Noter tasdikli hayatlar: “Aslı Gibidir”

*Bu yazının, söz konusu film ile ilgili sürpriz gelişmeleri ele verebileceği için, film izlendikten sonra okunması tavsiye edilir.

Abbas Kiarostami’nin yönettiği “Aslı Gibidir” (Copie Conforme),  hem içerik hem de biçim olarak sanat ile hayatın kesişme noktasında ilerleyen bir film. Sanat eserinin ve hayatın biricikliğinin sorgulandığı “Aslı Gibidir”, orijinal bir sanat eserine ve hayatın kendisine haddinden fazla anlam ve yücelik atfedildiği savını ileri sürüyor.

Filmin kahramanlarından James Miller’ın (William Shimell) yazmış olduğu filmle aynı adı taşıyan kitap (Copie Conforme), bir sanat eserinin kopyasının, orijinali ile aynı değeri, hatta daha fazlasını taşıyabileceğini söylüyor. Kopya bir eser, eser ile karşılaşmış olan öznenin onun kopya olduğu bilgisine sahip olup olmamasından bağımsız olarak, onun için özel bir anlam taşıyabilir, ve en az orijinali kadar onu olumlu ya da olumsuz etkileyebilir. Filmden bu duruma örnek olarak, Elle (Juliette Binoche) ile oğlu arasında, James Miller’ın kitabı yazmasına ilham kaynağı olan konuşması verilebilir. Miller’in tam olarak duyamadığı konuşmada, Elle’in oğlu, gördüğü bir sanat eserinin ne kadar etkileyici olduğunu söylüyor, ama Elle konuşma esnasında oğluna gördüğü eserin aslında bir kopya olduğu bilgisini vermiyor. Çocuk ile eser arasında, eserin kopya olmasına rağmen doğal bir etkileşim gerçekleşiyor.

Walter BenjaminTekniğin olanaklarıyla yeniden üretilebildiği çağda sanat yapıtı” isimli makalesinde, teknik gelişmelerin sanat yapıtının yeniden üretilmesini kolaylaştırdığını, bunun da sanat yapıtının bugüne kadar var olan durumunu devrimci bir biçimde dönüştürdüğünü savunur. Benjamin bu makalesindeki kopya kavramı, filmdekinden farklı olarak daha spesifik bir olguyu işaret etmektedir. Sanatın her zaman yeniden üretilebilir olduğunu söyleyen Benjamin, teknik aracılığıyla yeniden üretimin yeni olduğunu belirtir.

“İnsanların yapmış oldukları, her zaman yine insanlarca yeniden yapılabilmiştir. Öğrenciler sanat alanında alıştırma amacıyla, ustalar yapıtların yaygınlaşmasını sağlamak için ve nihayet üçüncü kişiler de kazanç uğruna bu türden sonradan-çalışmaları gerçekleştirmişlerdir.”

Benjamin’in bahsettiği teknik yardımıyla yeniden üretim, fotoğraf, video, ses kaydı gibi özellikler kullanılarak bir tablonun, bir konserin vb. kopyalanmasıdır. Orijinali, kopyadan ayıran temel özellik, onun biricik olmasıdır. Yapıtın zamansal ve mekansal tekliği, onun hakikiliğinin ölçüsüdür. Yeniden üretilen kopya hiçbir zaman onun bu biricikliğine, hakikiliğine ulaşamaz. Ancak kopya da, orijinalinde bulunmayan bazı olumlu özellikler barındırır. Teknik yardımıyla üretilen kopya, zoom, ağır çekim vb. teknik özellikler yardımıyla, eseri daha ayrıntılı inceleme imkanı verir. Ayrıca kopya, orijinal eserin asla ulaşamayacağı konumlara ulaşmasını sağlar.

