çünkü modern yaşam, daha doğrusu bu yaşamı sürdürebilmek, ortalama bir kibir gerektirir. Bu çağa ait tüm buluşlar, gündelik hayatı kolaylaştıran tüm o teknoloji, hatta “gündelik hayatı kolaylaştırma” kavramı ve bu kavramın altını dolduran her bir olgu insanın doğa, diğer canlılar, diğer insanlar karşısındaki kibrini besler.

“Gündelik hayat’ta yola revan olunmaz ya da yola çıkılmaz, sadece gidilir. Varılacak noktaya en kestirme, en çabuk, en zahmetsiz nasıl gidilirse öyle… Yürünmez, binilir. Asansöre, otomobile, metrobüse, uçağa… Ve hatta yürüyen merdivene! Yön bulunmaz, adres sorulmaz… Minimum çaba ve minimum iletişimle güzergah bulunmalıdır, navigasyona bakılır.

Oysa yürümek, kentli insanın kendisi ve dünya için yapabileceği en anlamlı ve zahmetsiz eylemdir. Yürümek, iz sürmektir; çünkü her yürüyüş bir iz bırakır. Hem yolda, hem de yürüyüş yapanın kendisinde… Buradaki yol ile, asfalt, modern yolları değil, patikaları, aynı güzergahta birden fazla canlının yürümesiyle oluşan kolektif bir hattı kastediyorum.


*Patikalar Üzerine – Bir Keşif, Robert Moor, Çeviren Burcu Halaç, Kolektif Kitap, Mayıs 2018, 384 sayfa

Robert Moor’un yazdığı Patikalar Üzerine – Bir Keşif, her patikanın bir öyküsü olduğunun bilinciyle patikaların izini süren, insanı bir an önce kitabı kapatıp dağ-tepe yürümeye teşvik eden, kişisel izlenimlerin yanı sıra neredeyse tüm bilimleri, felsefe, arkeoloji, tıp, zooloji, psikoloji vb. patika izleğinde buluşturan harika bir anlatı.

Patikalar Üzerine – Bir Keşif, gazetecilik yapan ve sıkı bir yürüyüşçü olan Robert Moor’un 2009 yılında ABD’de Apalaş Yürüyüş Patikası’nda yaptığı 5 aylık bir yürüyüşün ardından ortaya çıkıyor. Yürüyüş esnasında ve sonrasında, patikaların varlığı, amacı, ortaya çıkışı üzerine düşünmeye başlayan Moor, yıllar süren bir araştırma ve deneyim sürecinin ardından bu kitabı kaleme alıyor. Öyle ki, Prekambriyen dönemden günümüze kadar patikaların arkeolojisini yaparak ve birçok farklı bilimsel uğraşın sınırlarında gezinerek patikalara dair ufuk açıcı bir metin ortaya koyuyor.

Kitabı okurken, aynı bir patikada yürürmüş gibi, Robert Moor’un rehberliğinde bizden önce ve bizimle birlikte bu dünyada var olan tüm canlıların izinden gidiyoruz. Kimi zaman bilim adamlarıyla en eski hayvan fosillerini bulmaya çalışıyor ve hayvanların neden hareket ederek iz bıraktıklarını anlamaya çalışıyor, kimi zaman da Moor’la birlikte haftalarca çobanlık yapıp koyun sürülerinin yollarını nasıl bulduklarını anlamaya çalışıyoruz.

Özellikle yürüyüşçüler, ama genel olarak da doğayı, hayvanları ve insanın ekosistemdeki yerini anlamaya çalışanlar mutlaka okumalı. Çünkü, kitabın hemen başında yazdığı gibi: “Yol yüründükçe oluşur.” (Chuang Tzu)

 

– Bu yazı daha önce Buğday Blog‘da yayımlanmıştır.

turgay özçelik

Kültür Mafyası Editörü
turgay@kulturmafyasi.com
Paylaş