Daha doğmadan, annesinin karnında, bir faciada ölmüş bir insan eğer yaşasaydı, nasıl bir hayatı olurdu?

Bu hayattan sahneler sunan Kırmızı Siyah ve Cahil‘in her bir sahnesinde karakterler, insanlıklarıyla yüzleşeceği seçimlerle baş başa kalıyor. Oyun, hem trajik, hem komik sahnelerle, içinde yaşadığımız dünyayı tekrar tartışmamızı öneriyor.

Bitiyatro ve L’alarme-à-l’œil Paris’in ortak prodüksiyonu olarak Türkiye’deki Fransız Kültür Merkezi’nin katkılarıyla gerçekleşen Kırmızı Siyah ve Cahil, ilk kez Mayıs 2014’te 19. İKSV Tiyatro Festivali kapsamında sahnelendi.

Bitiyatro - Kirmizi Siyah Ve Cahil  Afis

Ünlü yazar Edward Bond’un kaleme aldığı, Gülçin Kaya Rocheman’ın Türkçeleştirdiği oyunun, yönetmenliğini ise Fabien Aissa Busetta üstleniyor.

“Hiç kimse isteyerek insan olmaktan vazgeçmez”

Öncelikle -benden bir kaç yaş büyük olduğu için- kendisine ağbi diye hitap etmek istediğim, oyunumuzun yazarı Edward Bond’u, ‘ruh ikizim’ olarak selamlamak isterim..

En azından, insan denen hayvan hakkındaki düşüncelerimin ve bu mecradan da -çeşitli vesilelerle- ortaya döktüğüm tespitlerimin onunla bire bir benzeştiğini görmekten gurur duyduğumu belirtmeliyim..

Bitiyatro - Kirmizi Siyah Ve Cahil   (2)

Bu adam, içinde bulunduğu, zorunlu olduğu koşullara göre tavır alan, ister istemez ama maharetle kıvırıveren, kalu beladan beri kromozomlarına bencillik kazınmış, dünyevi kötülüğün önde gidip bayrak sallayanı insanın -evet evet bizim, istisnasız hepimizin- yüzüne hakikat aynasını tutarken, sinir bozucu bir gerçeklik duygusu yaşatıyor..

Yine bu adam bu oyununda, şiddetin olduğu ve hükmünü böylesine alenen sürdürdüğü sürece, ‘insani’ denen erdemlerin geçerliliğini ve de varlığını sürdürebilmesinin olanaksızlığını -sadece hatırlatmıyor- avazı çıktığı kadar da haykırıyor; “Belki böylece bir şeyleri değiştirebiliriz” umuduyla..

Bizim tiyatro dünyasına pek yansıması görülmese de- dünyanın en üretken, en önemli oyun yazarlarından olan -özellikle- ‘şiddet gösterisi’ni, toplumsal eleştirinin bir aracı olarak eserlerinde kullandığından, bir hayli tepki görüp eleştirilen Bond’u en iyi ve doğru anlayanlar -hele ki şu sıralar, dünyevi cehennemin dibine yuvarlanmamak için daha da bi debelenen- bizler olmayacağız da kim olacak allasen!?

Her şeye rağmen, “Hiç kimse isteyerek insan olmaktan vazgeçmez” sözüyle, aslında, insan denen -şu kökü kuruyasıca- yaratıktan umudunu kesmemiş olan yazar, devletlerin ve her türlü iktidar sahiplerinin her zaman yaptığı gibi ‘şiddet’i, bizzat uygulayarak değil elbette, ama tüm çıplaklığı ve de gerçekliğiyle göstererek, onu, bizi bize anlatmanın bir aracı olarak kullanıyor..

Çocukluk çağında, okulda, ailede, çalışırken, çalışmak için iş ararken, askerde robotlaşırken, ezelden ikiyüzlü insanın büründüğü tüm halleri, kara mizahı güçlü metaforik bir metin, yalın ama sağlam bir dil ve epik tiyatrovari bir üslupla anlatan bu oyunu -malum nedenlerle-  izleyemeseydim eğer, yazık olurmuş..

Maalesef- son temsiline yetiştiğim Kırmızı Siyah ve Cahil’in, Laçin Ceylan, Fatih Dokgöz ve Fehmi Karaarslan’dan oluşan kadronun müthiş performansından bahsetmesem olmazdı.. Hele ki tüm oyunu, bir mumya misali ‘kanlı’ bez şeritlere sarılı olarak ve çok başarılı bir makyajla kaplı yüzünde sadece gözleri görünerek sürdüren Fehmi Karaarslan’ı ise ayrıca kutlamalıyım..

Son tahlilde, varlığını sürdürürken, onu tehlikeye atacak şiddetten kaçınmak yerine, adeta şiddetin döktüğü kanlarla doldurulmuş havuzun içine atlayarak kendini boğmaya çalışan insanın aptallığı, ne kadar da acıdır yahu!.

Yalnız bu aptallığın da bir nedeni vardır elbet; insanı tüm gücüyle zorlayan, şartlandırarak insanlıktan çıkaran, her türlü bireyselleşme çabasını bi şekilde cezalandırarak, onu yaşayan ölülerden oluşan büyük sürünün içine katan -başta devlet olmak üzere- her türden otoritenin iktidar mücadelesidir bu..

İktidar olma duygusu ya da otorite, son derece tatmin edicidir ve bulaşıcıdır, en tepeden en aşağıya doğru kolayca yayılır; yani artık, kim kimin diktatörü olursa!.

Numan Serteli

Mümkün Mertebe'de yazar. Kötü filmlerin korkulu rüyası, mümkün mertebe genç aktrislerin sevgilisi, figüranların dert ortağı, iyilerin dostu kötülerin hasmı; nam-ı diğer: Mafya Babası

Latest posts by Numan Serteli (see all)

Paylaş