Dokun Bana, Biri Bizi Gözetliyor, Popstar, Benimle Evlenir misin, Size Anne Diyebilir miyim, Survivor-Büyük Macera… Son yıllarda ekranları dolduran televizyon şovlarından sadece birkaçı. Kiminde günlerce bir arabaya dokunmayı, kiminde bir adada hayatta kalmayı başaran (!) birinci oldu, şöhret, para, ev, araba kazandı…

Ya kaybedilenler, sihirli kutunun arkasında yaşananlar? Bu sorunun yanıtı en iyi, Horace Mccoy’un yazdığı “Atları da Vururlar” romanı anlatıyor. O yüzden de, roman, geçen günlerde Türkçe’ye çevrilerek Yeniyaz Yayıncılık tarafından yeniden yayımlandı. Sinemaya, tiyatroya, müzikale uyarlanan roman, bir belgesel niteliğinde.

Kitap, Amerika’da, 1929-30 büyük ekonomik krizinin yaşandığı yıllarda, kazananın 1500 dolar alacağı Dans Maratonu’nu konu alıyor. Günümüz televizyon şovlarının kökeni olan düşene kadar dans edilen maratondaki çıplak gerçekleri ortaya koyuyor. Yeni bir hayat, şöhret ve servet vaadiyle hedefe kilitlenmiş, mutlu sona ulaşmak için kendini kaybetmeyi, rakibini çiğnemeyi, çiğnenmeyi ve her tür eziyete katlanmayı göze almış insanların hayatını… Üstelik de, bütün bu olaylar “kahramanı ve kurbanlar”, yarışmaya katılan bir çiftin, Gloria ve Robert’in gözünden anlatılıyor. İki saatte 10’ar dakikalık molalarla, yemek yeme, traş, banyo, uyuma gibi ihtiyaçlarını karşılayan Gloria ve Robert, 38 gün yani 879 saat sonunda okyanusu seyretmek için dışarı çıkarlar. Oysa artık ne okyanusun, ne gökyüzünün eski tadı kalmamıştır onlar için. Piste, arenaya, hipodroma çıkamayacak atlar için çizilmiş son beklemektedir onları…

ROMA’NIN İZLERİ…

 

Yeniyaz Yayıncılık’tan çıkan kitabın önsözünde Zeki Coşkun, insanlar için bugün kendini var etme biçiminin “görünmek”ten geçtiğini belirtiyor. Ona göre, herkese 15 dakikalığına da olsa şöhret vaat eden “Gösteri/Oyun Çağı”ndayız. O yüzden olsa gerek, Amerika’da çıkan bu maraton, tüm dünya televizyonlarındaki programlarla küresel bir eğlenceye döndü.

“O maratonlar bugün dünyadaki hemen bütün televizyon kanallarının vazgeçilmez yarışma-şov programlarının tohumunu içinde taşır” diyor Coşkun, “Çünkü bu dans maratonları ve ondan türeyen yarışlar, gösteriler ve oyunlar, 1500 yıl önce, dönemin küresel imparatorluğu Roma’da insanların vahşi hayvanlarla, kölelerin kölelerle ‘ölüm-kalım oyunu’na tutuştuğu arena gösterilerinin günümüzdeki türevidir.”

Sakin geçen bir yaz dönemiyle bir durgunluk yaşansa da, kanalların “en çılgın”, “en heyecanlı”, “en eğlenceli” yeni programları eylülde yine ekranlarda olacak. Yani, Amerikan edebiyatında katı gerçekçilik akımının önemli isimlerinden biri olan Horace Mccoy’un bu romanı, “Beyaz Atlı Prens”lerin artık televizyonlarda arandığı bir dönemde, daha çok adından bahsettirecek, yeniden basılacak anlaşılan.

engin karabacak

Kültür Mafyası Editörü
engin@kulturmafyasi.com
engin karabacak
Paylaş