Vietnam Savaşı, en az Vietnamlılar kadar, başta Amerikalılar olmak üzere dünyanın geri kalan halklarında kalıcı izler bıraktı. Bir tarafında komünizm olsa ve diğer ülkelerdeki komünistleri heyecanlandırsa da, her savaş gibi kirli, yıkıcı ve karanlıktı.

Savaşın, insanlık üzerindeki etkisi derin olunca, bu derinlikten beslenen sanatı da etkilemesi kaçınılmaz. Vietnam Savaşı’nı ve onun izlerini anlatan birçok film izledik, birçok kitap okuduk. Ama daha önce savaş ya da başka bir konuyla ilgili Vietnamlı bir yazarın kitabını okuduğumu hiç hatırlamıyorum. “Bir iki üç, daha fazla Vietnam” sloganını duymuşsunuzdur, Türkiye’de 2000’li yıllarda bile kullanılırdı. Daha fazla Vietnam başarısı, örneği istendi, ama çok fazla Vietnam edebiyatı okunamadı. Her ne kadar küreselleşmenin nimetlerinden yayıncılık alanı nasiplense ve çevirileri yapılan ülkelerin sayısı artsa da, bazı ülkelerin edebiyatını neredeyse hiç bilmiyoruz. Oysa güçlü ya da değil, her ülkenin mutlaka okunmaya değer bir edebiyatı vardır. Üstelik Vietnam’ın oldukça sağlam ve köklü bir edebiyat kültürü olduğuna dair veriler bulunmakta.

Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da Vietnam edebiyatı çok fazla bilinmiyor. Neden olarak Vietnam edebiyatını çevirmenin oldukça zor olduğu, hatta bazı şiir ve romanları çevirmenin imkansız olduğu söyleniyor. Bu imkansızlığın istisnaları az da olsa var. Ho Chi Minh başta olmak üzere bazı Vietnamlı şairlerin diğer dillere çevrilebilmiş.

“Zordur bizde analık zanaatı.
Başka ülkelerde analar
Çiçek sevgisini öğretirler çocuklarına.
Bizde, bombalardan korunmasını da öğretmeleri gerekir.” (Şe Lan Vien)

Yukarıdaki şiirin çevirisi Eray Canberk’e ait. Kendisinin 1967 yılında basılmış Çağdaş Vietnam Şiiri adlı bir derlemesi de var. Emin olmamakla birlikte, bu şiirlerin Fransızcadan çevrildiğini tahmin ediyorum.

Kafka Kitap etiketiyle basılan Viet Thanh Nguyen imzalı Sempatizan, benim için Vietnam edebiyatı anlamında bir ilk. Ama aslında Sempatizan‘ı, yazarı Vietnamlı olsa da, tam olarak Vietnam edebiyatına dahil etmek doğru değil. Çünkü Nguyen, savaş esnasında ülkesinden kaçıp Amerika’ya yerleşen bir yazar ve İngilizce yazıyor. Daha önce Türkçeye çevirilen birkaç Vietnamlı yazarın da yine İngilizce yazdıklarını biliyoruz. Dünyanın geri kalanı da, bizim gibi, Vietnam edebiyatını, sürgünde yazılan eserlerden biliyor…

Sempatizan, ilk bakışta bir polisiye olarak değerlendirilse de, aslında herhangi bir türe ait olmayan bir eser. Yazarı Nguyen’in yersiz yurtsuzluğu, göçmen geçmişi, kitaba da sirayet etmiş. Belirli türlerin kalıplarına sığamayan, kendisini bu kalıplar, sınırlar içerisinde ifade edemeyen bir yapıya sahip.

Sempatizan, çift taraflı çalışan komünist bir ajanın Vietnam’da başlayan, Amerika’da devam eden öyküsünü anlatıyor. Yazarının geçmişinden izler taşıyan kahramanımız, görevine sürgünde de devam ediyor; ancak romanın vurucu tarafı, bu polisiye kısmından ziyade, yazarın kapkara bir mizahla bezediği mültecilik izlenimleri. Vietnam’da da bir aidiyet sorunu yaşadığını gördüğümüz kahramanımızın bu sorunu, sürgünle birlikte derinleşiyor.

“Ah, Amerasyalılar, iki dünya arasına ebediyen sıkışmış, nereye ait olduğunu asla bilmeyen Amerasyalılar!”

Sıkışmışlığın bu sancısı, her iki kültüre, o kültürlere ait değerlere ve siyasi yapıya dair özgürce bir eleştiri olanağı sunuyor aslında. Nguyen, bu olanağı sonuna kadar kullanarak, yersiz yurtsuz kahramanı üzerinden tüm aidiyet kalıplarını sorguluyor ve bu kalıplar içerisinde yaşayanlara bir boy aynası tutuyor.

“Masumiyet ve suç. Kozmik meseleler bunlar. Hepimiz bir düzeyde masum, başka bir düzeyde suçluyuz. İlk Günah da böyle bir şey değil mi?”

Mülteci kampları, zorunlu göçler, ırkçılık, işsizlik… Savaşlar ve adaletsizlik sürdükçe, yaşamaya devam edeceğimiz en önemli sorunlar. Sempatizan, acıya da gülebilmeyi başaran eğlenceli üslubuyla, halen binlerce, milyonlarca insanın yaşadığı bu devasa sürgüne içeriden, dolaysız, acımasız bir bakış olanağı sunuyor. Daha önce belirttim, bu Vietnam edebiyatı değil, bu vatansız bir edebiyat, sürgün edebiyatı. Hepimizin ve hiçbirimizin…

Sempatizan, Viet Thanh Nguyen, Çeviren Duygu Akın, Kafka Kitap, Kasım 2017, roman, 472 sayfa

Kafka Kitap, orijinal kapak tasarımına sadık kalarak Türkçeye uyarlamış. Tanıtım spotları, ödül logoları vb. bu tip ifadeci, okuru ön kapaktan yakalamaya yönelik ama yorucu kapak tarzını çok sevemesem de, bu kaotik düzende şıklığı yakaladığını belirtmeliyim. Baskı ve dizgisi oldukça kaliteli ve okuru yormuyor, gözden kaçan yalnızca birkaç dizgi hatası var. Duygu Akın’ın çevirisi ise akıcı ve pürüzsüz.

 

 

turgay özçelik

Kültür Mafyası Editörü
turgay@kulturmafyasi.com
Paylaş