“İcatlar, insanın yaratıcı beyninin en önemli ürünleridir. En belirgin amaçları ise aklın, dünyevi maddeleri bütünüyle ele geçirmesini sağlamak ve tabiatın güçlerini insanoğlunun ihtiyaçlarını karşılaması için kontrol altına almaktır.”(s. 7)

Papaz eriğini imam eriğine çeviren inanılmaz makineler, dua okunmuş müthiş fasulye projeleri ile Nikola Tesla’nın bahsettiği aklın sanırım birazcık uzağındayız bugün. Ülkenin bilim üreten merkezi olması gereken TÜBİTAK, sıkılmış olacak ki, daha çok mizah üretiyor bugünlerde. Oysa beni bu yazıyı yazmaya iten, Tesla’nın Buluşlarım’ını okuduğumda, onunla ilgili fark ettiğim delilik-dahilik ilişkisiydi. Biraz akıl’ı dövüp, deliliği okşayacaktım; şimdi izninizle başkalarını dövmek zorundayım.

Şöyle ki, aklı tek başına oldukça tehlikeli bulurum. Özellikle kapitalizmin ve modernleşmenin hizmetindeki aklı. O akıl ki, Tesla’nın bahsettiği tabiat güçlerini insanlığın ihtiyaçlarını karşılamak için değil, rant için sömüren bir sistemi yaratır. Yerine göre bilim, yerine göre din o akla yataklık eder; daha doğrusu hem bilim hem din, o aklın hizmetindedir. TÜBİTAK olayı da, aslında aynı akla hizmet eder. Gericilik-ilericilik pek o aklın problemi olmaz.

Kapitalizmin aklı, normal olanı, yani sistemin devamlılığı için olması gerekeni belirler; normalin dışındakileri öteler, kapatır, yok eder. 301 işçiyi göz göre göre ölüme yollar, ses çıkaranı tekmeler, itiraz edeni azarlar. Bu süreç onu giderek daha tehlikeli, daha pervasız kılar; çünkü ötelediği şey aynı zamanda onun vicdanıdır.

Aklın, dünyevi maddeleri bütünüyle ele geçirmesi… Tesla’nın bu sözü, tam da yukarıdaki anlattıklarım yüzünden distopik bir senaryonun giriş cümlesi gibi geliyor. Çünkü akıl, başlı başına egemen olduğunda, dünyanın geneli için yıkıcı da olabiliyor. Ona gem vuracak, onu sadece insanlığın değil, dünyadaki tüm canlıların ve dünyanın kendisinin iyiliği için çalıştıracak bir yardımcıya, vicdana ihtiyaç var bana kalırsa. O vicdan da akıldan biraz uzaklaşınca, onun öteleyip kapattığı deliliğe yaklaşınca kendisine bir alan bulabiliyor bana kalırsa.

13224139_10154007089050485_444224782_o

Tüylerimin elektriklenmesi kimin icadı?


Buluşlarım – Bir Dahinin Özyaşamöyküsü, Nikola Tesla, Çeviren Sinem Bertling, Say Yayınları, 2016, 99 sayfa


“Açıkçası düşünüyorum da zamanında bu dürtüleri bastırmak yerine onları anlamış ve işlemiş olsaydım, dünyaya bırakacağım mirasa manidar bir katkıda bulunmuş olurdum. Fakat aslında bir mucit olduğumu yetişkin bir adam olana kadar fark edemedim.” (s. 8)

Nikola Tesla’nın bu farkındalığa ulaşana kadar geçtiği süreç, yani büyüme süreci, aslında birçok yazar, bilim adamı, sinemacı vb. ile benzer: Onu farklı bir mesleğe yönlendirmeye çalışan bir aile (genelde baba) ve onlara karşı verilen bir mücadelenin sonucunda hayatını kendi istediğin doğrultuda yönlendirebilme becerisi… Tesla’nın hikayesinin farkı ise bu büyüme esnasında ona eşlik eden halisünatif görüntüler, yani delilik. Günlük yaşamındaki gerçekliğin dışında görüntüler görmeye başlayan Tesla, başlangıçta bu durumdan rahatsız oluyor, çünkü günlük hayatını büyük oranda olumsuz etkiliyor. Ancak daha sonra bu görüntüleri kontrol etmeyi ve yönlendirmeyi öğreniyor; böylece bu rahatsızlık onun bilimsel üretiminde büyük bir avantaja dönüşüyor…

“Aklıma yeni bir fikir geldiğinde, işe öncelikle onu kafamda inşa etmekle başlıyorum. Aracın yapısını kafamda eğiştiriyor, iyileştirmelerini kafamda yapıyor ve aracı kafamda çalıştırıyorum. Türbini ha kafamda çalıştırmışım ha atölyemde test etmişim. Benim için hiçbir önemi yok. Hiçbir farkı yok, sonuçlar aynı. Bu şekilde hiçbir şeye dokunmadan bir fikri hızlı bir şekilde geliştirip mükemmelleştirebiliyorum.” (s. 15)

Hiçbir psikologun açıklayamadığı bu görüntülerin Tesla için bir yeteneğe dönüşmesi, yani delilik ve dehanın muhteşem uyumu, insanlık tarihi için yüzlerce önemli icada olanak sağladı. Tesla’nın rant için değil, insanlığa fayda getirmek için çabalamasına neden olan vicdanlı bir bilim adamı olmasına vesile oldu. Günlük hayatımızı ve teknolojik ilerlemenin gidişatını değiştirebilecek/değiştiren önemli buluşların gerçekleşmesine olanak tanıdı… Özellikle elektriğin kablosuz taşınabilmesini keşfetmesi ve bunu kanıtlaması, aslında tüm canlıların hayatını dönüştürebilecek önemli bir buluş. Ancak bu keşif, daha az karlı olduğu için bir türlü işlerlik kazanmış değil.

Nikola Tesla’nın bu dengeyi birçok meslektaşından daha doğru bir şekilde kurabildiğini düşünüyorum, ancak onun da aklın yoluna saptığını, onun aldatıcı cazibesine kapıldığını gösteren cümleler kitapta yok değil, ya da toplumsal yaşamı yanlış okuduğuna dair yorumlar.

“Bugün şahit olduğum bu devasa karmaşanın ışığında dünyaya bakarken insanlığın ihtiyaçlarının ancak A.B.D.’nin kendi geleneklerine sadık kalarak karmaşık ittifaklardan uzak durması ile gerçekleşebileceğine tüm kalbimle inanıyorum. Coğrafi konumu sayesinde yaklaşan çatışmaların sahnelerinden uzakta, bölgesel büyüme güdüsü olmadan, bitmez tükenmez kaynakları, hak ve özgürlük ruhuna sahip muazzam insanları ile bu ülke özgün ve ayrıcalıklı bir pozisyona sahiptir.” (s. 88)

Genel olarak bilim ile uğraşmaya nasıl başladığı, sahip olduğu bu yöndeki dürtülerinin nasıl yön bulduğu üzerine olan Buluşlarım; özel olarak da Tesla’nın belli başlı buluşlarının öyküsünü kendi ağzından öğrenmek için değerli bir kaynak. Hak etmesine rağmen, Edison kadar şöhret sahibi olmayan ve bilinmeyen; çalışma hayatı, kişisel takıntıları, ilginç alışkanlıkları ile özel bir kişilik olan Nikola Tesla’nın hikayesi, bilimsel ve toplumsal hayatın dünü ve bugününe dair çok şey söylüyor.

Paylaş