Pera Müzesi’nde 25 Ocak 2013’te açılan “Çöl ve Deniz Arasında” adlı sergi Ortadoğu’nun en önemli müzelerinden Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden bir seçki sunuyor. Sergide Cezayir, Suriye, Lübnan , Mısır, Fas, Ürdün ve Tunus’tan sanatçıların işleri yer alıyor.

Günümüzde, Ortadoğu derken akla ilk önce savaş, ölüm, kaos, acı gibi kelimeler geliyor. Bireysel ve toplumsal hafızada kötünün iyiden daha kalıcı bir etki bıraktığı biliniyor. Ancak ilk önce kötü ve acı olaylarla anılan bu coğrafyada iyiye ve güzele dair şeyleri görmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. İşte bu Ortadoğulu sanatçılar, çölde su etkisi yaratarak bize umut ışığı oluyor. Sanatın bu gücü diriliş, mutluluk, coşku kısacası hayat demek, yani ölümün karşısında durabilecek yegane şey demek.

Ortadoğu’nun çağdaş sanatından seçkilere baktığımda dikkatimi çeken ilk etken renk oldu. Parlak turuncular, kırmızılar, maviler… Ben ister istemez çok daha koyu renkler bekliyordum coğrafyanın hüzünlü tarihi ve imajı yüzünden. Ancak bunun yukarıda da bahsettiğim kötünün ilk akla gelen şey olmasından kaynaklandığını fark etmem uzun sürmedi. Renkler, formlar o kadar canlı ve güzel ki hayat bütün neşesiyle çerçeveden dışarı taşmakta. Bu taşmanın diriltici etkisi ise yadsınamaz bir gerçek.

Sergide beğenmediğim, önünde dakikalarca durmadığım eser neredeyse yok. O yüzden buradaki seçki, estetik beğeniye göre değil sadece farklı tarzlara sahip işleri göstermeye yönelik oldu. İlk olarak Farghali Abdel Hafiz’in “Mısır Sayfiyesinden” adlı eseriyle başlamak istiyorum. Tuval üzerine karışık teknikle yapılmış bu resim pastel renklerle çölde huzurlu bir akşam üstüne götürüyor izleyiciyi. Çölün sakinliği gündüz ve geceye ayrı bir güzellik katıyor.

Farghali Abdel Hafiz  Mısır Sayfiyesinden (1985)

Farghali Abdel Hafiz
Mısır Sayfiyesinden (1985)

İsmail Shammout ‘un “Güvercinleri Uçurmak” adlı eseriyle devam edelim. Barışın simgesi beyaz güvercinleri uçuran kıvırcık saçlı iri gözlü esmer kadın, ellerini açan çocuklar, çapasını sırtına dayamış çiftçi, sarılar, yeşiller, maviler hepsi umudun parçaları.

Ismail  Shammout   Güvercinleri  Uçurmak   (1994)

Ismail Shammout
Güvercinleri Uçurmak (1994)

Abdelaziz Gorgi’nin taş baskı işleri ise oldukça eğlenceli. Muzumsu burnu, ağzında sigarasıyla saçını savuran kadın ve yeşil zemin üstünde picassovari bir portre. Sanatçının mizahi tarzı da farklı bir bakış kazandırmış sergiye.

Abdelaziz Gorgi İsimsiz (2001)

Abdelaziz Gorgi
İsimsiz (2001)

Adam Henein’in tombul baykuşu, Aicha Filali’nin tahtaya çakılmış gözü kapalı büstleri, Hussein Madi’nin demirden kızgın boğası, Wijdan’ın Murano camından yaptığı “Aşk”ı, Türkiye’de birçok koleksiyonda eseri olan Fahrelnissa Zeid’in kristalleri, Mustafa Ali’nin “Ters Çevrilmiş Zaman” adlı heykeli hepsi ayrı güzel.

Laila Shawa  İmkansız Rüya (1988)

Laila Shawa
İmkansız Rüya (1988)

Son olarak, Laila Shawa’nın “İmkansız Rüya” isimli yağlıboya tablosundan bahsedelim. Eserde, canlı bir turuncu fon üstüne rengarenk peçeleri olan, gözleri kapalı, üzgün kadınlar var. Bu kadınların elindeki dondurmalardan akan damlalar sanki onların akıtamadığı, içlerine düşen göz yaşları. Böyle canlı renklerin içinde bir matemi tasvir etmiş ressam. Bir yanda canlı renkleriyle hayat, öbür yanda yitip giden damlalar. Hepsi aynı resmin içinde değil midir zaten?

Dicle Koylan

Paylaş