Zor günler; belki hep öyleydi, ancak son yıllarda baskıyı daha da hisseder olduk. Boğucu bir atmosfer var ve bu şartlarda hala umudu yaşamak/yaşatmak büyük bir direnç göstergesi.

İktidarın giderek baskıcı totaliter bir hale gelmesi, dinselleşme ve gericileşmeye yönelik ideolojik kuşatma, nefes alma alanlarımızı her geçen gün giderek daraltıyor. Bu kuşatmaya karşı durabilecek, alternatif bir düşünce dünyasını yaşatıp büyütecek alanlardan en önemlisi edebi, düşünsel ve kültürel üretimin sahnesi olan yayın dünyası.

Peki yayıncılık dünyası yaşadığımız bu dönemi nasıl değerlendiriyor? Bu baskıcı ortama karşı ne yapmayı planlıyor? Sektörel olarak yayıncılık süreçten nasıl etkileniyor? Bu soruları ve daha fazlasını öğrenmek için yayınevlerine gittik ve görüşlerini aldık.

Gördük ki kitaplar en büyük kalkanımız; süreç ne kadar zor olsa da yayınevleri direniyor. Röportaj dizimizde ilk durağımız yılların tecrübeli yayıncısı, Can Yayınları. Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Sırma Köksal, Kültür Mafyası’nın süreçle ilgili sorularını yanıtladı:

sirma_koksal

Sırma Köksal

Ülke olarak krizlere alışkınız; ancak bu kez daha boğucu bir kuşatma ile karşı karşıyayız. Ekonomik kriz, yönetememe krizi ile birleşiyor, bombalamalar toplumumuzu paranoyak davranmaya itiyor. Yayıncılık zaten zahmetli ve problemlerle dolu bir alanken, bu süreç sizi nasıl etkiliyor?

Sırma Köksal: Ülke olarak ekonomik krizlere alışkın, çatışmalı ortamlar konusunda da deneyimliyiz. Ancak içinde bulunduğumuz dönemi diğerlerinden ayıran en temel farklılık kuşatma kaygısı. Devlet hiçbir zaman muhalif yayıncının dostu olmamıştır, ancak hiçbir zaman da bu kadar belirgin biçimde karşısında yer almamıştır. Ancak bu tehditkar kuşatmanın hedefi şimdilik kitap yayıncılarının kendileri değil, temsil ettikleri yaşam biçimidir. Dolayısıyla içinden geçmekte olduğumuz süreci sadece yayıncılığın karşılaştığı bir sorun olarak ele almak yanlış olur kanısındayım.  Bu nedenle de paranoya yardımcı olabilecek son şey. Onun yerine sinmemek, farkındalığı koruyarak ayak diremek gerekiyor.

Kitap seçkilerinizi hazırlarken bu süreci değerlendirmek zorunda kalıyor musunuz? Basmaktan vaz geçtiğiniz ya da bu sürece uygun olur dediğiniz kitaplar var mı?

Sırma Köksal: Yayıncılık, hele de edebiyat dışındaki kitapların yayını çoğu zaman içinden geçtiğiniz dönemin konularıyla ilgilidir. Eğer akademik bir yayıncılık yapmıyorsanız, belli bir alanın uzman yayıncısı değilseniz genel okura sunduğunuz kurgu dışı kitaplar ister istemez gündemden etkilenir. Avrupa Birliği’nin çok tartışıldığı dönemler olur, bakarsınız bu konuda birçok kitap vardır; Afganistan meselesi çok gündemdedir, El Kaide kitapları rafları kaplar…

Tabii ki yayınlarınızı bunlarla sınırlı tutmazsınız, hatta bazen bu konulara hiç girmezsiniz ama yine de ABD’nin orta eyaletlerindeki kolej mezunu kızların sosyal hayatta yarattığı etkileşime ilişkin kitabı da yayımlamayı pek istemezsiniz.  Yayıncılık her zaman okurun ne istediğini az ya da çok göz önüne alarak sürdürdüğünüz bir iştir. İster istemez içinde bulunduğumuz dönem kitap seçimlerimizi etkiliyordur, ama bu durum bizim de toplumun bir parçası olarak kendi ilgilerimiz, meraklarımız ve yönelimlerimiz etkilendiği için oluyor.

Ekonomik olarak yayıncılık dünyasında kısa vadede bir öngörüde bulunabilir misiniz?

Sırma Köksal: Kısa vadede kitap satışlarının sert düşüşler yaşayacağını sanmıyorum. Çünkü insanlar sorularıyla baş başa kaldıklarında, dışarıya karşı ürküntü duyduklarında kitaplarına daha çok yer ayırırlar. Bunu tabii ki kitap okuma alışkanlığı olanlar için söylüyorum. Yoksa okuma alışkanlığı olmayan kalabalıkların ‘dur artık ben kitap okuyayım da, bu işin altından kalkayım’ demesini bekleyecek kadar iyimser değilim.

can_yayinlari

Yayınevi olarak ülkedeki gericileşme, totaliterleşme ve yozlaşma için bir tepki, bir duruş, bir tavır içinde misiniz? Almayı düşünüyor musunuz?

Sırma Köksal: Kişisel olarak bu ülkenin hiçbir zaman gerçek anlamda ilerici, demokratik, barışsever ve özgürlükçü olduğunu düşünmüyorum. O nedenle tüm bu saydığınız olumsuzluklara karşı şimdi ‘artık’ bir duruş alacak değiliz. Öte yandan, okumayı, yazmayı, kitapları, ön yargılı dogmatik yanıtları değil, sorgulamayı seçmiş insanlar olarak zaten yaptığımız işin süresiz bir karşı duruş olduğunu düşünüyorum.  Bu nedenle her zaman olduğumuz ve yaptığımız şeye devam edeceğiz: Muhalif olmak ve direnmek!

Sosyal medyayı etkili bir şekilde kullanabildiğinizi düşünüyor musunuz? Kullanırken nelere dikkat ediyorsunuz?

Sırma Köksal: Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Bu gittikçe de önem kazanan bir alan çünkü basındaki kısıtlamalar bizi yakından ilgilendiriyor. Birçok gazete artık birçok kitabı tanıtmaktan korkuyor. Bu nedenle sosyal medya gittikçe önem kazanıyor.  Bu konuda zaten deneyimli bir ekiple çalışıyoruz. En temel kaygımız okurlarımızla doğrudan ve yakın bir ilişki kurabilmek. Karşılıklı değil de yan yana olduğumuz duygusunu paylaşabilmek.

Yayınevi olarak yakın zamanda farklı projeleriniz var mı?

Sırma Köksal: Her zaman çeşit çeşit projeler geliştiriyoruz. Siz projelere açık bir yayınevi izlenimi verince zaten projeleri olan insanlar size gelmeye başlıyor. Bu da bir karşılıklılık ilişkisi oluşturuyor ki oradan ne zaman ne çıkacağı hiç belli olmaz…

Anıl Ceren Altunkanat

Kültür Mafyası Editörü

ceren@kulturmafyasi.com

Latest posts by Anıl Ceren Altunkanat (see all)

Paylaş