Ataol Behramoğlu‘nun, Aziz Nesin ile ilgili anı, düşünce ve yorumlarını, Aziz Nesin’in kendisine gönderdiği mektuplarla birlikte yayımladığı Aziz Nesin’li Anılar, Tekin Yayınevi tarafından tekrar basıldı.

Aziz Nesin’li Anılar’da çok seçkin ve özgün bir aydınımızın kişilik özellikleri, ona çok yakın olmuş bir başka aydınımızın tanıklığı ile dile getirilmektedir. Aziz Nesin ve Ataol Behramoğlu Türkiye Yazarlar Sendikası’nda birlikte çalıştılar. Birçok yurt içi ve yurt dışı etkinliğine birlikte katıldılar. Behramoğlu”nun 1980’lerde siyasi sığınmacı olarak yurt dışında bulunduğu yıllarda mektuplaştılar.

Aziz Nesin’in ölümünün hemen ertesinde yazılmış bu anılarda, bir ustayı ve ağabeyi yitirmiş olmanın derin acısını duyumsarken, büyük yazarımızı az bilinen yönleriyle de tanıyacaksınız. Polemikçi, hicivci ve savaşımcı özelliklerinin yanı sıra, bu anılarda Aziz Nesin, duygulu, romantik kimliği ile karşımıza çıkmaktadır.

Kitapta yer alan ve tümü Aziz Nesin tarafından o sırada Fransa’daki Ataol Behramoğlu’na yazılmış mektuplarda ise, iki toplumcu yazarımızın o günlerin baskı ortamındaki kişisel öyküleriyle birlikte 1980 sonrası Türkiye”sinin gerçekçi bir betimi görülebilir.

“Aziz Nesin büyük bir yazardır. Mizah (gülmece) yazınının dünya ölçüsünde eşsiz bir ustasıdır. Gülmece öğeleriyle duygululuğu, her ikisiyle de toplumsal işlevselliği bağdaştırmayı başarmış ender bir ustadır. Ona ilişkin anılarımı, gözlemlerimi, izlenimlerimi kimi kez eleştiriden de yoksun olmayan düşüncelerimi ve 1980’lerdeki yurt dışı sürgünümde bana gönderdiği mektupları içeren bu kitapçık, bu eşsiz insana saygımın, hayranlığımın, gönül borcumun, bir küçük kardeş olarak bağlılığımın ‘karınca kararınca’ bir ürünüdür.”

aziz_nesinli_anilar


Aziz Nesin’li Anılar, Ataol Behramoğlu, Tekin Yayınevi, Mayıs 2016, 144 sayfa


Kitaptan tadımlık bir bölüm: 

“Gözyaşlarını Kahkahaya Çevirmeyi Başaran Simyacı”

Okuduğum ilk Aziz Nesin kitabı Bursa’daki sürgünlük günlerini anlattığı Bir Sürgünün Anıları’dır. Bu kitabı okurken, gülmekten çok, gözlerimin duyguyla yaşardığını anımsıyorum. Aziz Nesin bende her zaman, hem yazar hem de insan olarak, dar anlamda bir gülmece yazarı değil, gerçek duygularını, duygululuğunu gizlemek için işi şakaya vuran, bundan sanki acımsı bir zevk alan çok duygulu bir insan izlenimi bırakmıştır. Nitekim ölümünden sonra Cumhuriyet’in “Aziz Nesin Eki”nde yayınlanan eski tarihli bir yazısında “gözyaşlarını kahkahaya çevirmeyi başaran” bir simyacıya benzetiyor kendisini… Geçen Yıl İstanbul Devlet Tiyatrosu Taksim Sahnesi’nde izlediğimiz Hadi Öldürsene Canikom’daki trajikomik son, yeterince belirgindir… Böyleyken, yapıtlarındaki bu duygusal, ya da trajikomik yönlere acaba ne ölçüde değinildi?

Yetmiş Yaşım Merhaba’yı bana Paris’e göndermişti. Mektuplarımdan birinde kitabıyla ilgili söylediklerimi, 9 Haziran 1985 tarihli mektubundaki şu sözlerle yanıtlıyor: “Tülsü’yü sevdiğine sevindim. Tülsü hepimizin sevgilisidir. ‘Çok şaşılası -belki hiç şaşılmayacak- şey, bu kitabım için, tek eleştiri çıkmadı. Sanki öteki kitaplarım için çıkmış mıydı? Gerçekten bu bana karşı güdülen yok saymayı hiç anlamıyorum. (Aslında anlıyorum da, anlamış olmaktan utanıyorum.”

Yüze yakın ya da yüzü aşkın yapıtı bulunan Aziz Nesin’in yapıtlarındaki yazınsal özellikler üstüne kendi ülkesinde yazılanların toplamıacaba tek bir kitabı doldurur mu?

Paylaş