“Her şeyden önce ister fotoğraf, ister plak aracılığıyla olsun, yapıtın izleyiciye gelmesini sağlar. Katedral, bir sanatseverin stüdyosuna gelmek için bulunduğu yerden ayrılır; bir salonda veya açık havada çalınmış olan bir koro yapıtı bir odada dinlenebilir.”

Benjamin’in, “Aslı Gibidir” filmi ile ortak yönü, yeniden üretilmiş olan sanat eserinin, orijinal eseri güncelleştireceği savıdır. Kopya eser, orijinal eseri, kopyanın özneye ulaştığı zamana mekana günceller. Kopya, sanat eserinin geniş kitlelere ulaşmasının aracıdır. Sanat eserinin yeniden üretilmesi, belki orijinalin sahip olduğu hakikiliği ve özel atmosferi yerinden oynatır, ancak o eserin daha çok insana ulaşmasına yol açar. Film, buna ek olarak, kopya eserin de, en az orijinali kadar hakiki olabileceği tezini de öne sürüyor. Bir nesnenin hakikiliği, o nesnenin varlığından ve tarihselliğinden oluşan bir gelenekler toplamıdır. Bu gelenekler toplamı, öznenin o nesneyle kurmuş olduğu ilişki ile de özel bir atmosfere sahip olur. “Aslı Gibidir” filminde, söz konusu atmosferin kopya eser ile de kurulabileceği, o yüzden bir sanat eserinin orijinal olup olmamasının, izleyen özne açısından bazı durumlarda sadece bir malumattan ibaret olabileceği söyleniyor.

Filmin sanat eseri hakkındaki bahsedilen tezleri, James Miller ve Elle arasında gelişen ilişki ile hayatın kendisi hakkında da ileri sürülüyor. Bir İngiliz olan James Miller’ın kitabının, İtalyanca çevirisinin İngilizce’den daha fazla ilgi görmesi, bir nesnenin yeniden üretilip daha geniş bir kitleye ulaşabileceğini kanıtlıyor. Elle ile James evliymiş gibi davranıp, oyun oynamaya başladıklarında, özellikle Juliette Binoche’nin muhteşem oyunculuğu sayesinde, -mış gibi yapmak ile hakikatin kendisi arasındaki ilişki, filmi izleyenler açısından neredeyse ortadan kalkıyor. Herkesin yaşamının özel olduğunu, ve eğer söz konusu bir evlilik bile olsa tarafların birbirinden sorumlu olamayacağını savunan James, hayatın herhangi bir olgusuna yüce bir değer atfetmeksizin, önemli olanın kişinin o olgu ile kurmuş olduğu ilişki olduğunu söylüyor. Her insanın hayatı birbirinden farklı ve özeldir. Her kişinin, somut olaylardan, ya da maddi nesnelerden elde ettiği his farklıdır. İtalyan şarapları Elle’i tatmin ederken, James’i iğrendirebilmekte; cafe’deki kadının erkeklerden beklentisi, Elle’inkinden farklı olabilmektedir.

Hayatın, hareketliliği ve değişkenliği nedeniyle fragmanlardan oluştuğu söylenirse, bu fragmanların her bir insanla kurmuş olduğu ilişki birbirinden farklıdır. Fragmanın hakikiliği, kişinin onunla oluşturduğu hissiyat ile ölçülür, bir başkası aynı hakikiliği kuramayabilir. Sanatçı, yaşamak için üretir, sanatsal üretim onun için yaşamak eyleminin ta kendisidir. Hal böyle olunca, sanat hayatı, hayat da sanatı dışlayamaz kendisinden. (Tersninja)

Turgay Özçelik

“Aslı Gibidir” (Copie Conforme)

Yönetmen: Abbas Kiarostami

Senaryo: Abbas Kiarostami

Yapım: Fransa – İtalya – İran, 2010, 106 dk.

Oyuncular: Juliette Binoche, William Shimell

turgay özçelik

Kültür Mafyası editörü. Okur, yazar, izler; dünyanın sonunu bekler...