öykücü

Sibop Dilber

Son sınıftaydık ve Sibop Dilber hâlâ önümde oturuyordu. Derse bilinçli geç kalıyordum. Öğretmen birçok kez gözünü kırpmadan (kız erkek fark etmez) verdiği tek a...

Dilek Ağacı

Kilit vurulmuş bir kapının ardında beklemek. Onca çabadan sonra sesini yitirmiş, bir gün artık kapıyı gelip açacaklarmış gibi beklemek. Trenin hareketlerine uyu...

Göç

“Zamanın ucunda bekleyen fil için.”   Güz gelmek üzereydi, balkonu mesken tutmuş kırlangıçların göçmesine az zaman kalmıştı. Yazdan beri tamir ettirmeyi bir t...

Boşluk

Gecenin karanlığı olduğu gibi sabaha karışmıştı. Çapaklı gözlerini bir açıp bir kapayarak, karanlığın kendi içinde mi, yoksa dışarıda mı olduğuna karar vermeye ...

Yanık Kokusu

Fırının sıcaklığı sekiz yüz elli dereceye varınca ötmeye başlayan sinyal sesinden sonra Osman Abi masadan kalktı ve termostatın sıcaklığını bin iki yüz dereceye...

Tek çorap

Ter içinde yatağın kenarında oturuyorum. Çırılçıplak. Çünkü zamana ihtiyacım var; birçok şey var düşünmem gereken, yazmam gereken ve peşinden söylemem gereken. ...

Kukla

Bu sessizlik her zamanki değil. Başka. Duvarda, oynatılan bir kukla gibi gölgemiz. Bir çatal, bazen de kaşık gidiyor ağzımıza. “Baban,”diyor annem; “her zamanki...

Güneş

Tam on dört yıl geçmişti güneş sokaklara, kaldırımlara, duvarlara, ölü veya diri insanlara değmeyeli. Yıkık dökük binalar, yerinden sökülmüş kaldırım taşları, ö...