Kanae Minato‘nun 2008 yılında yayımladığı polisiye/gerilim türündeki romanı İtiraflar, Doğan Kitap etiketiyle ve Begüm Kovulmaz çevirisiyle Türkçe’de.

2010 yılında çekilen Kokuhaku isimli filmle sinemaya da uyarlanan İtiraflar, dehşet dolu bir intikam öyküsü. Kanae Minato’nun bağırıp çağırmayan, bir akarsu dinginliğinde akan satırları, öğretmen Yuko Moriguçi’nin, dört yaşındaki kızını öldüren iki ortaokul öğrencisinden aldığı intikamın dehşetini yansıtıyor İtiraflar.

İtiraflar’ı okurken çocukluk, masumiyet, eğitim üzerine düşüncelerinizi gözden geçirip Kanae Minato’nun aile, sistem, ve tüketim kültürüyle çepeçevre sarılan hayatlarımızın orta yerine attığı sorularla cebelleşeceksiniz.

İtiraflar, gerçek hayatın, bilgisayar oyunlarından daha kanlı ve acımasız olabileceğinin bir kanıtı…

itiraflar_o


İtiraflar, Kanae Minato, Çeviren Begüm Kovulmaz, Doğan Kitap, Nisan 2016, 191 sayfa


Kitaptan tadımlık bir bölüm:

Şubat başında, A fermuara giden voltajı üç katına çıkarmayı başarmıştı ve test etmek için heyecanlanıyordu. Aynı dönemde, sınıfta yanına oturan B’nin defterine: “Öl! Öl! Öl!” yazdığını gördü. Bir gün okuldan sonra B’yi durdurup bir seks filmi isteyip istemediğini sordu. A’nın kasetlerini duymuş olan B hemen kabul etti. Kısa süre içinde birlikte bolca vakit geçirdiler ve A, B’ye pra cüzdanını anlatıp voltajı artırmayı başardığını söyledi. “Bu şeyi kötüleri cezalandırmak için icat ettim, bu yüzden cezalandıracak kötü birine ihtiyacımız var.”

B’nin cüzdandan ve A’nın bilim fuarındaki başarısından haberi vardı elbette. Sınıftaki herkes gibi o da A’nın becerisinden etkilenmişti. Cihazın nasıl çalışacağını görme fırsatı verilince, aklına gelen ilk ismi söyledi: Bay Tokura. A bu fikri hemen reddederek korkaklığını gösterdi. İcatlarının arkasına saklanmayı huy edinmişti ve Tokura gibi güçlü biri üzerinde denemek işine gelmiyordu. O zaman B beni önerdi; bizzat gitmek yerine tenis koçunu polis merkezine gönderdiğim için bana hala kızgındı. A bunu da reddetti. Bu küçük oyuncakla beni iki kez kandıramayacağını biliyordu. Daha da kötüsü, hiçbir koşulda ortalığı ayağa kaldıracak değildim, oysa o bunu istiyordu.

O sırada, B, Manami’yi havuz kenarında gördüğünü anımsadı. “Moriguçi’nin kızına ne dersin?” diye sordu. A sonunda kabul etti. A, Manami’yi çarşambaları öğleden sonra okula getirdiğimi biliyordu. Önemli ayrıntıları B ekledi: Manami köpeği beslemek için tek başına havuz kenarına geliyordu, alışveriş merkezinde bir Ponpon Tavşan kesesini çok istemişti ama ben almamıştım. Keseyi duyan A dikkat kesildi.

Paylaş