Orhan Veli, Ahmet Kaya, Pilavcı ve Nalbur

Bu akşam Taksim’de bir bira içtikten sonra yürüyerek Karaköy’e indim. Karnımın açlığını bastırmaya çalışmaktan vazgeçip iskelenin yanındaki bir pilavcıya yanaştım. Bir tabak pilav bir bardak da ayran alıp banklardan birine oturdum. Sarayburnu manzarasına karşı pilavımı kaşıklarken bir yandan da mp3 çalarımdan Müşvik Kenter’in sesinden Orhan Veli şiirleri dinliyordum.

Pilavcı da bir süre sonra yanıma oturdu. Konuşmadan manzarayı seyrediyordu benim gibi. Pilavım bittikten sonra sigara paketimi çıkarıp bir sigara da ona ikram ettim. Bir bocaladı, alıp almamakta kararsız kaldı. Sonra teşekkür edip aldı bir tane. Ben çakmağımı çıkarana kadar çoktan hem benimkini hem kendininkini yaktı.

“Çay söyleyeyim, içer misin abi” dedi.

“İçerim” dedim, “söyle”

Bir ıslık, peşine:

“Rasim abi iki çay!” diye bağırdı. Rasim abi elinde termosuyla geldi. Plastik bardaklara çay koymaya hazırlanırken uyardı pilavcı,

“Cam bardağa koy, abi yabancı değil.”

Çayların ücretlerini ödemek için elimi cebime attığımda çok bozuldu pilavcı,

“Benim ikramım abi, sen rahat ol” dedi.

Konuşmadan bir müddet daha baktık Sarayburnu’na. Sonra,

“Orhan Veli bilir misin?” dedim.

Hayır, anlamında kafa salladı. Kulaklığın birini çıkarıp uzattım pilavcıya. Biraz tedirgin alıp taktı kulağına. Sonra başa alıp tekrar çalmaya başladım Müşvik Kenter’in sesinden “İstanbul’u dinliyorum” şiirini. Daha şiirin yarısına gelmeden sıkıldığını fark ettim. Kaçmak istiyor da ikram ettiğim sigaranın hatırına kalkamıyormuş gibiydi. Şiiri durdurup, bir Ahmet Kaya şarkısı açtım. “Macera”… O da bir Orhan Veli şiiriydi, şimdi ortak dili tutturmuştuk. Orhan Veli, Ahmet Kaya, pilavcı ve nalbur aynı hikâyedeydik. Şarkı bittiğinde,

“Abi vapuru kaçırdın” dedi.

“Fena mı oldu? Her gün bir şeyleri kaçırmamak için ne güzelliklerini kaçırıyoruz bu şehrin”

Öylece baktı. Hafifçe başıyla onayladı sonra. Ben kalkıp iskeleye yürüdüm, o da pilav tezgâhının başına döndü.

Latest posts by engin karabacak (see all)

BUNLARI DA SEVECEKSİNİZ!..